Alperen Sakin (3) İzmir Çiğli’de anaokulu servis aracında unutulması sonucu öldü. Olay, Çiğli ilçesindeki bir özel anaokulunda meydana geldi.
Çiğli ilçesinde yaşayan üç çocuk sahibi Serkan ve Buket Sakin çifti, en küçük çocukları Alperen’i dün saat 07.30’da özel bir anaokuluna göndermek için okul servisine bindirdi. Okula ulaşan servisin şoförü ve hostesi, tüm öğrencilerin indiğini zannederek arabayı kilitledi.
Gün içinde okula gelmediği fark edilen Alperen’in servis aracında kilitli kaldığı anlaşıldı.
Minik Alperen ardından da servis aracında unutuldu. Aradan dakikalar geçerken, minik Alperen servis aracında baygın halde bulundu ve okul içerisine alındı. Hemen minik Alperen’in ailesine haber verilirken, apar topar okula gelen baba Serkan Sakin, oğlunu hemen Medical Park Hastanesine kaldırdı. Hastaneye kaldırılan minik Alperen, dakikalarca kalp masajı yapıldı ancak hayata döndürülemedi. 3 yaşındaki çocuğun ölümü herkesi yasa boğdu.
Şahin’i ana okuluna götüren servisin şoförü T.İ. ile hostesi D.K, ifadesi alınmak üzere gözaltına alındı. Gözaltına alınan şahıslar emniyetteki işlemlerinin ardından “taksirle ölüme sebebiyet vermek’ suçlamasıyla adliyeye sevk edildi. İzmir İl Milli Eğitim Müdür Ömer Yahşi, sabah olayı duyar duymaz müfettiş görevlendirdiklerini, olayı tüm yönleriyle araştırdıklarını söyledi.
Gözyaşlarıyla defnedildi
Alperen Sakin için Hacı Alaaddiin Top Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Cenazede, baba Serkan Sakin ve anne Buket Sakin gözyaşlarına boğuldu. Baba Serkan ve anne Buket Sakin’in ayakta durmakta güçlük çekti. Minik Alperen’in cenazesi, ikindi namazına müteakip Ulukent mezarlığına defnedildi.
Olayla ilgili aynı okulda çocukları eğitim gören vatandaşlarda gözyaşlarına boğuldu. Vatandaşlar, olayın titizlikle araştırılması gerektiğini belirterek, kendilerinin de çocuğun servis aracında unutulduğunu duyduklarını söyledi.
GÜNCELLEME 17.08.2017 SAAT: 11.45
İzmir’in Çiğli ilçesinde, kreş servisinde unutulduğu için havasızlıktan hayatını kaybeden 3 yaşındaki Alperen Sakin’in ölümüyle alakalı kreş yetkililerinin ilk ifadelerinde yalan söyledikleri ortaya çıktı. Alperen’in uyku saatinde uyuduğunu ve bir daha uyanmadığını söyleyen okul yetkilileri, polisin ısrarlı sorgusu sonrasında gerçeği açıkladı. Öte yandan 64 yaşındaki dedesi Sabahattin Sakin, olayın yaşandığı kreşin önüne gelerek, “Torunumu öldürdünüz, torunumu bana geri verin” diyerek feryat etti.
Olay, Salı sabah saatlerinde Köyiçi Mahallesi’nde meydana geldi. Kurumsal bir firmada gayrimenkul danışmanı olarak çalışan Serkan Sakin ile elektronik mühendisi olan ve çalışan Buket Sakin çifti, 3 yaşındaki oğulları Alperen’i kreşi dört ay önce aylak 800 TL ödeyerek kreşe yazdırdı. Salı günü çocuklarını götürmek üzere okul servisine bindirdi. Servis şoförü 47 yaşındaki T.İ. ile rehber personel 18 yaşındaki D.K., Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Çiğli Özel Sevgi Yumağı Anaokulu’na geldiklerinde öğrencileri indirmeye başladı. Rehber personel D.K., bu sırada ağlayan bir öğrenciyi alarak okula girdi.
SAATLER SONRA FARK ETTİLER
Serviste uyuyan Alperen’i fark etmeyen şoför aracı, okulun yanında bulunan ve otopark olarak kullanılan boş arsaya çekti. Öğle yemeğinde Alperen’in yokluğunu fark eden öğretmenler, okulu ve bahçesini aramaya başladı. Öğretmenlerin çabası yetersiz kalınca okulun güvenlik kameraları incelendi. Görüntüleri izleyen okul yönetimi Alperen’in okula hiç girmediğini gördü. Bunun üzerine okul servisine bakan görevliler minik Alperen’i sabah oturduğu koltukta hareketsiz halde bulunca Karşıyaka’da özel bir hastaneye kaldırıldı. Ancak minik Alperen’in havasızlıktan öldüğü anlaşıldı.
POLİSİN ISRARI GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARDI
Olayı aileye “Alperen bayıldı hastanedeyiz acil gelmeniz gerekli’ diye veren okul yönetiminin polise ilk ifadelerinde olayı sakladıkları öğrenildi. Polise verilen ifadelerde, Alperen’in uyku saatinde uyutulduğu ve bir daha uyanmaması üzerine hastaneye götürüldüğü söylendi. Ancak ifadelerden şüphelenen ve duyum alan İzmir Emniyet Müdürlüğü cinayet büro ekiplerinin ısrarlı sorgusu sonrasında Alperen’in kreş servisinde unutulduğu için öldüğü ortaya çıkarıldı. Okul müdürünün aynı zamanda eşi olan servis şoförü T.İ., ifadesinde sabah 7.30’da Alperen’i evinden aldığını, Alperen’in serviste yolculuk sırasında uyuduğunu, okula geldiklerinde ise başka bir çocuğun ağlaması üzerine onunla ilgilendikleri için Alperen’i unutmuş olabilecekleri söylediği öğrenildi. T.İ. ayrıca Alperen’in okulda olmadığını fark ettikleri andan itibaren aramaya başladıklarını anacak sonuç çıkmaması üzerine en son servise 16.30 gibi baktıklarını ve Alperen’in cansız bedenini bulduklarını söyledi.
