in , ,

Yazar ve gazeteci Şule Yüksel Şenler (81) İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Huzur Sokağı romanı ile tanınan Yazar ve gazeteci Şule Yüksel Şenler (81) İstanbul’da 8 aydır tedavi gördüğü hastanede solunum yetmezliği sonucu yaşamını yitirdi.

Yazar ve gazeteci Şule Yüksel Şenler (81) İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede öldü. Yüksel , yaklaşık 8 aydır Bağcılar Medipol Mega Üniversite Hastanesinde solunum yolu enfeksiyonu tedavisi görüyordu.

1960’lı yıllarda gazete yazıları ve konferanslarıyla ün kazanan Yazar ve gazeteci Şule Yüksel Şenler,İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede öldü..

81 yaşındaki Şenler, Huzur Sokağı romanı ile tanınıyordu. 1960 ve 1970’li yıllara damgasını vuran Şenler, ‘Şulebaş’ isminin verildiği başörtüsü bağlama şeklinin mucidiydi.

1960’lı yıllarda gazete yazıları ve konferanslarıyla ün kazanan ünlü yazar Şule Yüksel Şenler, yaklaşık 8 aydır solunum yolu enfeksiyonu tedavisi gördüğü hastanede bugün hayatını kaybetti. 81 yaşındaki Şenler, Huzur Sokağı romanı ile tanınıyordu.

1960 ve 1970’li yıllara damgasını vuran Şenler, ‘Şulebaş’ isminin verildiği başörtüsü bağlama şeklinin mucidiydi.

ERDOĞAN’DAN TAZİYE MESAJI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şenler’in ölümüyle ilgili başsağlığı mesajı yayımladı. Erdoğan, “Başörtüsü mücadelesinin öncü isimlerinden, ömrünü gençliğin şuurlandırılmasına adayan değerli yazar Şule Yüksel Şenler Hanımefendi’nin vefatını üzüntüyle öğrendim. Kendilerine Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet olsun” ifadelerine yer verdi.

ŞULE YÜKSEL ŞENLER KİMDİR?
Şule Yüksel Şenler 29 Mayıs 1938 tarihinde Kayseri’de doğdu. 1960’lı yıllarda gazete yazıları ve konferanslarıyla ün kazanmıştır.

Aslen Kıbrıslıdır. Küçükken ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti. Öğrenimini ortaokul ikinci sınıfta bıraktı. Bir terzinin yanında çalışmaya başladı. Bu, onun ileride kendi başörtüsü modelini yaratmasına yol açtı. 21 yaşında gazetecilik yapmaya başladı. 1965’te tesettüre girdi. Yeni İstiklal gazetesindeki yazıları nedeniyle hakkında davalar açıldı. Anadolu’yu dolaşarak verdiği konferanslarla tartışmalar başlatmıştır. Onu taklit eden genç kızların başlarını aynı şekilde örtmeleriyle bu tarz örtü şulebaşı olarak anılmaya başlandı.

Hür Söz, Yeni İstiklal, Babıalide Sabah gazetelerinde kadın sayfası yaptı. Bugün gazetesinde 1967-71’de köşe yazarı idi. Seher Vakti dergisinin başyazarı oldu. 1971’de hapis yattı.

GÜNCELLEME 29.08.2019 SAAT: 15.02

Tedavi gördüğü hastanede 81 yaşında hayatını kaybeden gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler, Eyüp Sultan Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı.

Cenaze törenine katılan AK Parti İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Şenler’in tarihe damgasını vuran bir hanımefendi olduğunu söyledi. Kan, “Biz onu her zaman zarafetiyle dik duruşuyla tanıdık. Nazik ve zarif bir şekilde aramızdan ayrıldı. Kimsenin kadın hakları adına mücadele etmeye cesaret etmediği, edemediği bir dönemde başörtülü bir kadın olarak büyük bir mücadele verdi. Hapisle bedelini ödedi. Dönemin cumhurbaşkanına hakaretten hapis yattı. Affedildiği söylenmesine rağmen, yanlış bir şey yapmadığı için affı kabul etmedi, geri çevirdi. ve hapiste sürecini devam ettirdi. Çok kıymetli bir insandı.” ifadelerini kullandı.

Şenler ile ilgili biyografi kitabı yayınlayan yazar Demet Tezcan da çok değerli bir ismin kaybedildiğini anlattı.

