in ,

Sinema oyuncu Hakan Balamir (72) İstanbul’da KOAH tedavisi gördüğü hastanede öldü

Sinema oyuncu Hakan Balamir (72) İstanbul’da KOAH hastalığına bağlı kaldırıldığı hastanenin Solunumsal Yoğun Bakım Ünitesinde gördüğü tedavi sırasında yaşamını yitirdi.

Sinema oyuncu Hakan Balamir, KOAH tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Ünlü oyuncu burada Solunumsal Yoğun Bakım Ünitesi’ne yatırıldı. Yaklaşık 1 haftadır tedavisi devam eden Balamir’in durumunun gittikçe ağırlaştığı öğrenildi. Bugün fenalaşarak yoğun bakım ünitesine alınan Yeşilçam’ın ünlü yıldızı, akşam saatlerinde yaşamını yitirdi.

HAKAN BALAMİR KİMDİR?

Yeşilçam’ın ünlü isimlerinden Hakan Balamir, 1945 yılında İstanbul’da doğdu. Babası subay olduğu için ilk çocukluk yılları Giresun’da geçti. Bir Aşk, Bir Ölüm filmiyle (1972) sinemaya başladı. Lütfi Akad, Atıf Yılmaz, Süreyya Duru, Memduh Ün gibi usta yönetmenlerle çalıştı. Yunus Emre (1974) ve 14 Numara (1985) filmlerindeki rolleriyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde iki kez en iyi erkek oyuncu seçildi.

1970’lerde ve 1980’lerde 20’ye yakın filmde rol aldı. Balamir, 1975 yılında Yaşar Kemal’in aynı adlı romanından uyarlanan ‘Ağrı Dağı Efsanesi’ adlı filmde Fatma Girik ve Hayati Hamzaoğlu ile birlikte oynadı. Usta oyuncu yapımcılık da yaptı.

GÜNCELLEME 05.07.2017 SAAT: 11.00

CENAZE TÖRENİ PROGRAMI BELLİ OLDU

Hakan Balamir’in ilk eşinden olan oğlu Tufan Balamir’in verdiği bilgiye göre ünlü aktör perşembe günü toprağa verilecek.

KENDİ ANLATIMIYLA BİR BALAMİR YAŞAM HİKAYESİ..
Boşanmış bir subay ailesinin çocuğu olan  Hakan Balamir’in hayatını kendi anlatımı: 1945  İstanbul doğumluyum.  Hakan Balamir sinemada alınan ismimdir. Asıl adım Balamir Tavacıoğlu. Babam subaydı nasıl ki memur çocukları bir sene orada bir sene burada dolaşırsa bizde öyle dolaştık.

Babam  Giresun tarafında inzibat subayıymış çocukluğum  Giresun da geçmiş. Babam çok tayin olurdu, örneğin ilkokula  Sivas  Ziya Gökalp ilkokulunda başladım. İkinci sınıfı  İstanbul da okudum. Ortaokulun bir bölümünde  Ankara ya gittik. Lise ikinci sınıfa kadar  Ankara da kaldım, lise son sınıfta tekrar  İstanbul’a geldik burada okudum. Babaya bağımlı yaşadığımı için rüzgar nereye savurduysa ailemle oraya gittim.

ANNE VE BABA AYRIYDI
Anne baba ayrıydı ben babamın yanında kalıyordum. Babam subaydı ama annemin durumu daha iyiydi. Annemle birlikte kalan bir kız kardeşim vardı, bakıyorum yaşantısına kolejde okuyor, eve piyano hocaları geliyor, diğer ders hocaları geliyor. Ben babamın yanında o kadar rahat koşullarda değildim. Ne de olsa bir subay, emekli olmuş üstelik. Mağdur da değildik orta halli bir yaşam içindeydik. Lüks bir yaşamım olmadı, babamın yanındayken.

BABASI RESTİ ÇEKMİŞ: GİDERSEN DÖNME
Annem de “gel bende kal” diye ısrar ediyordu. Geldim, hayatın şekli biraz farklı geldi bana. Babam da “gidersen dönme” diye asker emrini verdi, babadan kopup anneme geldim. Buradaki yaşama da ayak uyduramadım açıkçası. Örneğin ben üniversiteyi kendi imkanlarımla kendim çalışarak okudum.  Beyoğlu’nda bir pansiyon tuttum çalıştım okudum. “Ezik mi büyüdün” tam ezik büyümedim. Hatta daha sonraları şımartılmış bir yere geldim ama oraya intibak edemedim, o yaşama uyum sağlayamadım. Lise bittikten sonra gazetecilik okudum. Okudum ama gazetecilik yapmadım.

