Türkiye’nin en ünlü kolonya markalarından Eyüp Sabri Tuncer Kolonyaları Kozmetik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sabahattin Tuncer, Ankara’da dün gece tedavi gördüğü hastanede, 93 yaşında hayatını kaybetti.
CUMHURİYETLE YAŞIT
Cumhuriyetin kurulduğu 29 Ekim 1923 tarihinde doğan Sabahattin Tuncer, yaşa bağlı rahatsızlıkları nedeniyle 10 gün önce hastaneye kaldırılmıştı. Tuncer, tedavi gördüğü hastanede dün gece vefat etti.
Tuncer’in cenazesi, ikindi namazının ardından, kılınacak cenaze namazından sonra Mamak Ortaköy Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
100 YILLIK ANKARA MARKASI
Evli ve iki çocuk babası Tuncer, yaklaşık 100 yıldır bir Ankara markası olarak iş yaşımındaki yerini koruyan Eyüp Sabri Tuncer Kolonyalarının Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürütüyordu.
Tuncer, Anadolu Ajansı’na 2007’de verdiği bir röportajda, babası Eyüp Sabri Tuncer’in ısrarıyla 1960’lı yıllarda işin başına geçtiğini anlatmıştı.Kolonyanın nasıl yapıldığını inceleyen, üniversite öğretim üyeleriyle görüşüp, laboratuvarlarda çalışan ve formüller bulan Sabahattin Tuncer, kolonya esansını kendi üretmeye başladı.
TÜRKİYE’NİN İLK ESANS FORMÜLÜNÜ YAPAN KİŞİSİ
Kolonya devinin ikinci kuşağının temsilcisi Sabahattin Tuncer, Türkiye’nin ilk esans formülünü yapan kişisi olarak tanınıyordu ve narenciye çiçeklerinin kokusunu ilk çıkaran kişi olma unvanına da sahipti.
[Tweet “Eyüp Sabri Tuncer Kolonyaları Başkanı Sabahattin Tuncer, 93 yaşındayaşamını yitirdi.”]
EYÜP SABRİ TUNCER HİKAYESİ
Eyüp Sabri Tuncer, 1860’larda Bosna’dan önce Bursa’ya, sonra İnegöl’e göç eden bir ailenin çocuğu olarak 1898’de doğdu. Babası Süleyman Ağa, 1908’de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Bosna’yı ilhak etmesi üzerine ailesiyle birlikte önce İstanbul’a sonra da İnegöl’e geldi. Süleyman Ağa 1913’te kısa bir süre tarımla uğraşmayı denediyse arzu ettiği sonuçları alamayarak evinin altında bir bakkal dükkânı açmaya karar verdi; fakat bu kez de sağlığı elvermedi ve vefat etti. Ailenin bütün yükü artık ergen yaşlardaki Eyüp Sabri’nin omuzlarındaydı. Eyüp Sabri, komşuları Hilmi Bey’in yönlendirmesiyle devrin zincir mağazaları manifaturacı Abranosyanların yanına çırak olarak girdi. Gerek babasının bakkaliyesinde ve gerekse Ermeni tüccarın dükkânında ticaret adına öğrendikleri, geri kalan yaşamında önünü açacaktı. 1916 yılında İnegöl bedesteni içinde küçük bir dükkân kiralayarak o da manifaturacılık yaptıysa da bu kez de Bursa’nın işgale uğraması üzerine orduya katıldı. Kurtuluş Savaşı’nda er olarak verdiği hizmet karşılığında, 1926 tarihli İstiklal Madalyası Kanunu ile istiklal madalyasına hak kazandı.
MARKA HİKAYESİ
Savaş yılları bitmiş ve hayat devam ediyordu. Eyüp Sabri Bey 1923’te, doğup büyüdüğü İnegöl’de yeniden ticarete atıldı. Aynı yıl 29 Ekim’de oğlu Sabahattin dünyaya geldi. Ailesi de işleri de büyüyordu artık; yeni bir başlangıcın tam zamanıydı. Baba evini satıp Türkiye Cumhuriyeti’nin yükselen değeri Ankara’nın yolunu tuttu. Yeni yapılanan ve nüfusu artan başkentte “bonmarşe” olarak tanımlanan perakende satış mağazasını açtı. Bu mağaza Anafartalar Caddesi No. 46’daydı. Mustafa Kemal Paşa’nın çocukluk ve silah arkadaşı Nuri Conker’e ait bina 1923’te tamamlanmış ve Sakarya Apartmanı olarak adlandırılmıştı. Biri er biri komutan bu iki ismin arasında hukuk uzun yıllar sürdü.