Diğer şüpheli D.K. ise ifadesinde Alperen’in kemeri bağlı bir şekilde uyuduğunu, kreşe geldiklerinde öğrencileri dikkatli bir şekilde indirdiği sırada bir öğrencinin ağlamaya başladığını ve onu kucağına alarak okula götürdüğünü söyledi. Gerçeği ortaya çıkaran polisler, servis şoförü T.İ. ile rehber personel D.K.’yi gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından iki şüpheli ‘Taksirle ölüme sebebiyet vermek’ suçlamasıyla adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden T.İ. tutuklanırken, D.K. savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
KREŞ 3 GÜN KAPANDI
Öte yandan minik Alperen’in yaşamını yitirdiği kreş yetkililerinin suskunluğu devam ederken, kreşin kapısına “Kreş 3 gün süreyle kapalıdır” yazısı asılarak eğitime ara verildiği duyuruldu. Kreş Facebook adresinden bugün sabah saatlerinde siyah kurdele ile ‘Yastayız’ paylaşımı yaptı. Öğrenci velileri ve vatandaşlar, paylaşımın altına tepki ve eleştiri yüklü mesajlar yazdı. Okulu sorumsuzlukla suçlayan vatandaşlar, okulun kapatılması istedi. Paylaşıma yorum yapan bir kadın ise olayın yaşandığı gün kreşin bahçesinde doğum günü kutlandığını belirterek, Alperen servis içinde can çekişirken, doğum günü kutlandığını öne sürdü. Kreşin önündeki sessizliği ise minik Alperen’in dedesi Sabahattin Sakin’in feryatları böldü. Kreşin önüne gelen dede Sakin, “Torunumu öldürdünüz, torunumu bana geri verin” diyerek feryat etti. Kalp hastası olan Sakin, ayakta durmakta zorlanırken, “Torunumu dün toprağa verdim. Onu subay elbisesiyle görmek varken kefeni giydirdiler. Onu toprağa yakıştıramadım. Keşke ben ölseydim. Torunum, Alperen’im. Torunumu öldürenlerin idamı istiyorum. Küçücük çocuk nasıl unutulur. Hiç mi vicdanınız yok” dedi.
GÜNCELLEME 17.08.2017 SAAT: 14.25
İzmir’in Çiğli ilçesinde, 3 yaşındaki Alperen Sakin’in servis aracında unutularak havasızlıktan hayatını kaybetmesi üzerine, İzmir Otobüsçüler ve Umum Servis Araçları İşletmecileri Esnaf Odası Başkanı Hasan Basri Bostancı açıklamada bulundu. Bostancı, “Okul servisi olarak kullanılan söz konusu aracın hiçbir belgesi yok, araç korsandır” dedi.
‘SERVİS ARACI, KORSANDIR’
Servis aracında unutularak hayatını kaybettiği iddia edilen minik Alperen’i taşıyan aracın korsan olduğunun söyleyen İzmir Otobüsçüler ve Umum Servis Araçları İşletmecileri Esnaf Odası Başkanı Hasan Basri Bostancı, “Öncelikle şunun altını çizmek istiyorum küçük Alper bir servis aracında değil korsan bir servis aracında unutuldu. Biz yıllardır korsan servisler ile mücadele veriyoruz. Bu konuda da devlet büyüklerini, yetkilileri defalarca uyardık. Bu konuda artık harekete geçmenin zamanının geldiğini düşünüyorum. Anaokulu, etüt merkezleri, kreşler gibi yerlerin servis taşımacılığı yapması engellenmeli. Servis taşımacılığını, servis taşımacılığı yapan eğitim almış arkadaşlar yapmadığı zaman maalesef böyle acı örneklerle karşılaşıyoruz. İnşallah bu olaydan bir ders alınır ve böyle bir olay bir daha yaşanmaz. Biz buradan tekrar korsana “hayır” diyoruz. Ayrıca servis araçları rant olmaktan çıkarılmalı ve minik Alper’in ölümüne sebep olan aracın korsan olduğu her taraftan anlaşılıyor” diyerek aileye başsağlığı diledi.
GÜNCELLEME 17.08.2017 SAAT: 15.45
Alperen Sakin’in ölümünden sorumlu tutulan kreşe tepkiler dinmiyor. Kreş önünde toplanan aileler ve çok sayıda kişi, kreş yönetimine olayı saklamaya çalıştığı iddiasıyla tepki gösterdi. Çocuğunu aynı kreşe gönderen Berat Hayta, “Bu sorumsuzluğu kabul etmek mümkün değil. Olay affedilmeyecek bir olay. Bir çocuğun 8 saat bir arabada unutulması normal bir durum değil. Çok acı çektiren bir durum. Çocuğun ölümünü gizlemeye çalışmaları, soğukkanlı davranmaları çok korkutucu. Biz bunların mutlaka ceza almasını istiyoruz. Bu herkesin çocuğunun başına gelebilir. Bunların içeri girmesi ve çıkmaması lazım” dedi.
Kreşe kızını gönderen bir başka anne Meral Kuman, “Benim çocuğumda o kreşe gidiyor. Olayın yaşandığı gün serviste 10 çocuk vardı. Ben bunu biliyorum ancak onlar bilmiyorum. Sertifikasının olmadığı yönünde duyumlar var. Aşçıymış, başkasının sertifikasıyla çalışıyormuş” diye konuştu. Kreş görevlilerinin Alperen’i örtüye sarılı olarak hastaneye götürüldüğü gördüğünü ifade eden Gülçin Tomruk, “Olayın yaşandığı gün Alperen bir öğretmenin kucağında örtüye sarılı halde önce servisten indirilip okula sokuldu. Daha sonra ise yine aynı şekilde akşam saatlerinde hastaneye götürüldü. Hastaneye giriş saatini 17.11 olarak göstermişler. Ancak saat 20.00 gibi götürdüler. Olayın üstünü örtmeye çalıştılar” dedi. Bazı öğrenci velileri okul müdürünün kreşin karşındaki evinde olduğunu iddia ederek kapıyı açmasını istedi. Öfkeli aileler kapının açılmaması üzerine binadan ayrıldı.
GÜNCELLEME 17.08.2017 SAAT: 18.50
Öte yandan Çiğli ilçesinde yaşayan üç çocuk sahibi Serkan ve Buket Sakin çiftinin evinde yas var. Üç yaşındaki en küçük çocuklarını kaybeden acılı aileyi komşuları ve yakınları yalnız bırakmadı. Aileyi teselli etmek isteyen sevenleri, çiftin evine gelerek taziyelerini iletti.
Baba Serkan Sakin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, olayın detaylarını İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinden gelen ekiplerin anlattığını belirtti.
Alperen’in sabah 07:30’de annesi tarafından servise bindirildiğini söyleyen Sakin, “O gün kreşe gelen çocuklardan birinin doğum günü kutlaması varmış, içeriyi süslemişler. Servisten inerken çocuğun birinin acil tuvaleti geldiğinden ilk başta servis annesi onunla ilgilenmek için önce onu indirmiş. Servis şoförüne de çocukları indir demiş. Servis şoförü de çocuklar nasıl olsa indi diye kontrol etmeksizin aracı güneşin altına park etmiş. Çocuğum kemeri bağlı bir şekilde aracın içinde akşam 16:30’a kadar çırpınarak hayata gözünü yummuş.” dedi.
