Usta oyuncu Yıldız Kenter (91) İstanbul’da akciğer rahatsızlığı sebebiyle kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
Devlet Sanatçısı unvanı ile ödüllendirilen Yıldız Kenter, 37 yıl sahne hocalığı yapmıştı.
Bir süredir evinde tedavi gören Yıldız Kenter, rahatsızlığı artınca İstanbul Amerikan Hastanesi’nde yoğun bakıma kaldırılmıştı. Tiyatro ve sinema oyuncusu Kenter, 17 Kasım akşamı, tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında yaşamını yitirdi..
Usta oyuncunun vefat haberi ile oyunculuk kariyeri bir kez daha gündeme geldi. İşte, “Altın Portakal” ödülüne layık görülen ve çok sayıda tiyatro oyununa imzasını atan Yıldız Kenter’in oyunculuk hayatı ve biyografisi hakkında bazı detaylar….
YILDIZ KENTER KİMDİR ?
11 Ekim 1928 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Asıl adı Ayşe Yıldız’dır. Annesi İngiliz Olga Cynthia Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını aldıktan sonra adı Nadide Kenter olarak değişmiştir ve babası Türk diplomatı Ahmet Naci Kenter’dir.
Ankara Devlet Konservatuarı Yüksek Bölümünü sınıf atlayarak bitirdi. On bir yıl Ankara Devlet Tiyatrosunda çalıştı. “Rockefeller” bursu kazanarak, American Theatre Wing, Neighbourhood Play House ve Actor’s Studio’da oyunculuk ve oyunculuk öğretiminde yeni teknikler üzerine çalışmalar yaptı. Ankara Devlet Konservatuvarı’na hoca olarak atandı.
1959’da Devlet Tiyatrosu’ndan ayrıldı. Muhsin Ertuğrul ile bir yıl çalıştı. Kardeşi Müşfik Kenter ve eşi Şükran Güngör ile Kent Oyuncuları Topluluğunu kurdu. Daha sonraki yıllarda sürekli olarak Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’ta “Değişen Eğitim Metotları” ve “Oyunculuk Metotları” üzerine çalışmalar yaptı.
1962’de tiyatro hizmetlerinden ötürü “Yılın Kadını” seçildi. 1968’de İstanbul’da Kenter Tiyatrosunun binasının inşaatını tamamladı. Sinema oyuncusu olarak üç kez “Altın Portakal” ödülüne layık görüldü. Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Almanya, Hollanda, Danimarka, Kanada, Yugoslavya ve Kıbrıs’ta İngilizce ve Türkçe oyunlar sergiledi.
100’ün üstünde oyun oynadı. 100’e yakın oyun sergiledi. Shakespeare, Çehov, Brecht, Inoesco, Pinter, Albee, Tennessee Williams, Alan Ayckbourn, Arthur Miller, Brian Freil, Neil Simon, Athol Fugard, Sergey Kokovkin gibi pek çok yazarların yanı sıra Melih Cevdet Anday, Necati Cumalı, Güner Sümer, Adalet Ağaoğlu, Zeki Özturanlı, Güngör Dilmen, Muzaffer İzgü gibi pek çok Türk yazarının oyunlarını da sahneye koydu, oynadı.
1984’te Roma’daki İtalyan Kültür Birliğince “Adalaide Ristori” ödülüne layık görüldü. Profesör Yıldız Kenter, 37 yıldır sahne hocalığı yapmaktadır.
1989 yılında, Korsika – Bastia Film Festivalinde “Hanım” filmindeki rolüyle “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü aldı.
1991 yılında tiyatro sanatına hizmetlerinden ötürü Uluslararası Lions Kulübünün “The Melvin Jones” ile ödüllendirildi. İki kez Ulvi Uraz “En İyi Kadın Oyuncu”, üç kez de aynı dalda Avni Dilligil ödülüne laik görüldü.
1994’te “Konken Partisi” oyunundaki Fonsla rolü ile “Olağanüstü Yorum” ödülünü aldı. Finlandiya Dünya Kadın Kuruluşu tarafından yüzyılın en başarılı yüz kadınından biri olarak onurlandırıldı. 1995’te Kültür Bakanlığınca, tiyatro sanatına katkılarından ötürü “Onur” ödülüne layık gördü. Profesör Kenter’e aynı yıl tiyatro sanatına katkılarından dolayı “Mevlana Kardeşlik ve Barış Ödülü” verildi.
