Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın şehit edilmesine ilişkin davada 2 sanığın ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi. Davada firari 9 sanığın dosyasının ayrılması, 3 sanığın da 15’er yıla kadar hapsi istendi.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın, DHKP/C’li teröristlerce makamında rehin alınarak şehit edilmesine ilişkin 4’ü tutuklu 9’u firari 14 sanığın yargılandığı davada mütalaasını açıklayan savcılık, iki sanığın ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi.
İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan mütalaa okundu.
Mütalaada, tutuklu sanıklar Mustafa Koçak ve Murat Canım’ın, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve kasten öldürme” suçlarından olmak üzere ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması istenirken, bu sanıkların, “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan 2 yıldan 7 yıla, “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla ve “ateşli silahlar kanununa muhalefet” suçundan da 1 yıldan 3 yıla olmak üzere toplam 10 yıl 6 aydan 25 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
9 SANIKLA İLGİLİ DOSYA AYRILACAK
Tutuklu sanıklardan Mithat Öztürk ve Cengiz Özel ile tutuksuz sanık Deniz Özel’in, “üye olmamakla birlikte silahlı terör örgütüne yardım etmek” suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen mütalaada, davanın firari 9 sanığıyla ilgili dosyanın ise ayrılması ve başka bir esas numarası verilerek yürütülmesi talep edildi.
NELER OLMUŞTU?
2015 İstanbul Adalet Sarayı saldırısı, 31 Mart 2015 günü, İstanbul’un Şişli ilçesindeki İstanbul Adalet Sarayı içerisinde gerçekleşen silahlı saldırı. Berkin Elvan davası soruşturmasını yürüten Cumhuriyet savcısı Mehmet Selim Kiraz Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) örgüt üyeleri tarafından rehin alındı. Olayın ardından bina boşaltıldı ve polis tarafından güvenlik önlemleri alındı. Örgüt mensupları, savcıyı öldürme tehdidi ile polise bir talep listesi belirtti. Yaklaşık dokuz saat süren olayda, savcı Kiraz DHKP-C militanlarınca öldürüldü. Ayrıca iki saldırgan da ölü olarak ele geçirildi.
Arka planı
Berkin Elvan 2013 Taksim Gezi Parkı protestoları sırasında 16 Haziran 2013 sabahı polisin attığı gaz fişeğiyle vurularak ağır bir şekilde yaralandı. 11 Mart 2014 tarihine kadar komada kaldıktan sonra hayatını kaybetti. Türkiye başta olmak üzere, dünyanın birçok şehrinde protestolar başladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir miting sırasında Berkin Elvan’ın annesini yuhalatması ve Berkin Elvan’ı terörist ilan etmesiyle birlikte kutuplaşma başladı ve toplumun Berkin Elvan davası konusunda hassasiyeti arttı Olayın ardından iki buçuk yıl geçmesine rağmen Berkin Elvan davasında bir sonuç alınamadı. 7 Mart günü, Berkin’i anma töreni sırasında babası Sami Elvan “Hala Berkin’in katillerinin ortada olmadığını görüyoruz. Hala Berkin’in katilleri hayatlarını devam ettiriyor. Ama bizim çocuğumuz ortada yok. Herkesin bu davanın peşinde olmasını istiyorum” dedi.
Eylül 2014 tarihinde göreve atanan savcı Kiraz, bu soruşturmaya atanan 5. savcıydı. Kiraz döneminde adli tıp raporu dava dosyasının içerisine girdi. Raporda Berkin Elvan’ın sert bir cismin kafasına isabet etmesi sonucu yaralandığını ve hastanede tedavi görürken hayatını kaybettiği yazıyordu. Ulusal Kriminal Büro tarafından gönderilen başka bir raporda ise yapılan fotoğraf incelemeleri sonucu 3 şüpheli polisin olabileceği yazıyordu. Savcı kimlik tespiti için olay yerinde görev yapan polislerin bilgilerini istedi. Emniyet verilen 21 polisin açık kimlikleri ve fotoğraflarıyla 3 şüpheli tespit edilemedi. Kimlikler tam olarak tespit edilemeyince savcı görüntüleri Jandarma Kriminal’e gönderdiİ Kiraz aynı zamanda 2014’ün Ekim ayından bu yana Taksim Gezi Parkı protestoları davalarına da bakıyordu.