Baba Sakin, oğlunun neşeli ve zeki bir çocuk olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:
“Alperen dünya tatlısı bir çocuktu. Hareketliydi, laftan sözden anlayan, okula gitmeden yazı yazmaya başlayan, resim yapan bir çocuktu. Oyuncağı, küçük köpeği bize hatıra kaldı ama asıl kalbimdeki yeri kaldı. Allah hiçbir anne babaya bir daha yaşatmasın. Şu anda ben inanıyorum ki benim masum ve günahsız olan oğlum Peygamber Efendimizin yanında.”
‘Oyuncakları hatıra kaldı’
Anneanne Elmas Atalay da torunun kıyafetlerinin ve oyuncaklarının kendilerine hatıra kaldığını belirterek, “Çok neşeli ve hareketli bir çocuktu. En çok gitarıyla ‘tombik’ adını verdiği oyuncağını severdi. Bununla beraber yatar, bunu her yere gezdirirdi. Abisiyle beraber oynarlardı. Bir de oyuncak atı vardı onunla evin içinde oradan oraya koşturup dururdu.” diye konuştu.
GÜNCELLEME 09.11.2017 SAAT: 19.30
İzmir Çiğli’de, 3 ay önce kreş servisinde unutulan 3 yaşındaki Alperen Sakin’in ölümüne neden olmakla suçlanan ve olayın ardından tutuklanan servis şoförü T.İ. ve okul müdürü Y.İ.’nin de aralarında bulunduğu, 4’ü tutuksuz 6 sanık hakkında, Karşıyaka 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde ‘bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek’ ve ‘suç delillerini yok etmek’en, 5 yıldan 14 yıla kadar değişen hapis cezası istemiyle açılan davaya başlandı. Duruşma öncesi açıklama yapan acılı baba Serkan Sakin, “Biz yargımıza güveniyoruz” dedi.
Çiğli Köyiçi Mahallesi’nde geçen 15 Ağustos’ta meydana gelen olayda, Serkan Sakin ile Buket Sakin çiftinin, 3 yaşındaki oğulları Alperen Sakin, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Çiğli Özel Sevgi Yumağı Anaokulu’na götürülmek üzere 47 yaşındaki servis şoförü T.İ. ile rehber personel 17 yaşındaki D.K.’ya teslim edildi. Öğrenciler indirildiği sırada D.K., ağlayan bir öğrenciyi alarak okula girdi. Serviste uyuyan Alperen’i fark etmeyen şoför, aracı okulun yanında bulunan ve otopark olarak kullanılan boş arsaya çekti. Alperen’in kreşte olmadığını öğle yemeğinde fark eden öğretmenler ile görevliler, okul ve bahçesini aramaya başladı. Aramadan sonuç alınamayınca okulun güvenlik kamera kayıtları incelendi. Görüntüleri izleyen okul yöneticileri ve öğretmenler Alperen’in okula hiç girmediğini gördü. Bunun üzerine okul servisine bakan görevliler, minik Alperen’in, sabah oturduğu koltukta cansız bedenini buldu. Okul yöneticileri polise verdikleri ilk ifadelerinde gerçeği sakladı, Alperen’in uyku saatinde uyutulduğu ve bir daha uyanmaması üzerine hastaneye götürüldüğü söylendi. Bu durumdan şüphelenen polis, bir görevlinin ifadesinden yola çıkarak olayı aydınlattı. Alperen’in kreş servisinde unutulduğu için öldüğü ortaya çıkarıldı. Soruşturma kapsamında servis şoförü T.İ. ile okulu müdürü Y.İ. tutuklandı.
Tüm Türkiye’de tepkiye neden olan olay sonrasında soruşturmayı yürüten savcı, tutuklu sanıklar servis şoförü T.İ., okul müdürü Y.İ., tutuksuz sanıklardan servis görevlisi D.K., mesul müdür B.G. hakkında ‘bilinçli taksirle ölüme neden olmak’, ‘Suç delillerini yok etmek’ suçlarından toplam 14’er yıl hapis cezası istendi. Öğretmen A.G. hakkında taksirle ölüme sebebiyet vermekten 6 yıla kadar hapis cezası, okul çalışanı A.S. hakkında ise suç delillerini yok etmekten 5 yıla kadara hapis cezası istendi.
Karşıyaka 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk duruşmasına bugün öğleden sonra başlandı. Duruşma öncesi adliye önünde basın mensuplarına açıklama yapan küçük Alperen’in babası Serkan Sakin, şöyle dedi:
“Bu Alperen Sakin’in ölümüyle ilgili ilk duruşma. Biz yargımıza güveniyoruz. Allah’tan dileğimiz emsal bir karar çıkması. Bundan sonra Türkiye Cumhuriyeti toprakları içerisinde yaşayan bütün çocuklarımız ve gelecek bütün çocuklar için emsal bir karar çıksın. Bundan sonra hiçbir Allah’ın kulu bir çocuğun canını yakmaya, bir annenin babanın gözyaşını dökmeye cüret gösteremesin. Bizim derdimiz, çabamız, bütün savaşımız bundan ibaret. Bugün bizi yalnız bırakmayan basın yayın organlarına da ve bizi yalnız bırakmayan halkımıza da çok çok teşekkür ediyoruz. Sağolsunlar var olsunlar. Birazdan duruşma başlayacak ve içeriye gireceğiz. İnşallah hayırlısıyla sonunda güzel bir karar çıkacak. Dileğimiz temennimiz bu.”
Alperen’in ölümünün ardından servislere yönelik denetimlerin arttığını, uyuşturucu madde alıp da sızan servis şoförüne bile rastlandığını, ölümle sonuçlanmasa da yine serviste unutulan çocuklar olduğunu hatırlatan Serkan Sakin, “Kızım Yaren Sakin’in bu konuda geliştirmiş olduğu bir proje var. Çok basit ve maliyeti çok düşük bir proje. Dikkate alınsın istiyoruz. Bundan sonra hiçbir annenin babanın gözyaşı akmasın, hiç kimsenin de canı yanmasın istiyoruz” diye konuştu.
Minik Alperen’in Ölümüne Neden Olanların Yargılanmasına Başlandı
Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasına unutulduğu servis aracında ölen Alperen’in babası Serkan Sakin, annesi Buket Sakin, tutuklu sanıklar Y.İ. eşi T.İ., tutuksuz sanıklar D.K., A.G. ve tarafların avukatları katıldı.