1996’da Magazin Gazetecileri Derneği tarafından Ramiz ile Jülide’deki Jülide rolü için “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü verildi. 19 Mayıs 1997’de Uluslararası İstanbul Festivali tarafından ömür boyu Tiyatro Sanatına katkısından dolayı verilen onur ödülü Yıldız Kenter’e Dame Diana Rigg tarafından takdim edildi.
1998’de Ankara Sanat Kurumu “Yılın Kadın Sanatçısı” ödülü, 1998 Muhsin Ertuğrul yaşam boyu tiyatro sanatına katkılarından dolayı onur ödülü, 1998 Cumhurbaşkanlığı Büyük Kültür ve Sanat Ödülü, “Martı” adlı oyunda Madam Arcadina rolüyle 1999, Afife Tiyatro Ödülleri – En İyi Kadın Oyuncu ödülü .
16.05.2008 tarihinde Odatv.com’a açıklama yapan usta oyuncu Yıldız Kenter yakılma isteğinin nedenini ve vasiyetini yaptığı açıklama ortaya çıktı.
İşte o açıklama:
“Ben yakılmak istediğimi söylüyorum. Bunun sebebi var zaten mecbur olacaklar ileride bunu yapmaya. Mezarlıklar adam almıyor artık. Geçen gün benim yengem öldü. Ölüsünü ağabeyimin yanına gömdüler, üstüne gömdüler yani. Fakat yol diye bir şey yok, yollara bile gömmüşler ve üstüne basıyorsun yüreğin titriyor. Kaynak: Yıldız Kenter kendi cenazesi hakkında bakın ne istemişti
Ölüye saygı nerede, çöplük gibi, bakımsız Karacaahmet’tin o bölümleri. Şey yaptırdık, adamlara para veriyoruz, temizlesinler bilmem ne diye, yok olmuyor, olmuyor ve oraya gittiğim zaman ben her zaman zor buluyorum yolu. Şey yok, saygılı yerler değil maalesef, yakışmıyor bize, bu kadar bakımsız, bu kadar çöplük gibi tinerci çocukların dolaştığı bakımsız, tehlikeli yerler çoğunlukla.Belirli yerleri bazen bakımlı oluyor. Beni rahatsız eden bugün Bugün gazetesinde çıkan bir yazı, bunu söyleyen kişiye söylenecek çok laf var ama galiba en hafifi bunların çok ayıp ediyorlar, ayıp. Kültürü alıyor, buna günah diyen insanlar, eskiden ışığa günah diyorlardı kullandılar, camileri hep elektrik donattılar değil mi? Kandillerle aydınlanmıyor.Bisiklete günah diyorlardı alıştılar, araba Gavur icadıydı alıştılar hepsine. Sen Batıya bu kadar yönelmek için bu kadar çırpınıyorken batının getirdiği bu âdeti de yaşayanlara yer açılması amacı ile adapte etmemiz lazım. Zaten ileride mecbur olacaklar. Olmamalarına imkân yok. Bakın Turgutreis’te şuanda meydan olan yer eskiden mezarlıkmış. Turgutreis meydanı yaptılar, döşediler, park yaptılar. Değişecek bunların hepsi.Şu dünyada öldükten sonra yer işgal etmek istemiyorum. İnsanların mezar bakımsız, mezarın üstüne insanlar çıkmış, mezar üstünde köpekler pislemiş doğal olarak. Mezarın üstüne onun sevdiği meyve ağacını dikmiştim çıkmışlar, taşı oymuşlar, taşı devirmişler. Su kesilir sulayamazsınız, çiçekler kurur.Turgutreis’teki mezarlıkta Şükran için çektiğim sıkıntıyı anlatamam. Bir defa her zaman bakamıyorum. Yazları gidip geldikçe bakabiliyorum onun dışında belediyenin böyle bir hizmeti yok Türkiye’de. Yani orada eşi, dostu, akrabası olanlardan bir şey alabilirler. Her şeyden vergi alıyorlar. Bundan da alıyorlar aslında ama, çok bakımsız. Turgutreis’teki mezarlık Karacaahmet’tekine kıyasla çok daha iyi, ferah bir yer.Ama Karacaahmet yatacak yer değil. Ben hiç kimseyi sıkıntıda bırakmak istemiyorum. Ben çünkü gidiyorum Şükran’ın mezarındaki çiçekleri ölmüş görüyorum onları da. Halbuki Şükran o çiçeklerle yaşıyor benim için, çiçeği çok sevdi için. Su kesiliyor, su yok.Bizde yalnız köpekleri yakıyorlar, köpeklerin yakıldığı yerde yapılabilir. Biraz külüm karışırsa önemli değil.”