BONMARŞE
Eyüp Sabri Bey’in adıyla anılan mağazası bir ailenin ihtiyaç duyacağı zengin bir ürün yelpazesi sunuyordu. Bu dönemde ana faaliyet kolu olan ısmarlama gömlekçilikle birlikte şapka, atkı, mendil, çorap, kösele ve deri valiz, el çantası, şemsiye gibi tuhafiye ürünlerinin satış faaliyetleri yürütülüyordu. Ancak bu yıllarda adı gömlek satışıyla daha fazla anıldığından Annuaire Oriental adlı ticaret yıllığında, Adliye Sarayı Caddesi’nde faaliyet gösteren bir “chemiserie/gömlekçi” olarak kaydedilmişti. Konfeksiyon ürünlerinin yanı sıra ıtriyat ürünleri de sattığı için 1930 yılına ait bu kayıtlar içinde aynı zamanda parfümeriler arasında da gösterilmekteydi.
Yeni Türkiye’nin inkılap hareketleri içinde şapka devrimi dönemin tüccarlarına önemli bir kazanç kapısı yaratmıştı. Eyüp Sabri Bey de müessesesinin raflarını hem bayanlar hem de beyler için şapkalarla doldurmuştu. Yaptığı bir İstanbul seyahatinde bir esansçıdan öğrendiği kolonya imalatı kendisinin ve ailesinin yaşamını kökten değiştirecekti. Cumhuriyet’in en temel sanayi kuruluşları olan şeker fabrikalarının yan ürün olarak alkol üretimine başlaması bu yeni işkolunun önünü açmıştı. Eyüp Sabri Bey de daha sonraları ismine büyük bir şöhret kazandıracak kolonya üretimine yönelmeye karar verdi. Yurtdışından gelen esanslarla 1933’te kolonya imalatı ve satışına başladı. Bu tarihte onun dışında kolonya üreten bir diğer isim de Ulus’taki Ömer Nail Bey’di. Ancak Eyüp Sabri Bey’in kolonyaları kısa sürede dikkat çekti. Mağaza önünde ilk kolonya kuyrukları da bu yıllarda oluşmaya başladı. Çankaya Köşkü’ne de gönderilen kolonyalar Büyük Gazi’nin misafirlerine sunuluyordu. Bu misafirler arasından, Rıza Pehlevi’nin babası Eyüp Sabri Kolonyaları’nı çok beğenince Çankaya Köşkü’nden altı şişe hediye kolonya siparişi geldi. Özenle paketlenen kolonyalar bu kez İran Şahı’nın sarayının yolunu tutuyordu.
KOLONYA KÜLTÜRÜ OLUŞTURDU.
1930’lu yıllarda Eyüp Sabri başkentin ticaret yaşamına da renk kattı. Bu yıllarda hiç alışık olunmayan promosyon yöntemleriyle hem mağazanın şöhretini artırdı, hem de sunduğu ürünlerle ilgili bir alışkanlık geliştirmeye başladı. Bu amaçla yaptığı en önemli girişim, bir ürün kataloğu hazırlatmak oldu. Broşür şeklinde hazırlanmış katalog, kolonyanın bir tüketim malzemesi olarak benimsetilmesi amacıyla posta kutularına, kapılara bırakılarak dağıtıldı; içine bir de promosyon amaçlı bedelsiz kolonya kuponu koyulmuştu. Mağazaya gelen müşterilere on iki-on üç çeşit kolonyadan arzu ettiklerini bedelsiz olarak seçebilme imkânı sunan bu kuponlar pek çok aile için kolonyayı evlerinin olmazsa olmazı haline getirdi. Satın alma şartı olmaksızın yapılan bu promosyonla, zamanla kolonya talebi diğer ana ürünlerin de önüne geçti. 1936 yılında basılan kataloğun kapağında “Eyüp Sabri, Muharrem ve Mehmet Tuncer Kardeşler” yazıyordu. Kataloğa göre firmanın ürünleri arasında şapkalar, kasketler, gömlekler, boyunbağları, yakalar, atkılar, fanilalar, çoraplar, pijamalar, kazaklar, eldivenler, çantalar, şemsiyeler, terlikler, şason denen hafif ayakkabılar ve ıtriyat malzemeleri gibi ürünler bulunuyordu. Sayfalardaki resimleri Eyüp Sabri Bey tek tek çizmiş, her bir ürün için ayrı birer slogan tasarlamıştı. “Müşterilerimizin memnun kalacakları mallar satmak gayretindeyiz” gibi naif ve saygılı ifadeler bunlar arasındaydı.