SANIKLAR SAVUNMA YAPTI
Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasına unutulduğu servis aracında ölen Alperen’in babası Serkan Sakin, annesi Buket Sakin, tutuklu sanıklar Y.İ. eşi T.İ., tutuksuz sanıklar D.K., A.G. ve tarafların avukatları katıldı. Diğer iki tutuksuz sanık okul çalışanı A.S. ve mesul müdür B.G. ise gelmedi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı ile İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü avukatı da duruşmaya müdahil oldu. Ayrıca duruşmaya AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekilli Hamza Dağ, MHP İzmir İl Başkanı Necat Karataş, AK Parti İl Başkanı Bülent Delican izleyici olarak katıldı.
Duruşmada önce sanık ve tanıkların kimlik tespiti yapıldı. Duruşmada ilk savunmayı yapan servis şoförü T.İ., “Olayın yaşandığı gün sabah D.K. ile servise çıktık. O sabah 10 öğrenciyi topladık. Alperen’i D.K. annesinin kucağından alarak serviste 5’inci sıraya oturtarak kemerini bağladı. Daha sonra öğrencileri toplayıp okula döndük. Aracı yan taraftaki alana park ettim. D.K. kapıyı açıp tek tek öğrencileri indirdi. O esnada A.G. okulun kapısından çıktı. Öğrencileri kapıda A.G. karşılardı. D.K.’ya ‘Öğrenciler indi mi’ diye sordum. O da ‘Evet ağabey herkes indi’ dedi. Kapıyı çekerek kilitledim. Daha sonrada ekmek almak için markete gittim. Öğleden sonra da servis listesini hazırladım. Bu sırada D.K. ile N.A. yanımdaydı. Listeyi kontrol ediyordum. Sıra Alperen’e geldiğinde N.A. ‘Alperen bugün hiç gelmedi ki’ dedi. D.K. ise ‘Hayır onu biz sabah aldık’ dedi. Ben de sabahaldığımızı söyledim. Bunun üzerine bütün sınıflara, odalara bakılmasını istedim. Bir süre sonra N.A. gelerek Alperen’in hiçbir yerde olmadığını söyledi. Servisin anahtarını vererek servise bakmalarını söyledim. Birkaç dakika sonra da Alperen’i N.A. ve aşçımız içeri getirdi. Ben de eşimi aradım. Evimiz okulun karşısındaydı. Hemen geldi ve ‘Ambulansa haber verdiniz mi’ diye sordu. Alperen’in o halini görünce N.A. ile birlikte Alperen’i alarak hastaneye götürdüler. Eşim beni aradı ve velilerin okula gelebileceğini ve kamera kayıtlarını isteyebileceğini söyleyip kamera kaydını kapatmamı istedi. Ben de kameranın fişini çektim” dedi.
Alperen Sakin’in ailesinin avukatlarının, ‘Hastanede A.G.’nin yalan ifade vermesi yönünde telkinlerde bulunulmasıyla ilgili sorunun sorulması üzerine T.İ., “A.G.’yi yönlendirme gibi bir durumum söz konusu değil” diye cevap verdi. T.İ.’nin emniyetteki ifadesinde 15.30’da Alperen’in olmadığını fark ettiğini söylemesi ve hastaneye giriş saatinin 17.20 olması hatırlatılarak Sakin ailesinin avukatının, “Bu kadar zaman ne yaptınız. 1 saat 50 dakika boyunca neden ambulans çağırmadınız” sorusu üzerine ise “N.A. Alperen’i içeri getirdi. Aşçımız Tülay hanım yüzüne su serpti. Ben de eşimi aradım. O gelince zaman kaybetmeden hastaneye götürdüler” yanıtı verdi.
Ardından savunmasını yapan T.İ.’nin eşi ve aynı zamanda okulun işletmecisi Y.İ. olay günü hasta olduğu için evde olduğunu belirterek, “Ben okulun işletmecisiyim. Rahatsız olduğum için evde dinleniyordum. O gün bir doğum günü vardı. Öğrencinin velisi çağırdığı için 1 saat kadar okulda kaldım ve sonra tekrar eve döndüm. Bu durumu veliler de biliyor. Uyuyup kalmışım. Daha sonra eşim aradı. Hemen okula koştum. Alperen yerde yatıyordu. N.A.’ya ‘Ambulansı arayan oldu mu’ dedim. Hemen kendi aracımızla hastaneye götürdük. Bir elim kornada bir elim dörtlülerde 5-6 dakika içinde hastaneye ulaştık. Kapıda doktor Alperen’in neyi olduğunu sorunca, N.A. ‘Uyurken böyle oldu’ dedi. Hemen aileyi aradım. Baba hastaneyi bilmediği için konum attım. O sırada N.A. bana gelerek gerçeği anlattı. ‘Alperen’i servis’te bulduk’ dedi. Annesi Alperen’in son anlarını kameradan görmek istiyorum’ dedi. Bende eşimi arayıp velilerin sakin kalmasını sağlamak amacıyla kamera kaydını kapatmasını istedim. ‘Veliler kamera kayıtlarını görmek isteyebilir, gösterme’ dedim. Daha sonra okula gittim. Polisler oradaydı. Onlara teslim ettim kayıtları. Benim de A.G.’yi yönlendirme gibi bir durumum olmadı” dedi.
Sakin ailesinin avukatlarından “Kamera kayıtlarını neden polise vermediniz, saklama gereği duydunuz” sorusu üzerine Y.İ., “Zaman kazanmak istedim” dedi. Bunun üzerine avukatın “Neden zamana ihtiyacınız vardı” sorusu üzerine ise, “Aileler tepki gösterebilirdi. Bunu engellemek, sakinliği sağlamak amacıyla kamera kayıtlarını kapattırdım. Polise de bana zaman verin dedim. Zaten daha sonra da kayıtları verdim” diye cevap verdi. Avukatın “Görüntüleri ailelere göstermek başka polise vermeyip zaman istemek başka. Bunu neden yaptınız” sorusuna ise Y.İ. aynı sözleri tekrarlayarak cevap verdi.
