in

Çukurova Üniversitesi Ekonometri Bölümünde asistanlık yapan Dr. Mehmet Fatih Tıraş intihar etti.

Çukurova Üniversitesi Ekonometri Bölümünde asistanlık yapan Dr. Mehmet Fatih Tıraş intihar etti.

Çukurova Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri Bölümünde asistanlık yapan, doktorası bitince 50/D uyarınca işten atılan Dr. Mehmet Fatih Tıraş intihar etti.

SENDİKADAN AÇIKLAMA

Tıraş’ın üyesi olduğu Eğitim Sen Adana şubesi yaptığı açıklamada “Çukurova Üniversitesinde Barış İmzacısı üyemiz Arş.Gör. Mehmet Fatih Traş, Barış imzacısı olduğu için görev süresi uzatılmadığı ve birçok üniversite tarafından kabul edilmediğinden geçirdiği psikolojik travma nedeniyle yaşamına son vermiştir. Başta ailesi, dostları olmak üzere tüm eğitim ve bilim emekçilerine başsağlığı diliyoruz.  Cenazesi 25 Şubat Saat:16.00’de Kabasakal Mezarlığına Defnedilecektir.” ifadelerini kullandı.

HABERİ PAYLAŞ… ONU TANIYANLAR HIZLA HABERDAR OLSUN
[Tweet “Çukurova Üniversitesinde asistanlık yapan Dr. Mehmet Fatih Tıraş intihar etti. “]  

İntihar eden akademisyen Mehmet Fatih Traş’ın hocasına son mektubu…

Çukurova Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’ndeki dersleri alınan ve ardından intihar eden Dr. Mehmet Fatih Traş’ın bir hocası tarafından ‘PKK sempatizanı’ olarak suçlandığı ortaya çıktı. Traş’ın hocasına yazdığı mektubunun yanı sıra, yakın arkadaşı Lütfü Uçal, “Bu intihar bir politik cinayettir” dedi.

Barış İçin Akademisyenler imzacısı Dr. Mehmet Fatih Tıraş işten atıldıktan sonra okuldaki bir hocasına yazdığı mektupta yaşadıklarını anlattı.

Mektupta şu ifadeler yer alıyor:

Hocam merhabalar yeniden

Hatırlayacağınız gibi birkaç hafta önceki mesajlaşmamızda fakülteden üç ders için görevlendirme aldığımı, bu yolla hem fakülte ile bağımı koruyup hem de ders verme deneyimi kazandığımı ifade etmiş idim.

Ancak geçen hafta olan fakülte kurulunda hocalardan birinin Beşiktaş’taki TAK saldırısından hareketle Türkiye’nin çok hassas günler geçirdiğini, benim Barış İçin Akademisyenler bildirgesinde imzamın olması müsebbibi ile PKK sempatizanı olduğumu ve dolayısıyla bu üç ders için yapılan görevlendirilmelerin iptal edilmesi gerektiğini önerdiğini öğrendim. Buna cevaben Dekan’ın konuyu Rektörlük’e sorduğunu, Rektörlük’ün ise benim fakültedeki görevlendirmemi sakıncalı bulduğunu söylediğini ve gerekeni yapması için Dekanlık’a telkinde bulunduğu bilgisini edindim.

Sonuç olarak gerekçesi ‘görülen lüzum üzerine’ olan bir fakülte yönetim kurulu kararı ile derslerim elimden alındı. Dekan ile yaptığım görüşmede iddianın ispata muhtaç olduğunu, hakkımda açılmış hiçbir dava ve soruşturma olmamasına rağmen dönemin bitimine üç hafta kala alınan bu karar gelecekte başka üniversitelere yollayacağım kadro başvurularında beni çok zor duruma düşüreceğini söylesem de…

“Bu intihar bir politik cinayettir”

Mehmet Fırat Traş’ın yakın arkadaşı olan Lütfü Uçal, arkadaşının yaşama vedasının ardından yazdığı yazıda, Traş’ın intiharının aynı zamanda bir politik cinayet olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

Onuru için kendine kıyan bir insan evladı: Mehmet Fatih Traş… Genç bir insan, sevgi dolu, naif…. Alçakgönüllülüğü ile en sıradan insanı utandıran cinsten… Sanata, bilime ve insana dair ne varsa bitip tükenmek bilmeyen bir merak ve coşkuyla yaşadı. Aynı zamanda genç bir akademisyendi… 25 Şubat 2017 gününün ilk saatlerinde sessiz sedasız çekilip gitti aramızdan. Çekip giderken kimseye bir laf etmedi. Çıkışsızlığını gün be gün gösterse de en yakınındakilere, o derin sessizliğin böyle bir sonuca varacağını tahmin edemedi hiç kimse. Birkaç arkadaşına elveda demekle yetindi….

Bu intihar aynı zamanda politik bir cinayettir. Bu yazı en yakınındaki arkadaşlarından biri tarafından bu gerçeği göstermek için yazılıyor. Fatih, Barış için Akademisyenler tarafından yazılan Barış Bildirisinin imzacılarından biri. Tam doktorayı bitirmek üzereyken attığı bu imzanın bedelleriyle ilk günden itibaren karşılaşmaya başladı. Çevresinde değer verdiği “hocaları” bu imzayı önce atmaması, devamında geri çekmesi için defalarca dostça nutuklar çektiler. Hepsine gülüp geçti… Sonra tüm güçlüklere rağmen doktorasını bitirdi. Artık İktisat ve Ekonometri alanlarında uzmanlığını kanıtlamış bir Doktor olmuştu.