“ARTİS OL, YAKIŞIKLI ADAMSIN”
Okuldayken arkadaşlarım hep söylerlerdi “artist ol, yakışıklı adamsın” diye. Hatta ben lisede okurken ünlü film artisti olan bir öğrenci vardı Özden Çelik.  Hocalarbakıyor tabi ben ondan daha yakışıklıyım hocalarım “sen de bu işlerle ilgilen” derlerdi.

NASIL ÜNLÜ OLDU?
“Ses” dergisi yarışma düzenliyordu, her yıl bir erkek, bir bayan finalist oluyor bunlar da hep kalıcı oluyorlardı. Bizden önce  Filiz Akın vardı.  Ankara da aynı mahallede oturuyorduk.  Filiz Akın da bu derginin birincisi olmuştu. Bir deneyim bakalım diye fotoğraf gönderdim, elemeler, seçmeler derken birinci ikinci değildim ama sona kalan 7 kişinin içinde olduğum için böyle bir yol açıldı.

İÇKİYİ GECE HAYATINI BIRAKTIRAN OLAY
Bir gün ” Yunus Emre” diye bir proje geldi. Bu filmi de  Özdemir Birsel çekiyordu. O zamanlar 10 günde film bitiyordu. Hemen hemen her ili dolaştık. Tam 6,5 ay sürdü çekimler. Bitirdik filmi, film müthiş bir patlama yaptı. Ben o zamanlar 25-26 yaşlarındayım. Film müthiş iş yaptı, ondan sonra da kim tutar  Hakan Balamir’i…

“YUNUS EMRE’DEN SONRA BİR DAHA EĞLENCE HAYATIM OLMADI”
Yunus Emre’yi 1973’de çektik festivale katıldı. 10’da 10 tartışmasız tek aday oldu. Ben de en iyi erkek oyuncu ödülü aldım.  Deniz Baykal ödülümü verdi. Bu tabi birden bire benim yaşam çizgimi de değiştirdi. Eve kapandım. Artık ne gezme, ne tozma farklı bir yaşam yaşamaya başladım. O zamanlar alkol de alıyordum. 1973’de Yunus Emre’yi çektik alkolü de bıraktım. Eğlence hayatı ile ilgili 1973’den beri bir hayatım olmadı.

GÜNCELLEME 07.07.2017 SAAT:19.45

Türk sinemasının usta oyuncularından Hakan Balamir, uzun süredir mücadele ettiği KOAH hastalığına yenik düştü. 72 yaşında hayatını kaybeden Balamir, dün Ataşehir Mimar Sinan Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Maltepe Küçükyalı Mezarlığı’nda toprağa verildi. Usta oyuncuyu son yolculuğuna uğurlamaya sanat camiasından ünlü isimlerin katılmaması dikkat çekti.

UZUN SÜREDİR TEDAVİ GÖRÜYORDU 

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı’yla (KOAH) uzun süredir mücadele eden ve tedavi gördüğü hastanede önceki gün 72 yaşında hayatını kaybeden usta oyuncu Hakan Balamir için dün Ataşehir Mimar Sinan Camii’nde cenaze töreni düzenlendi.

BÜYÜK VEFASIZLIK

Balamir’in oğlu Tufan Balamir, cami bahçesinde taziyeleri kabul etti. Usta sanatçı, burada ikindi vakti kılınan cenaze namazının ardından Maltepe Küçükyalı Mezarlığı’nda toprağa verildi. Sanat dünyasından katılımın olmadığı cenaze törenine Türkan Şoray ve Hülya Koçyiğit gibi isimler çelenk göndermekle yetindi.

Haber sunumunu nasıl buldunuz? Puanlayın !..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIPHY App Key not set. Please check settings

Merhum gazeteci Doğan Heper’in kardeşinin eşi Bilge Heper (73) Bozcaada’da boğularak yaşamını yitirdi.

İSTANBUL Esenyurt’ta Ayberk Kahveci, kavga sırasında nişanlısı tarafından bıçaklanarak öldürdü.