“OKULDAN GİTMEZSEN HEPİMİZ HAPSE GİRERİZ”
Ardından ifade veren servis görevlisi D.K., olaydan sonra Y.İ.’nin kendisini okuldan uzaklaştırmaya çalıştığını belirterek, “Alperen’i sabah 08.00’de annesinden aldım. Servis hostesiyim. Servis kapısındaki karşı koltuğa oturttum. Emniyet kemerini taktım. Alperen’i koltuğa yerleştirdim. 10 öğrenci aldık. Servisle okula geldik. Kemerleri çıkarttım. Bir çocuğu ağladığı için kucağıma aldım. Servis basamağı bozuk olduğu için çocukları kucağıma alarak indirdim. Çocuklarla birlikte okula girdim. Bu süre zarfında N.A.’ya öğrencileri teslim ettim. Servisin kapısını ben kapatmadım. Çocukların ayakkabılarını dolaplara yerleştirdim. Saat 10 gibi doğum günü partisi vardı. N.A. benden yardım istedi. İçeri girdim. Parti 12.00’ye kadar sürdü. Çocukları uyuttuk. A.G. çocukların bezlerinin değişmesi gerektiğini söyledi. Dolaplardan bez alırken, Alperen’in çantasını göremedim. Bezleri değiştirmeye başladım. Sıra Alperen’e gelince onu bulamadım. A.G. bugün Alperen’i görmediğini söyledi. Ben de sabah evinden aldığımız söyledim. N.A. hocaya sorduk. O da görmediğini söyledi. T.İ.’nin yanına gittik. Ona sorduk. Servisi kontrol edip etmediğini sordum. O da görmediğini söyledi. Servis anahtarını N.A. ile bana verdi. Servisi açtık. Alperen’i koltukta bulduk. N.A. kucağına alıp içeriye götürdü. Sonra Y.İ. gelince hastaneye götürdüler. A.G. bana ‘Kameraları kapat, sakin olun. Uykudayken bayıldı’ diyeceğiz dedi. Daha sonra Y.İ. beni arayıp ‘Sakin ol ve derhal okuldan git’ dedi. Ben de nereye gideceğimi sordum. Bana ‘Gitmezsen hepimiz hapise gireceğiz’ dedi. Ben de servisi eşinin kontrol ettiğini söyledim. Eve gittim ve polis beni saat 23.00 gibi alarak emniyete götürdü. Ben o gün tüm çocukları N.A.’ya teslim ettim. Normalde T.İ. servisi kontrol ediyordu. Neden kontrol ettiğini sorduğumda daha önceki öğretmenin serviste çocuk unuttuğunu söyledi” dedi.
Duruşma ifade alınmasıyla devam ediyor.
GÜNCELLLEME 11.11.2017 SAAT: 10.05
Alperen’i Ölüme Götüren Skandalın Görüntüleri Ortaya Çıktı
İzmir’de kreş servisinde unutulan 3 yaşındaki Alperen’i ölüme götüren ihmaller zincirinin görüntülerine polis ulaştı. Görüntülerde, Alperen’in cansız bedeni görevli tarafından bina içine alınıyor.
Görüntülerde, Alperen ve arkadaşlarının servis aracı ile saat 08.08’de kreşin önüne getirildiği, okulda olmadığı saatler sonra fark edilen Alperen’in cansız bedeni ise 17.01’de, bir görevlinin kollarında bina içine alındığı görüldü. Okul içinde 2 dakika 41 saniye tutulan Alperen’in, bu kez 17.03’te üzerine çarşaf sarılı olarak çıkartılıp hastaneye götürüldüğü saptandı.
OKUL YÖNETİCİLERİ GERÇEĞİ SAKLADI
Okul yöneticileri polise verdikleri ilk ifadelerinde gerçeği sakladı, Alperen’in uyku saatinde uyutulduğu ve bir daha uyanmaması üzerine hastaneye götürüldüğü söylendi. Bu durumdan şüphelenen polis, bir görevlinin ifadesinden yola çıkarak olayı aydınlattı. Alperen’in kreş servisinde unutulduğu için öldüğü ortaya çıkarıldı. Soruşturma kapsamında servis şoförü T.İ. ile okulu müdürü Y.İ. tutuklandı.
İHMALLER ZİNCİRİ BİLİRKİŞİ RAPORUNDA
Skandalla ilgili hazırlanan bilirkişi raporunda; “Özel sevgi Yumağı Anaokulu kurucusu olan Y.İ., kurumun mes’ul müdürünün okulda bulunmadığı dönemde, okul içindeki gerekli kontrolleri tam olarak yapmamış. İnisiyatif tamamen çalışanlara bırakılmış, olay günü sabah saati okula uğranılmasına rağmen yoklama sorgulanmamış, D.K. 2 Mayıs 2017 tarihinde işe başlatılmasına rağmen gerekli bildirimlerde bulunulmamış, yeterli eğitim verilmemiş, yine aynı personel için verilen ifadede ‘Çünkü bana göre vasıfsız elemandı’ şeklinde nitelendirilmeye ve yaşı da tutmamasına rağmen servis ablalığı görevinde çalıştırılmış. Ailelerden teslim alınan çocukların okula varışında gerekli karşılama yapılmamış. Yoklamanın erken saatte alınmaması sorgulanmamış. Kurumda acil durum eylem planı yapılmamış. İlk yardım müdahalelerinde bulunacak personel yetiştirilmemiş” denildi.
SORUMLULAR HAKKINDA DAVA AÇILDI
Tüm Türkiye’de tepkiye neden olan olay sonrasında soruşturmayı yürüten savcı, tutuklu sanıklar servis şoförü T.İ., eşi okul sahibi Y.İ., tutuksuz sanıklardan servis görevlisi D.K., sorumlu (mesul) müdür B.G. hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme neden olmak’, ‘Suç delillerini yok etmek’ suçlarından toplam 14’er yıl hapis cezası istendi. Öğretmen A.G. hakkında taksirle ölüme sebebiyet vermekten 6 yıla kadar hapis cezası, okul çalışanı A.S. hakkında ise suç delillerini yok etmekten 5 yıla kadara hapis cezası talep edildi. Sanıkların, Karşıyaka 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına başlandı.
SKANDALIN SON GÖRÜNTÜLERİNE ULAŞILDI
Alperen Sakin’in ölümüne neden olan skandallar zincirini ortaya koyan görüntülere ulaşıltı. Okul sahibinin skandalı örtbas edebilmek için önce yerinden söktürüp gizlediği, ardından polisin araştırmalarıyla bulunan okula ait güvenlik kamerası kayıtları uzmanlarca saniye saniye incelendi. İncelemelerde, acı olay dakikalarıyla ortaya konuldu.
Görüntülere göre, Alperen ve arkadaşlarının servis aracı ile saat 08.08’de anaokulun önüne getirildiği belirlendi. Okulda olmadığı 9 saat sonra fark edilen Alperen’in cansız bedeni 17.01’de, okul görevlisinin kollarında içeri alındı. Okul içinde 2 dakika 41 saniye tutulan Alperen’in, bu kez 17.03’de üzerine çarşaf sarılı olarak çıkartılıp hastaneye götürüldüğü saptandı. Bilirkişilerin incelediği görüntülerde, okuldaki çocukların olanları fark etmeyip yemek yedikleri, personelin ise büyük telaş yaşadığı yer aldı.