MARKASINI PAZARLAMADA O DÖNEMDE BİR ÇIĞIR AÇTI
Eyüp Sabri Bey kolonyasını tanıtmak için büyük bir çaba sarf etti. O yıllarda Türkiye’de görülmemiş yöntemlerdi uyguladıkları. Tiyatro ve sinema salonlarına koku döktürmenin, bedelsiz kolonya numuneleri dağıtmanın yanı sıra bidonlarla Atatürk Orman Çiftliği’ne gider, tren garındaki yüksekçe bir mevkiden, orada toplanan kalabalığa kolonyayı anlatıp ikram ederdi. Firmanın ürünleri içinde kolonya, Eyüp Sabri’yi benzerlerinden ayıran bir ürün konumundaydı. II. Dünya Savaşı ile yaşanan döviz darlığı nedeniyle yurtdışından getirtilen esanslara sınırlama getirilmişti. Bu koşullar altında 40’lı yıllar boyunca müessese, pijamalar gibi pek çoğunun üretimine aile üyelerinin de katkı sağladığı konfeksiyon ürünlerine yönelse de kolonya üretiminden vazgeçmedi. Ticaret kayıtlarında yine Eyüp Sabri Tuncer tuhafiyeci, parfümeri, şapkacı, konfeksiyoncu olarak anılmaya devam ediyordu. 1940’lardan 50’lere ürettikleri konfeksiyon ürünleri içinde özelikle ısmarlama gömlek ve pijamalar yoğun rağbet gördüğü yıllarda, işyerlerinin 1942’de yaşadığı yangın sonucu çoğu mal varlıklarını kaybetmişlerdi. Bu büyük yangının yaraları da aile fertlerinin gayretleri ve başta kolonya olmak üzere ürünlerin gördüğü ilgi sayesinde hızla sarılabilmişti.
1950’li yıllarda canlanan ekonomi ile birlikte Sabahattin Tuncer’in arayışları başladı. Koku sanatına merak saldı ve nasıl öğrenebileceğini araştırırken konusunda uzmanlaşmış Ermeni kimyager Vahe Karayan’la tanıştı. Birlikte biraz ticaret yaptılarsa da Sabahattin Bey’in ufkunu açan asıl unsur, Karayan’ın kitaplığında gördüğü bir kitaptı: Le Livre Du Parfumeur. Kitabı temin ettiğinde hem aradığı formüllere hem de Avrupa’daki saygın esans üreticilerinin listesine ulaşmış oldu. Hemen ardından, bu isimlere mektuplar yazarak ürünleri hakkında bilgi istedi. Uzun bir bekleyişin ardından içlerinden yalnızca birinden, L. Givaudan firmasından, cevap geldi. Sabahattin Bey de babasının endişelerini giderdikten sonra küçük bir parti esansla, oldukça düşük bir maliyetle ilk limon kolonyasını üretti. Kendi ürününü daha ehven bir fiyata üreten bir işletme haline gelmesi Eyüp Sabri Tuncer markasının değerini katlamasını sağlamıştı. Makul fiyatlar müşteri sayısını olumlu etkileyince kolonya kuyruğu uzamaya başladı.
1961 YILLINDA KOLLEKTİF ŞİRKET OLDU.
İki oğulla birlikte yürüyen işyeri 1961 senesinde şirketleşti ve Eyüp Sabri Tuncer ve Oğulları Kollektif Şirketi haline getirildi. Sırada yurtdışından gelen esansları da yerli imkânlarla üretme meselesi vardı. Yurtdışına yaptığı bir seyahatle Sabahattin Bey bu konudaki bilgi birikimini artırdı ve 1967’de kendi limon kolonyası formülünü geliştirdi. 1970’te Ulus’ta Işıklar Caddesi’ndeki bir binayı imalathane haline getirdikten sonra burada esans ve kolonya üretilmesini sağladı. 1972’ye gelindiğinde, tüm işleri devralarak, çok ortaklı bir şirket olan Eyüp Sabri Tuncer’i halka açık hale getirmek amacıyla anonim şirkete dönüştürdü.
O SADECE ANKARA’NIN DEĞİL BİR TÜRKİYE MARKASIDIR.
Eyüp Sabri Tuncer, tüm bu dönemlerde başarıyla devam ederken Ankara için bir sembol haline geldi. Cumhuriyet gazetesinden Savaş Sönmez’in, “Ankaralılığın Koşullarını” sayarken yer verdiği maddelerden biri de “Eyüp Sabri Tuncer’den kolonya doldurmak”tır. Yol tariflerinin Eyüp Sabri Tuncer mağazasına göre yapıldığı Ankara’yı anlatanlar da “Ankara’nın kolonyacısı” diyerek ondan söz etmeden geçemez.Yanından ayırmadığı, müşterilerine ve tedarikçilerine ikram ettiği kolonyasını yıllar boyu hayatında tutanlar arasında Zeki Müren de vardı.