Önce doktora derecesini aldığı Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde bir iş arayışı oldu. Tüm rektörlerin doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla hizaya girdiği bir ortamda Fatih’e kadro vermek pek göze alınacak bir karar değildi. Bir şekilde Fakülte Fatih’e ücretli ders ayarladı. Onun için attığı imzanın bedellerini ödemek çok da mühim değildi. Mühim olan dost yüzlü dost gülücüklü insanlarla bu bedelleri öderken karşı koyabilmekti. O yüzden, ilk defa kendi adına açılan ve tek başına yönettiği 3 derse emek vermek belki de mesleki anlamda en keyif aldığı işti. Tüm heyecanı ve coşkusuyla öğrencilerine yoğunlaşmışken dönemin ortasında bir anda tuhaf bir gelişme oldu. Fakülte Kurulu toplanıp Fatih’in üstlendiği ders verme görevine son vermişti.

Peki gerekçe neydi?

Gerekçe yoktu! Kağıtlara “görülen lüzum üzerine” yazmakla yetindiler. Attığı imzanın ilk ağrı bedeli ile karşı karşıyaydı. Sakın yanlış anlaşılmasın burada Fatih’i üzen şey derslerden aldığı “üç kuruşun bile altındaki” para değildi. Onu üzen şey tüm ısrarlarına rağmen üç dersin – ve o dersi alan öğrencilerin – yarı yolda bırakılmasıydı. “En azından dönemin bitmesini bekleselerdi” demekle yetindi. Bu kararda sorumluluk Fakülte Kuruluna aitti. Kurula öneriyi getiren “hoca” toplantıda ısrarla Fatih’in “terörist” olduğunu iddia etti. Kendisine kaynağı sorulduğunda ise gizli polisi ima etti. Ama Fatih’in onurunu esas kıran nokta, güvendiği ve dost bildiği “Hoca”larının bu kararı kendisine tüm açıklığı ve gerçekliğiyle izah etmekten imtina edişi oldu.

Takip eden ayların Fatih için zorlu geçeceği artık sır değildi. Çok geçmeden Mardin Artuklu Üniversitesi’nden bir dostu Fatih’i Fakülteye önerdi. Fakülte telefonla iletişim kurup Fatih’in “tam da aradıkları eleman” olduğunu söylediler. Yine heyecanlandı, yine umutlandı. Daha 2 gün geçmeden çalan telefonunu Mardin Artuklu Üniversitesinden bir görevli arıyordu. Görüşme çok kısa geçti. Yine “görülen lüzum üzerine” böyle bir atamanın yapılmasının olanaksız olduğunu anlatıyordu karşıdaki ses. Çok geçmeden İstanbul Aydın Üniversitesi’ne başvurdu Fatih. Mütevelli Heyeti, Rektör Yardımcısı, Fakülte Dekanı çok etkilenmişlerdi Fatih’in özgeçmişinden. Vereceği dersleri uzun uzun konuştular. Alacağı ücret konusunda da anlaşıp kontrat imzaladılar. Hatta kendine ev bak İstanbul’dan dediler. Yine çok heyecanlıydı. Artık mesleğini icra edebileceğine inanmıştı. Sonra yine yetkili biri aradı ve Fatih’in “maalesef terörist” olduğunu ima etti.

En çok da Toros Üniversitesi’ne içerledi Fatih. Türlü sınavlar, mülakatlar ve seremoniler neticesinde aradıkları “adamı” bulmuşlardı. Hatta yakında başlayacağı bölümün ders programını, ders içeriklerini vb. bile hazırlattılar. Ama o göreve başlayacağı “yakın tarih” bir türlü gelmedi. Son dönemde doktorasını aldığı Çukurova Üniversitesi’nde bir proje kapsamında çalışıyordu. Üzerindeki baskıya, aşağılanmaya ve hedef gösterilmeye rağmen hep o biricik hedefine ilerlemeye çalıştı. Ama olmadı.. olamadı… İntihar insanlık tarihinde hep anlaşılmayan-anlaşılamayan bir davranış olarak kalmıştır.

Tıpkı aşk gibi, sevgi gibi…

Ola ki “bunalıma girdi intihar etti” derlerse, emin olun ki yalan söylüyorlar! Fatih katledildi! Politik iktidar aldı aramızdan en değerlilerimizden birini… Hesabı sorulacak…

Paul Eluard’ın Gabriel Peri’ye yazdığı şiirle hatırlayacağım seni çocuk…

Haber sunumunu nasıl buldunuz? Puanlayın !..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIPHY App Key not set. Please check settings

Kayseri Kocasinan’da hareket halindeki otomobile av tüfeğiyle ateş açılması sonucu Salih Soylu yaşamını yitirdi

ŞANLIURFA’lı bestekar Abdullah Balak hoca vefat etti.