GÜNCELLEME 24.11.2017 SAAT 14 42
ADLİ TIP RAPORU AÇIKLANDI
Alperen Sakin’in okul servis minibüsünde unutulması sonucu ölümünün ardından İzmir Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, Alperen’in ölümünün “yüksek sıcaklıkta kapalı ortamda kalmasına bağlı hipetermi (vücut ısısının aşırı yükselmesi) sonucu meydana geldiği” belirtildi.
Çiğli ilçesinde anaokulu servisinde unutulan Sakin’in ölümüne ilişkin İzmir Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan otopsi raporu, 9 Kasım’da Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dosyasına konuldu.
Raporda, kafanın sağ bölümünün deri altında kanama olduğu, beyin dokusunun hafif ödemli, kafa kemikleri ve iskeletin sağlam olduğu belirtildi.
Alperin’in, sırtında ve bacak arkasında ölüme bağlı morluklar, sağ diz kapağı ve sol bacağın ön yüzünde ekimoz (çürükler) tespit edildiği, dudakların açık kalan kısmında kuruluk saptandığı, akciğerinin hafif ödemli görünümde ve midesinin ise boş olduğunun tespit edildiği kaydedildi.
Ateşli silah, kesici delici alet yarası, elle iple boğma izine rastlanmadığı belirtilen raporda, çocuk istismarı ile ilgili bulgu olmadığı ifadesine yer verildi.
Raporda, çocuğun ölümünde etkili olabilecek travmatik bir bulguya rastlanmadığı, tetkik edilebilen hastalıklar yönünden ölümüne etki edebilecek veya kolaylaştıracak mevcut başkaca bir hastalık bulgusu tespit edilmediği, ölümün “yüksek sıcaklıkta kapalı ortamda kalmasına bağlı hipetermi (vücut ısısının aşırı yükselmesi) sonucu meydana gelmiş olduğu” bildirildi.
Serviste öldüğünü saklamışlar
Alperen’in kaldırıldığı hastane tarafından hazırlanan ve dava dosyasına giren adli raporu ise çocuğun hastaneye “öğle uykusuna yattığı ve 16.30’da uyanmadığı” iddiasıyla getirildiğini ortaya koydu. Raporda 15 Ağustos’ta 17.20’de hastaneye getirilen çocuğun bilinci kapalı olduğu, solunum ve nabzının olmadığı ve ölü katılığının gelişmeye başladığı belirtilerek çocuğun duran kalbini çalıştırmak için 50 dakika kalp masajı (Kardiyopulmoner resusitasyon) uygulandığı ve yanıt alınamadığı kaydedildi.
Çiğli ilçesinde 15 Ağustos’ta anaokuluna gitmek için sabah saatlerinde evden alınan ancak unutulduğu okul servis minibüsünde baygın halde bulunan 3 yaşındaki Alperen Sakin, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Sanıklar hakkında hazırlanan iddianamede, okulun kurucusu Yurdagül ve servis şoförü eşi Taner İşgören’in 3 yıldan 14 yıla kadar, servis ablası olarak çalıştırılan D.K. ile okul müdürü B.G’nin 3 yıldan 9 yıla kadar, usta öğretici A.G’nin 2 yıldan 5 yıla kadar, A.S’nin ise 6 aydan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor
GÜNCELLEME 14.08.2018 SAAT: 15.12
İzmir’in Çiğli ilçesinde, geçen yıl okul servis minibüsünde unutulan ve yaşamını yitiren 3 yaşındaki Alperen Sakin’in ölümüne ilişkin ihmal iddiasıyla bir öğretmen hakkında daha dava açıldı.
3 yaşındaki Alperen Sakin, Çiğli ilçesindeki bir anaokulunda servis içerisinde saatlerce unutulmuş ve hayatını kaybetmişti. 19 Temmuz’da görülen karar duruşmasında da, minik Alperen’in ölümünde ihmali oldukları ve delilleri yok etmeye teşebbüs ettikleri gerekçesiyle 6 sanık hakkında hapis cezaları verilmişti. Alperen’in ölümüyle ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Ceza alan sanıklar arasında yer almayan öğretmen Nurcan A. hakkında da ihmal olduğu gerekçesiyle dava açıldı.
Hazırlanan bilirkişi raporunda Nurcan A. hakkında, “Her ne kadar resmi olarak müdür vekili konumunda olmasa da olay günü okulda olan iki öğretmenden biri olan, doğum günü kutlamalarına öncelik vererek çocukların yoklamasını sorgulamayan, yoklama yapılması konusunda diğer öğretmen Arzu Gülmez’i uyarmayan Çiğli Özel Sevgi Yumağı Anaokulu öğretmeni Nurcan A.’nın da cezai yönden tali kusurlu bulunduğu “ifadelerine yer verildi.
GÜNCELLEME 03.01.2018 SAAT: 11.15
İzmir’in Çiğli ilçesinde, okul servis minibüsünde unutulmasının ardından yaşamını yitiren 3 yaşındaki Alperen Sakin’in ölümüne ilişkin Çiğli İlçe Milli Eğitim Müdürü ve iki şube müdürünün 1 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin gerekçeli karar açıklandı. Gerekçeli kararda, “Maarif müfettişleri ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli idarecilerin eksik işlemleri ve yeterli denetim yapmamaları nedeniyle birçok eksik ve yasa dışı oluşumu içinde barındıran olayın olduğu anaokulu yöneticileri ve şoförü, adeta bu denetimden cesaret alarak fütursuzca ana okulunu uzun süre çalıştırmaya devam etmişler” denildi.
İzmir’in Çiğli ilçesinde okul servis minibüsünde unutulmasının ardından yaşamını yitiren 3 yaşındaki Alperen Sakin’in ölümüne ilişkin geçtiğimiz günlerde Çiğli İlçe Milli Eğitim Müdürü ve iki şube müdürü, 1 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu cezalara ilişkin Karşıyaka 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 20 sayfalık gerekçeli karar açıklandı. Kararda, sanıkların yeterli denetim yapmamalarına dikkat çekildi. Kararda yine, anaokulu yöneticileri ve şoförün bu denetimden cesaret alarak fütursuzca anaokulunu uzun süre çalıştırmaya devam ettikleri ve elim olayın ihmaller zinciri sonucunda meydana geldiğine dikkat çekildi.
Kararda, ceza alan sanıkların, gerek duyulduğunda kaymakamlık onayı ile ilgili kanun uyarınca özel anaokullarında denetleme yapmasının mümkün olduğu, okulda 36 aylıktan küçük çocuğun olup olmadığı, idare ile tüm öğretmen ve çalışanlar arasında sözleşmelerin yapılmış olup olmadığı, servis aracı yönünden şoförün izin belgesinin varlığı veya yokluğu ile servis görevlisinin iş akdinin yapılmış olup olmadığı hususlarında araştırma yapmaları beklendiği; fakat yapmadıklarının görüldüğü belirtildi.
