‘Mezdeke’ dans grubu üyesi Aynur Kambur (K-49), Şişli’deki evinde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.Olay, saat 20.30’da Fulya Narçiçeği Sokak’ta bulunan Mimozai Apartmanı giriş katında meydana geldi. Kimliği belirsiz saldırgan, Kambur’a 6 el ateş ettikten sonra kayıplara karıştı.
Kimliği belirsiz bir kişi, Mezdeke dans ekibi üyesi Kambur’a evinde 6 el ateş etti. Kurşunlardan 5’i Kambur’un vücuduna, 1’i de yüzüne isabet etti. Saldırı sonrasında Aynur Kambur olay yerinde yaşamını yitirdi.
Kimliği belirsiz saldırgan, olay sonrasında kayıplara karıştı. Silah seslerini duyan apartman sakinleri, durumu polis ekiplerine ihbar etti. Olay yerine gelen ekipleri, cinayetle ilgili soruşturma başlattı. Talihsiz kadının yakınları ve komşuları gözyaşlarına boğuldu.
MEZDEKE dans grubunun üyelerinden Aynur Kanbur , meme kanseri nedeniyle radyoterapi görürken oluşan kitle için üç kez estetik ameliyat olmuş ameliyat sonucunda göğsünde kalıcı dikiş izleri oluşunca İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak doktoru Güner Uysal’a 50 bin liralık dava açmıştı. Doktor karar duruşmasından 2 saat sonra kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti.
OLAYIN GEÇMİŞİ
Kanbur, dava dilekçesinde mesleği gereği fiziğine önem verdiğini belirterek “Sağ göğsümde çıkan kitle nedeniyle meme kanseri olduğum anlaşıldı. Radyoterapi görmek zorunda kaldım. Bu, göğsümdeki silikonda kapsülleşme oluşturdu. Plastik ve Estetik Cerrahı Güner Uysal’a gittim. Yapılan üç ameliyat sonrası sağ göğsümde dikiş izleri oluştu. Tüm tedavilere rağmen bu dikiş izleri geçmediği gibi psikolojim bozuldu. Doktorun yanlış ve eksik tıbbi müdahalesinden dolayı bu davayı açtım” demişti.
Güner Uysal ise suçlamaları reddetti, “Kendisi bana meme protezi yaptırmak üzere başvurmuştu. Ameliyatlar başarılı geçti. Ancak hasta bana meme protezinin olmadığını, ağrılar ve sızılar çektiğini söyledi. İkinci ameliyatta kapsülü kırdık, yani sertleşmiş dokuları çıkardık. Düzelme olmadı. Üçüncü ameliyatta bu defa protezi çıkarıp daha büyük bir protez koydum, ancak bir sonuç alamadık. Daha sonraki aşamalarda hastanın radyoterapi tedavisi gördüğünü anladık. Radyoterapi, bizim tedavilerimize engel oluyordu. Kemoterapi aldığını gizlemiş olabilir, suçsuzum” diye savunma yapmıştı
Üç yıl süren yargılama sonunda önceki gün görülen duruşmada kararını açıklayan mahkeme, Güner Uysal’ı haksız buldu ve 17 bin lira tazminat ödemesine hükmetti. Ancak Güner Uysal, mahkeme kararının açıklanmasından 2 saat sonra muayenehanesinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmişti.
GÜNCELLEME 20.03.2018 SAAT: 14.10
İstanbul Şişli’de 2 yıl önce, çöp atmak için çıktığı evinin önünde esrarengiz bir cinayete kurban giden ünlü dans grubu ‘Mezdeke’nin dansçılarından Aynur Kanbur, ölüm yıl dönümünde mezarı başında anıldı. Kanbur’un ablası, öldürülen kardeşinin katillerinin bulunması için yardım istedi.
Kur’an-ı Kerim okunup duaların edildiği anma törenine Aynur Kanbur’un ablası Dilek Kıymış, Mezdeke grubu üyelerinden Dilek Maltepe, Fatih Ürek’in ablası Selvi Ürek, arkadaşları ve yakınları katıldı. Abla Dilek Kıymış tören boyunca elinde “Sayın Cumhurbaşkanımız, İç İşleri Bakanımız, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, araftayım. Katilimi bulun, Aynur” yazılı pankart tuttu.
Anma töreninin ardından kardeşinin ölümüyle ilgili konuşan abla Dilek Kıymış, üzerinden 2 yıl geçen cinayetin ardından katil zanlısının hala bulunamamış olması konusundaki sıkıntılarını dile getirdi. Cumhurbaşkanı ve hükumet yetkililerinden yardım isteyen gözü yaşlı abla konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Nasıl bir infaz, nasıl bir intikam, nasıl bir acıdır bu. Bir kişiyi mi vurduğunu zannediyor. Türkiye’yi yaraladı. Sayın Cumhurbaşkanıma, başbakan, adalet bakanı, savcılar ve polislere yardım çağrısı yapıyorum. Bir kişi bin kişidir. Herkes şehit oldu diyor. Ben de kötü bir şeye şahit oldu diyorum. Bu kız bir şey gördü bilen susuyor diyorum. Onu vicdana davet ediyorum, gelecek anlatacak. 14 kurşunla tuzak kurdun gelip anlatacaksın. Neden yaptın? Senin bir tek nedenin bizim milyonlarca nedenimiz, uykusuz geçen 800 günümüz. Bizim içimiz kin ve nefretle doldu. Yardım çağrıma cevap verin, bulunacak başka yolu yok. Erkek gibi teslim ol. Elini öpeceğim şehit ettiğin için.”