Saldırıyı gerçekleştirenler
Şafak Yayla (d. 8 Mayıs 1991, Zonguldak) Sınavı kazanarak Sakarya’nın Akyazı ilçesine gelen Yayla, 4 yıl boyunca Akyazı Anadolu Lisesi’nde eğitim gördü. Lise son sınıfta Akyazı ilçesinde bir dershanede bir yıl boyunca eğitim gören Yayla, dershaneyi birincilikle bitirerek, İstanbul Hukuk Fakültesi’ni kazanmıştır.2011’de İstanbul Üniversitesi’nde akademik yıl açılışına dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılmasını protesto ederken gözaltına alınan Şafak Yayla, gözaltında işkence gördüğünü belirtmiştir. Şafak Yayla canlı bomba iddiasıyla 2013’te tutuklanmıştır. Çağlayan adliyesi olayının diğer zanlısı Bahtiyar Doğruyol ile yolları Tekirdağ F. Tipi Cezaevi’nde kesişmiştir. 2014’ün aralık ayında serbest bırakılmıştır. Diğer saldırgan; Bahtiyar Doğruyol – bilgi yok
Cumhurityet savcısı Mehmet Selim Kiraz
1969, Siirt doğumlu olan Mehmet Selim Kiraz, Liseyi Mersin İmam Hatip Lisesi’nde yükseköğretimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Kararnamesi ile 2010’da Osmaniye’den Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı’na atanan Kiraz, 4 yıl burada çalıştıktan sonra Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 11 Haziran 2014 tarihli yaz kararnamesi ile İstanbul Cumhuriyet Savcılığına atandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı tarafından düzenlenen iş bölümü gereği Memur Suçlarını Soruşturma Bürosu’nda görevlendirildi. Eşi de İstanbul Adalet Sarayı’nda hakim olarak görev yapan Kiraz 2 çocuk babasıydı.
Olayların gelişimi
DHKP-C militanları Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol, İstanbul Adliye Sarayı’na avukat cübbeleri ve sahte avukat kimlikleriyle gelerek aramaya tabi tutulmadan içeri girdi. Savcının odasına giren iki militan panik butonuna basan savcıyı etkisiz hale getirerek odayı içeriden kilitlediler. Kilitli odaya güvenlik görevlileri müdahale edemedi. Savcıyı 12:30’da rehin alan saldırganlar bunu 12:36’da sosyal medya aracılıyla duyurdular. Olay yerine müdahaleye gelen polis ekipleri saldırganlar ile müzakereye başladı. Militanların Berkin Elvan cinayetinin sorumlusu polislerin getirilmesini istemesi üzerine görüşmelerde tıkanma yaşandı.
Saat 16:00 civarında Başbakanlık tarafından milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçe gösterilerek geçici yayın yasağı başlatıldı.
Saat 20:30 Özel Harekat Timleri operasyona başladı. Özel Harekat Timleri’nin düzenlediği operasyon sonrası sonrası iki DHKP-C militanı ölürken savcı ağır şekilde yaralandı. Bir diğer iddiaya göre ise operasyon bittiğinde savcı hayatını kaybetmişti.
Sonrası
Mehmet Selim Kiraz 3 yerden başına ve 2 yerden vücuduna isabet eden kurşunlar nedeniyle Florence Nightingale Hastanesi’ne getirildi.] Getirildiğinde kalbi durmuştu ve solunumu açık değildi.[28] Bir saatlik müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Florence Nightingale Hastanesi’nin adli raporuna göre ise 3’ü baş, 6’sı göğüs, 1’i bacak bölgesine olmak üzere toplamda 10 kurşun yarası tespit edilmiştir.
Hükümet tarafından adliye saraylarında uygulanan güvenlik önlemlerinin tekrar üzerinde durulması gerekliliği tartışıldı. 2 Nisan 2015 tarihinde Emniyet, Mehmet Selim Kiraz’ı öldüren kurşunların eylemcilerin kullandığı silahtan çıktığını açıkladı
3 Nisan 2015 tarihinde belirtilen adli rapora göre savcının önden ve arkadan olmak suretle 5 değil 10 kurşunun hedefi olduğu açıklandı. Raporda daha önceden açıklandığı gibi ‘baştan olmak kaydıyla bitişik atış’ şeklinde bir ibare belirtilmedi.
Adli aşama
İlk bilgilerde azmettirici olarak yurt dışından emir geldiği belirlenen olaydan 1 hafta kadar sonra azmettirici olarak Zeki kod adlı Erdal Ünal’ın İtalya’da yakalandığı basında yer aldı.
Savcı Kiraz için yapılan ön otopsi raporu 16 Nisan 2015 tarihinde basında yer aldı. Raporda ölüm nedeni “Ateşli silah mermi çekirdeğine bağlı kafatası, kot ve skapula kemik (kürek kemiği) kırığıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama.” olarak belirtildi. Ayrıca Kiraz’ın vücudundan 7.65 mm çapında silaha ait iki adet mermi çekirdeği çıkarıldığı bilgisi yer aldı.