İhmaller zinciri
Karşıyaka 4. Asliye Ceza Mahkemesinin açıkladığı kararda, “Sanıklar bu hususta üst makamlara gerekli yazıların yazılması, personel takviye talebi ve benzeri taleplerin varlığı hususunda üzerlerine düşen görevi de yapmadıkları, bu konuda bir belgeyi de ileri sürmedikleri anlaşılmıştır. Maarif müfettişleri ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli idarecilerin eksik işlemleri ve yeterli denetim yapmamaları nedeniyle birçok eksik ve yasa dışı oluşumu içinde barındıran olayın olduğu ana okulu yöneticileri ve şoförü adeta bu denetimden cesaret alarak fütursuzca anaokulunu uzun süre çalıştırmaya devam etmişler ve elim olay ihmaller zinciri sonucu oluşmuş, varlığı ve korunması özelde ana okuluna, genelde de Milli Eğitim Bakanlığına bırakılmış 33 aylık küçük Alperen Sakin’in servis aracında unutularak ölümü ile sonuçlanan olay meydana gelmiştir” denildi.
Sorumlu şube müdürü M.B’nin, servis şoförü Taner İşgören’in özlük dosyasını incelememesinin ihmalkarlık olduğu, bunun yapılması halinde İşgören’in özel izin belgesi olmadan kaçak servis çalıştırdığının saptanacağının kaydedildiği gerekçede, şube müdürü hakkında da suç ihbarında bulunulduğu dile getirildi.
Öte yandan servis şoförünün, 2015 yılındaki trafik eğitim seminerine katıldığı, seminer öncesinde şoförün özlük dosyasının incelenmediği, incelenmiş olması halinde bu kişinin kaçak servis çalıştırdığının belirlenebileceği aktarıldı.
Ayrıca kararda sanıklar hakkında takdiri indirim uygulanmadığına da vurgu yapıldı.
GÜNCELLEME 12.02.2019 SAAT: 18.15
Alperen Sakin’in ölümüne ilişkin Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesince karara bağlanan davanın temyiz duruşmasında karar verildi.
İzmir Adliye Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Taner İşgören, tutuksuz sanıklar Yurdagül İşgören, Bekir Gül, Arzu Gülmez, Ahmet Somun, Dilara Kamberler ile müştekiler Buket ve Serkan Sakin, taraf avukatları, İzmir Barosu Başkanlığını temsilen avukatlar, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı Müjgan Bilgen Özen katıldı.
İddia makamı, geçen duruşmada verdiği mütalaasında bir değişiklik olmadığını belirtti.
Tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) duruşmaya katılan Taner İşgören, böyle bir olayın yaşanmasını istemediğini dile getirerek, bir baba olarak yaşanan olay nedeniyle üzüntü duyduğunu söyledi.
Sakin ailesine başsağlığı dileyen İşgören, bir şoför olarak olayda sorumluluğunu yerine getirdiğini savundu.
Söz alan Serkan Sakin, “Neden ilk duruşmada başsağlığı dilemedi?” diye soru sorduğu İşgören’in bu dileğinde samimiyet görmediğini ifade ederek, “Geçtiğimiz günlerde aracımı muayeneye götürdüğüm yerde biri ile tanıştım. O arkadaşın çocuğu, Alperen’in öldüğü kreşe gidiyormuş. Oğlumun olayından 6 ay önce onun çocuğu darp edildiği ve şiddet gördüğü için çocuğunu kreşten aldığını söyledi. Kendisi burada tanık olarak dinlenebilir.” dedi.
Anne Buket Sakin ise aylar geçmesine rağmen çocuğunun nasıl öldüğüne ilişkin net bir bilgiye sahip olmadığını belirterek kamera kayıtlarının incelenerek Alperen’in ölümünün nasıl gerçekleştiğine dair ayrıntıların ortaya çıkmasını istedi.
Kreş sakini Yurdagül İşgören de olay günü kreşe gelen emniyet mensuplarına kamera kayıtlarını verdiğini iddia ederek, bu konuda kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini savundu.
“Gerçek neyse ortaya çıksın artık. Alperen’in annesi de vicdanen rahatlasın, ben de vicdanen rahatlayayım.” diyen Yurdagül İşgören, gerçeğin ortaya çıkması için kendisinden istenen her talebi karşılayacağını beyan etti.
Son sözleri sorulan sanıklar, beraat talebinde bulundu.
– Servis şoförü tahliye edildi
Mahkeme heyeti, “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezası alan servis şoförü Taner İşgören’in tahliyesine karar verdi.
Aynı suçtan 5 yıl ceza alan Yurdagül İşgören’in cezasını 7 yıl 6 aya çıkaran heyet, Dilara K’ye aynı suçtan 5 yıl, Arzu G’ye “taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıl 6 ay, Bekir G’ye 3 yıl 20 gün, Ahmet S’ye ise “suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme suçuna azmettirme” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi.
GÜNCELLEME 18.01.2023 SAAT 12.44
İzmir 5. İdare Mahkemesi, Çiğli ilçesinde okul servisinde unutulmasının ardından yaşamını yitiren 3 yaşındaki Alperen Sakin’in ölümüne ilişkin ailenin Milli Eğitim Bakanlığına açtığı davada, aileye 662 bin 491 lira tazminat ödenmesine karar verdi
İzmir 5. İdare Mahkemesi, Çiğli ilçesinde okul servisinde unutulmasının ardından yaşamını yitiren 3 yaşındaki Alperen Sakin’in ölümüne ilişkin ailenin Milli Eğitim Bakanlığına açtığı davada, aileye 662 bin 491 lira tazminat ödenmesine karar verdi.
Mahkeme, 15 Ağustos 2017’de servis minibüsünde unutulmasının ardından vefat eden Sakin’in ölümüne ilişkin Bakanlığın hizmet kusuru bulunduğu suçlamasıyla açılan davada ailenin maddi ve manevi tazminat talebini değerlendirdi.
Mahkeme, kararında ilgili yönetmeliklere aykırı 36 aylıktan küçük çocukların anaokuluna kayıtsız olarak kabul edildiği, mevzuatta aranan koşulları taşımayan servis görevlilerinin okul bünyesinde çalıştırıldığının anlaşıldığını belirtti. Kararda, şu ifadelere yer verildi: “Olayda gereken dikkat ve özeni göstermediği, sorumluluğundaki anaokulları üzerindeki denetim sorumluluğunu tam olarak yerine getirmediği anlaşıldığından davalı idarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Ancak Alperen Sakin’in 33 aylıkken okula kayıtsız kabul edildiği, küçüğün ailesinin de anaokuluna kayıtsız kabulüne göz yumduğu göz önüne alındığında ailenin de yüzde 50 kusurlu bulunduğu kabul edilerek davalı idarenin kusurunun yüzde 50 olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.”