Ağabeyinin yanına defnedilecek
Yıldız Kenter’in cenazesinin salı günü, Kilyos‘ta, 2012’de yaşama veda eden ağabeyi Müşfik Kenter’in yanında toprağa verileceği bildirildi.
GÜNCELLEME 19.11.2019 SAAT: 14.10
Türk tiyatrosunun usta ismi Yıldız Kenter’in cenazesi, Kenter Tiyatrosu’nda düzenlenen törenin ardından Levent’teki Afet Yolal Camii’ne getirildi. Kenter kılınan cenaze namazının ardından alkışlar eşliğinde uğurlandı. Usta oyuncunun cenazesi Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Cenaze törenine Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kenter’in yakınları, sanatçılar ve oyuncular katıldı.
“Beni en çok etkileyen mütevazılığı, insanlara olan katkısı, sevgisi, saygısı”
Cenaze törenine katılan oyuncu Mahsun Kırmızıgül, Yıldız Kenter ile aralarında yaşanan bir diyaloğu anlattı. Kırmızıgül, “Oyunculuğunun ve yönetmenliğinin yanı sıra beni en çok etkileyen mütevazılığı, insanlara olan katkısı, saygısı, sevgisi. Ben ona ilk gittiğimde evinde elimi, ayağımı nereye koyacağımı şaşırmıştım. Nasıl teklif edecektim Beyaz Melek’i. Bana ‘hikayeyi anlat’ dedi. Hikayeyi anlatmaya başladım. Çok heyecanlandım ‘anlatma, okumak istiyorum’ dedi. Tam çıkarken, kim yönetecek bu filmi diye sordu. Yönetmen arayışındayız dedim. ‘Sen çekersen, ben oynarım’ dedi” ifadelerini kullandı.
Sanatçı Erol Evgin de “Türk tiyatrosu efsane bir sanatçısını yitirdi. Bir zincirin son halkasıydı diyebilirim. Müşfik Kenter, Şükran Güngör biz onları izleyerek mutlu olduk, dünyamızı aydınlattılar. Yıldız Kenter dünya çapında bir sanatçıydı. Çok mütevazı, çok alçak gönüllü ömrü boyunca da Türk tiyatrosunu yaşatabilmek için çalıştı, çabaladı. Bir İstanbul hanımefendisiydi” diye konuştu.
Cenaze törenine katılan oyuncu Perran Kutman da öğrencilik döneminde Yıldız Kenter ile aralarında geçen diyaloğu anlattı. “Mesleğinde çok başarılı bir hayat yaşadı. Yeri asla dolmayacak” diyen Kutman, Onun sayesinde saygıyı öğrendik, mesleğimize tutkuyu öğrendik. Bu bile bir sanatçı için yeterlidir. O kadar güzel günler geçirdik ki. Ben çok çekinirdim. Birinci sınıfta oynuyordum. Yan gözle ‘acaba beğeniyor mu’ diye hep Yıldız Kenter’e bakıyordum. ‘Perrancığım yan göz yan göz bana bakıp durma çünkü göz göze gelmemiz gerekiyor’ demişti. Keşke o günlere geri dönsem” diye konuştu.
Cenaze törenine katılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kenter Tiyatrosu’nun yaşatmak adına çalışacaklarını ifade ederek, “Üzgünüz, umuyorum ona layık olacak şekilde hem Kenter tiyatrosunu yaşatmak adına atacağımız adımlar hem de ailesiyle beraber karar vererek en özgün haliyle toplumla buluşturmak kararlığımızda onun mirasına, onun bıraktıklarına saygıyı İstanbul halkı adına göstermiş oluruz. Çok hızlı davranacağız. Zaten aileyle görüşme halindeydik. İstanbulluyla çok büyük emekler verdiği Kenter tiyatrosuyla buluşturmuş olacağız. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.” dedi.
Kılınan cenaze namazının ardından Türk tiyatrosunun usta ismi Yıldız Kenter’in cenazesi alkışlar eşliğinde uğurlandı. Yıldız Kenter’in cenazesi Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verildi.



Unutmak istedikce bazı şeyleri,bazı şeyleride öğrenmek inadına yer açtığımız küçük oranımız beynimize lanetler olsun.
Büyük organın adıdır “gönül” hiç birşey öğrenmeden,öğretmeden ve hatta nefes dahi almadan yaşayan…
Güle güle KENTER kız.