Şenler’in 27 yaşında yola çıkarak Türkiye’yi davası uğruna dolaştığını, bilgisini, yeteneğini, hitabetini Allah yolunda harcayan bir değer olduğunu vurgulayan Tezcan, şunları söyledi:

“Yeri doldurulamayacak öncü bir değeri kaybettik. Bir dönemin kapısı kapandı. Şenler, çok kıymetli ve çıtası çok yüksek bir örnekti. Davası için yaptıkları karşılığında da her türlü bedeli ödemiş bir isim. Hakkında açılan davalar, hapis yatması…Şenler, zatürreye bağlı solunum yetmezliğinden vefat etti. Bu, Şule ablada yıllardır nükseden bir durumdu. Çünkü o yıllarda verem olmuştu. O koşturmada, aç, susuz, dinlenemeden, Karadeniz turnesi yaptığı bir dönemde hastalanmıştı ve tam o esnada da cezaevine girmişti. Hastalığının en zor yıllarını cezaevinde geçirmişti. Bunu hiç atlatamadı. En ufak yağmur damlasında dışarıya çıkamazdı. Son nefesini de yine davası için almış olduğu bir hastalıkla verdi.”

“Cesaret ve zarafet timsaliydi”

Gazeteci-yazar Sibel Eraslan ise Şenler’in arkasında herhangi bir STK, siyasi parti ya da maddi bir güç olmadan tek başına büyük bir mücadele veren isim olduğunu vurguladı. Şenler’in insanlara dünyanın ölümlü bir dünya olduğunu anlattığını belirten Eraslan, yanında birçok neslin yetiştiğini ifade etti.

Şenler’in çok değerli bir kalem olduğunu dile getiren Eraslan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şenler, Türkiye’de hem direnişin hem dirilişin sembolüydü. Diriliş, ruhani manada tekrar ruhun imani aydınlanmaya yönelmesi. Bu konuda insanları davet etti. Büyük mevzuların kadınıydı, tek başına yüreğiyle çıkmıştı yola. İkinci aşamasında da başörtülü olduğu için bazı kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı ve hukuk direnişinin sembolü oldu. 1968’den bu yana devam etti. Mesela benim hukukçu olarak serbestiyet kazanman, mesleğimi yapabilmem için yasakların kalkması 2014 idi. Yani 1968’de Şule ablanın omuzladığı ve başlattığı hak arama, hukuk mücadelesi avukatlar için 2014’te sonuçlandı. Bu sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en uzun hukuk mücadelelerinden biridir. Şenler, bunun mimarıdır. Şule hanımı en güzel ifade edecek kelime “mücahide”dir. Davasına inancı açısından cesaret ve zarafet timsaliydi. Çok iyi bir anne olabilirdi, anne olsun isterdim ama bugün gördüm ki cenazesi başında milyonlarca kızları var. O kızlardan biri olmak çok büyük bir şeref. Şule abla her türlü mücadeleyi sürdürdü. Kolay değil bir hukuk mücadelesini tek başına sürdürmek ve arkasından milyonlarca insana yol açmak.”

Şenler’in manevi kızlarından biri olan Ayşe Yosunkaya da merhumeyi anne olarak gördüğünü söyledi. Yosunkaya, “2005’ten beri yanında kalıyordum. Anne olmak ona nasip olamadı ama bana anne şefkatiyle yaklaştı. Her ölüm, yaş kaç olursa olsun erken oluyor. Vefat etmeden önce yanındaydım. Durumu ağırlaşmıştı. Dualar ettim. Dinlenmek için gidip geldiğimde vefat haberiyle karşılaştım. O, yazardan önce benim için bir anneydi. Herkes ‘bir çınarımız gitti’ diyor ancak benim için bir dağım gitti. Bambaşka bir insandı.” diye konuştu.

Şenler’in cenazesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da omuz vermesiyle cenaze aracına kadar taşındı.Şenler’in cenazesi, Erdoğan’ın da bindiği cenaze aracıyla Eyüp Sultan Mezarlığına getirilip toprağa verildi.

‘EN ÖNE ÇIKABİLEN İSİMLERDEN BİR TANESİ OLMUŞTUR’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler’in geride bıraktığı mirasın gerçekten çok büyük ve anlamlı olduğunu belirterek, “Özellikle de kendisinin yaşadığı dönemde STK hareketlerini İslami kesimde en öne çıkarabilen isimlerden bir tanesi olmuştur Şule Yüksel Şenler Hanımefendi…” dedi.

Erdoğan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler’in Eyüp Sultan Camisi’ndeki cenaze törenine katıldı.

Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Kıbrıs’ta başlayıp İstanbul’da tekamüle eren, sonra tüm Türkiye’yi, hatta tüm dünyayı etkisi altına alan bir mücadele insanının cenazesi vesilesiyle bir arada bulunulduğunu dile getirerek, Şenler 20’li yaşlarından itibaren okumakla, yazmakla, hakkı ve hakikati

konuşmakla geçen ömrünün dün 81 yaşında sona erdiğini söyledi.

Haber sunumunu nasıl buldunuz? Puanlayın !..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIPHY App Key not set. Please check settings

Erdoğan Keskin (51) Kocaeli ,İzmit-Kandıra yolunda otomobilin halk otobüsüyle çarpıştığı kazada öldü.

Osman Şimşek (15) Manisa Demirci’de devrilen traktörün altında kalarak öldü.