1980’lerde Eyüp Sabri Tuncer kolonyaları Türkiye’nin her yerinde satılan, kolonya deyince akla ilk gelenlerden biri olan bir markaya halini aldı. 1920’lerdeki küçük dükkândan bu yıllara sadece bir aile mirası değil, aynı zamanda bir ticaret ahlakı da yaşatılmıştı. Firmadaki her şey kayıtlı olacak, vergi tam ödenecek, müşterinin hakkı gözetilecek ve memnuniyeti sağlanacak, dükkânın gizli ortağının Türkiye Cumhuriyeti olduğu hiçbir zaman unutulmayacaktı. Bu prensipler devlet nezdinde de anlam taşıyor olmalıydı ki, 1985 yılında KDV uygulaması ilk yapıldığında seçilen pilot kuruluşlardan biri de Eyüp Sabri Tuncer oldu.
1994’te Engin Tuncer işleri babası Sabahattin Tuncer’den devraldı. Aile bireylerinin elinde bulunan şirketin hisseleri de büyük ölçüde bir araya toparlandı. Engin Tuncer de babası gibi bir hayalin peşine düştü: “ulusal markasını klasik ürünlerini koruyarak, yeni bir yüzle dünya pazarına açmak”.1995 yılında bu hedefini desteklemek adına 7000m2 alan üzerinde son derece modern, tamamen bilgisayar tabanlı üretim sağlayabilen, yüksek teknolojili bir fabrika kurdu. 2000’li yıllara gelindiğinde Engin Tuncer hedeflerine ulaşmak amacıyla adım atmaya devam ederken, firmayı köklerinden koparmadan EST 1923, Gizli Bahçe, Perfume Jewels gibi markalarıyla organik ve doğal kişisel bakım ürünlerinin yanı sıra ev bakım ürünlerinin de üretimini yapmaya başlamıştır. 2007 yılına gelindiğinde ürün gamını hızla genişleterek internet üzerinden de satış yapmaya başlayan kozmetik firması olan Eyüp Sabri Tuncer, bugün artan bir ivme ile bu uygulamasını devam ettirmektedir. 2010 yılında paydaşlarına ve sürdürülebilirliğe verdiği önemi belirtmek amacıyla Birleşmiş Milletler Global Compact imzacılarından biri olmuştur.
2014 yılında Yüzyıllık Markalar Derneği üyelerinin arasına katılan Eyüp Sabri Tuncer ismi asırlık ticaret tecrübesiyle hem aile bireyleri için hem de Türkiye için köklü markalar arasında bir iftihar kaynağıdır.
KAYNAK; Vikipedi
HABERi DOĞRULA… KATKI SAĞLA… GELİŞTİR… PAYLAŞ…
Her ölüm üzücü, her kayıp değerlidir. Yaşamını yitiren bu kişiyle ilgili paylaşımda bulunmak, onu anmak, yaşanmışlıklarınızı ve duygularınızı paylaşmak isterseniz mesajınızı aşağıdaki iletişim kutuları aracıyla bırakabilirsiniz. Ölümhaberi.com takipçi katkılarıyla hızlı haberleşme, doğru bilgi ve varsa hatıralarının paylaşılması amaçlıyor.
YAKINIM...
Cenaze merasim,defin yeri ve Ta’ziyeler için ulaşılabilecek iletişim bilgilerinizi verin.
TANIYORUM...
Haber detaylarına bilgi ve fotoğraf katkısı sağlayın. Haberi duyanların, ulaşabilecekleri iletişimleri paylaşın.
UNUTULMASIN...
Ölüm yıl dönümlerinde site takviminde hatırlatıcı olarak yer almasını isterseniz.İletişime geçin.
PAYLAŞIYORUM..
Haberi aşağıdaki yer alan kısa yol butonları kullanarak sosyal ağlarınızla paylaşın.
TA'ZİYELERİM
Tanıyor veya tanımıyorsun.Ta’ziye mesajınla aşağıdaki kutudan paylaş.Sevenlerinin acısını azalt.
TAKİPTEYİM...
Şehrinde neler oluyor?Güncel bilgiler,son ölümler. “ÜCRETSİZ” bülten oluştur. Haberdar ol.
Takipçi mesajları, editor kontrolu ve site yorum politikası ‘uygunluk’ ilkesiyle yayına alınır. Bknz. POLİTİKA MERKEZİ
GIPHY App Key not set. Please check settings