2 yıl önce işlenen cinayette şüphelendikleri kimse olmadığını da sözlerine ekleyen abla Kıymış, “Şüphe duyduğumuz maalesef kimse yok. Hiç kimse üzerinde senaryo dönmüyor. Bir kişi yaptı bin kişi şüpheli şu anda. Ben kendimi biliyorum ben yapmadım. Benden hariç herkes şüpheli” dedi.
GÜNCELLEME 10.06.2026 SAAT: 13.44
İstanbul Şişli’de 2016’da evinin önünde silahlı saldırıda öldürülen mezdeke dansçısı Aynur Kanbur cinayetini itiraf eden şüpheli, kendini kargocu olarak tanıtıp kapıyı açtırdığını, tartışma sonrası Kanbur’u öldürdüğünü söyledi. Şüpheli, “kimse bana karışamaz’ diyerek küfürlerle üzerime yürüyünce, belimdeki 9 mm el yapımı tabancayı çekerek gövdesine doğru 3-4 el ateş ettim” derken, cinayet silahını İstanbul Boğazı’na attığını söyledi.
İstanbul Şişli’de 24 Mart 2016 tarihinde evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden Aynur Kanbur cinayetini itiraf eden şüpheli Bülent G. ifadesinde, olayda kullandığı ruhsatsız tabancayı bir tekneye binerek İstanbul Boğazı’na attığını söyledi.Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı tekrar inceledi. Olay gününe ait toplu ulaşım ve İstanbulkart hareketlerini geriye dönük inceleyen ekipler, şüphelinin Avcılar’dan metrobüse binerek Mecidiyeköy’e gelen Bülent G. olduğunu tespit etti. Takibe alınan şüphelinin, olay öncesi ve sonrasında telefonunu kapattığı, maktulün tehdit edildiği iddialarıyla daha önce HTS kayıtları incelenen diğer akrabalar F.K. S. K. ve Y.K. ile bağlantılı olduğu belirlendi.
“Emniyetteki sorgusunda cinayeti tek başına işlediğini itiraf eden Bülent G. şunları söyledi: “Olay günü Avcılar’daki evimden çıkarak metrobüsle Mecidiyeköy’e geldim. Hava yağmurlu ve soğuk olduğu için kafamda şapka ve kapüşonlu mont vardı. Aynur Kanbur’un Fulya’daki ikametine gittim ve zile bastım. Megafondan ‘Kim o?’ diye sorunca ‘Paketiniz var’ diyerek kendimi kargocu olarak tanıttım. Beni kargocu sanıp binanın kapısını açtı. Kapı açılınca giriş kattaki daireye yöneldim, kapısı açıktı.
“Beni üzerimdeki kapüşon ve şapka sebebiyle ilk başta tanımadı. Kendisine geçmişteki tartışmamıza atıfta bulunarak, ‘Ailemizin itibarını zedeledin, sen nasıl bir ailenin ferdi olduğunun farkında değilsin. Şevki dayımızın kemiklerini sızlatıyorsun, bizim ailemizin adını lekeledin’ dedim. Ben onun dansözlük yapmasını aile ferdi olarak kabul edemiyordum. Aynur sesini yükseltip ‘Sen ne karışıyorsun, kimse bana karışamaz’ diyerek küfürlerle üzerime yürüyünce, belimdeki 9 mm el yapımı tabancayı çekerek gövdesine doğru 3-4 el ateş ettim.””
Zanlı, olayın ardından yaya olarak Beşiktaş Ihlamurdere Caddesi’ne, oradan da Barbaros Bulvarı üzerinden otobüse binerek çalıştığı Rumelihisarı’ndaki restorana gittiğini ifade etti. Zanlı, cinayette kullandığı ruhsatsız tabancayı ise birkaç gün sonra Emirgan-Kanlıca seferini yapan bir tekneye binerek İstanbul Boğazı’nın ortasında denize bıraktığını itiraf etti.Bülent G., gözaltına alınan diğer akrabaları F.K, S.K. ve Y.K.’nin olayla bir ilgisi ya da azmettirmesi olmadığını, aralarındaki arazi konusunun bu olayla ilişkisi bulunmadığını iddia etti. Şüphelilerin emniyetteki işlemleri çok yönlü olarak devam ediyor.

GIPHY App Key not set. Please check settings