İzmir 5. İdare Mahkemesi, anne ve babaya destekten yoksun kalma tazminatı olarak 162 bin 491 lira, manevi tazminat olarak 175’er bin lira, 2 kardeşine de 75’er bin lira olmak üzere 662 bin 491 lira ödenmesini kararlaştırdı.
GÜNCELLEME 19.01.2023 SAAT 10.51
İzmir’in Çiğli ilçesinde, okul servisinde unutulup, havasızlıktan hayatını kaybeden Alperen Sakin’in (3) babası Serkan Sakin (42), açtıkları davada Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) maddi ve manevi olmak üzere toplam 662 bin 491 lira tazminat ödenmesine karar verilirken kendilerinin de yüzde 50 oranında kusurlu bulunmasına tepki gösterdi. Sakin, oğlu Alperen’in hayatını kaybettiğinde 38 aylık olduğunu belirtip, “36 ay öncesi çocuğun okula verilmesi, prosedürlere uygun değilmiş. Gurbetçi bir aile olarak bu konudan bilgimiz yoktu. Olay yaşanana kadar kurumu denetlemesi gerekenler neredeydi? Neden bize kusur bulundu? Kesinlikle böyle bir şeyi kabul etmiyorum. Bir üst mahkemeye gidip hakkımızı arayacağız” dedi.
MAHKEME YÜZDE 50 KUSURLU BULDU
Olayın ardından aile, Milli Eğitim Bakanlığı’na da maddi ve manevi tazminat davası açtı. İzmir 5’inci İdare Mahkemesi, birçok çocuğun 36 aylıktan küçük olmasına rağmen çeşitli tarihlerde olayın olduğu anaokuluna kabul edildiğini, kayıt dışı ve mevzuatta aranan koşulları taşımayan servis görevlilerinin okul bünyesinde çalıştırıldığını belirtti. Bu nedenle davalı idarenin olayda gereken tüm dikkat ve özeni göstermediği ve sorumluluğundaki anaokullarında denetim sorumluluğunu tam olarak yerine getirmediği ifade edildi. Mahkeme, Alperen Sakin’in 33 aylıkken okula kayıtsız kabul edildiğini, ailesinin de anaokuluna kayıtsız kabulüne göz yumduğu belirterek, davalı idare ile ailenin yüzde 50 kusurlu olduğuna kanaat getirdi. Tüm bunları göz önüne alan İzmir 5’inci İdare Mahkemesi, Alperen’in anne ve babasına 162 bin 491 lira ‘destekten yoksun kalma’ tazminatı, 175’er bin lira manevi tazminat ve 2 kardeşine de 75’er bin lira olmak üzere toplamda 662 bin 491 lira ödenmesine karar verdi.
BÖYLE BİR ŞEYİ KABUL ETMİYORUM
Alperen’in babası Serkan Sakin, İdare Mahkemesi’nin kararına göre kendisinin de yüzde 50 oranında kusurlu bulunmasına tepki gösterdi. Sakin, “Milli Eğitim Bakanlığı’na açılan tazminat davasını kazandık. Buradaki amacımız kesinlikle maddiyat değil. Amacımız farkındalık oluşturmak. Görevlerin titizlikle yerine getirilmesi, başka çocukların canlarından olmaması ve ailelerin gözyaşının akmaması. Ben yüzde 50 kusurlu bulundum. Bunu kabul etmiyorum. Çünkü o dönem Almanya’dan gelmiştim. 36 ay öncesi çocuğun okula verilmesi, prosedürlere uygun değilmiş. Gurbetçi bir aile olarak bu konudan bilgimiz yoktu. Bir anket yapılsa halkın çoğunluğu da zaten bilmiyor. Ayrıca uyarılmamıştık. Bunun yanında, Alperen vefat ettiğinde, 38 aylıktı. Yani 36 aylık üzeriydi. Olay yaşanana kadar kurumu denetlemesi gerekenler neredeydi? Neden bize kusur bulundu? Kesinlikle böyle bir şeyi kabul etmiyorum. Bir üst mahkemeye gidip hakkımızı arayacağız. İnşallah başka anne babaların, çocukların canı yanmaz” dedi.
Serkan Sakin ayrıca mahkemece kendilerine ödenmesine karar verilen 662 bin 491 lirayı da hayır kurumlarına bağışlayacaklarını belirtti.
GÜNCELLEME 09.01.2024 SAAT 18.22
İzmir’de istinaf mahkemesi, Çiğli ilçesinde okul servisinde unutulmasının ardından yaşamını yitiren 3 yaşındaki Alperen Sakin’in ölümüne ilişkin ailenin Milli Eğitim Bakanlığı aleyhine açtığı davada yerel mahkemenin verdiği kararın hukuka uygun olduğuna hükmetti.
İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi, 15 Ağustos 2017’de servis minibüsünde unutulmasının ardından vefat eden Sakin’in ölümüne ilişkin davacı olan aile ile Milli Eğitim Bakanlığının itirazlarını ele aldı.
Ailenin yerel mahkemenin verdiği kararda “kendilerine de yüzde 50 kusur atfedilmesi” ve “bakanlığın kusur oranının düşük belirlendiği” yönündeki itirazının yanı sıra bakanlığın da “zararın idarelerinin bir eyleminden kaynaklanmadığı”, “hükmedilen tazminatın fahiş olduğu” yönündeki başvurusunu değerlendirildi.
Mahkeme, davacı tarafın duruşma isteminin yerinde görülmediğini belirterek, “Dosyadaki belgeler ile başvuru dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı idarenin ve davacı ailenin istinaf başvurularının reddine oy birliği ile karar verildi.” ifadelerini kullandı.
Baba Serkan Sakin, AA muhabirine yaptığı açıklamada istinaftan çıkan kararın kendilerini çok üzdüğünü belirterek, “Evladımızı kaybettiğimiz yetmiyormuş gibi yüzde 50 kusurlu olarak üzerimize suç atılması bizi gerçekten çok üzdü. Avukatlık ücretleri ve dava giderlerini üzerimize ödeme olarak göndermeleri onur kırıcı bir durum oldu. Danıştaya başvuracağız.” dedi.

Servis korsanmış. mış.mış. Ölümden sonra gelen beyanlar..
Kac saattir sabirla.tekrar tekrar okudum asil suclu ve kesin suclu ilk olarak servis soforuyken neden o beraat etti hala anlamış degilim sonucta cocuklarla kalan ve kontrol etmedigi halde ettim diyen cocukla aracta tek kalan ve araci aon terk eden son goren o sahistir niye o serbest ben anlamiyorum bu nasil adalet