Tıbbi raporlar
Operasyonun ilk dakikaları ile başlayan ve savcının hastaneye varması ile sonuçlanan süreç hakkında verilen bilgilerde çelişen durumlar meydana gelmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Savcı’ya 5 kurşunun isabet ettiğini ve ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığını ifade ederken, Emniyet sözcüsü ise bu kurşunların eylemcilere ait olduğunu belirtmişti. Florance Nightingale hastanesinin raporuna göre ise hayatını kaybeden savcıya 10 kurşunun isabet ettiğini adli raporda belirtmiştir. Yaralardan 3’ü baş, 6’sı göğüs, 1’i ise bacak bölgesine isabet etmiştir. Sağ omuz ön yüzde 1, sağ omuz arka yüzde ise 2 kurşun girişi tespit edildiğini de rapora eklemişlerdir. Bu rapor sonucunda savcıya hem ön, hem de arka taraftan ateş edildiği bilgisine ulaşılmaktadır.
Tepkiler
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli “Berkin Elvan’a hakaret seansları düzenleyip kutuplaşmayı azdıranlar, kaybolan masum canların bedelini ödemelidir.” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Savcının göz göre göre rehine alınmasını izleyen hükûmet ve istihbarata sormak istiyorum; Bayrak, flama, silah, plastik kelepçe gibi eylem araçları ile adliyeye nasıl girildi? Bu malzemelerin adliyeye sokulmasında yaşanan elektrik kesintisi etkili mi olmuştur? Yoksa elektrik bu iş için kasıtlı mı kesilmiştir? Adliye’nin var olan jeneratörü devredeyse, bu malzemelerin içeri sokulmasında kimler yardım etmiştir? Hükûmetin kesinti sonrası “Terör saldırısı olabilir” açıklaması, rehin alma olayında parmağı olduğunun göstergesi midir? Ülke güvenliğini ve bütünlüğünü sağlamak görev tanımınızda var mıdır? Bir ülkenin Milli İstihbarat Teşkilatı, vazifesi olmayan işlerle uğraşırsa, Cumhuriyet’in savcılarının odası da davulla zurnayla basılır” dedi.
Gazeteci Mirgün Cabas, twitter üzerinden “Bu eylem nasıl biterse bitsin çıkarılacak tek ders var: çocukları vurmayın, annelerini yuhalatmayın.” yazarak tepkisini dile getirdi. Ancak ertesi gün, gelen tepkiler üzerine özür dilemiştir.
Şafak Yayla’nın naaşı Giresun’da bulunan evine getirildikten sonra tepkiyle karşılaştı.Tepkiler üzerine eylemcinin dayısı Esat Berberoğlu, “Hukuk fakültesinde okuyan bir çocuktu. Bu çocukların bu hale gelme nedenleri nelerdir? Bu çocuklar da bizim canımızdır. Biz insan değil miyiz? Bunu terörist diye yazacaklar. Bu ülkenin asıl teröristi kimse ona lanet olsun. Terörist bu ülkeyi soyanlardır. 30 bin kişinin katiline terörist diyemeyenler bu hukuk fakültesinde okuyan çocuğa terörist diyorlar. Buradan ilan ediyorum Şafak Yayla terörist değildir“ dedi.
GÜNCELLEME 10.07.2019 SAAT: 20.04
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın makam odasında şehit edilmesine ilişkin davada, Murat Canım ve Mustafa Koçak ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı. Karar sonrası tepki gösteren sanıklar, salondan çıkarıldı.
DHKP-C’li terör örgütü mensupları Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol tarafından makamında rehin alınarak şehit edilen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın ölümüne ilişkin 4’ü tutuklu, biri tutuksuz, 9’u firari 14 şüpheli hakkında açılan dava karara bağlandı. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Murat Canım, Mithat Öztürk, Mustafa Koçak ve Cengiz Özel ile tutuksuz sanık Deniz Özel ve avukatları hazır bulundu. Duruşmada son savunmalarını yapan sanıklar Murat Canım, Mithat Öztürk, Cengiz Özel ve Deniz Özel beraatlerine karar verilmesini talep ederken, sanık Mustafa Koçak esasa ilişkin savunma yapmak için ek süre talep etti.
EK SÜRE TALEBİ REDDEDİLDİ
Mahkeme, sanık Koçak’ın mütalaanın açıklanmasının üzerinden uzun süre geçmesi, sanığın savunma yapmamak için direnmesi ve diğer sanıkların savunma yapmalarını gerekçe göstererek ek süre talebini reddetti. Mahkemenin ret kararının ardından, tutuklu sanıklardan Cengiz Özel’in avukatı duruma tepki göstererek, duruşma salonunu terk etti. Mahkeme başkanı, kararın açıklanmasının öncesinde sanıklara son sözlerini sordu. Duruşmaya, karar arası verildi.
İKİ SANIĞA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI
Davaya ilişkin kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanıklar Mustafa Koçak ve Murat Canım, ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Sanıklar, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 27 yıl, ‘kamu görevlisini silahla hürriyetinden yoksun bırakma’ suçundan 12 yıl ve ‘ateşli silahlar kanununa muhalefet’ suçundan 3 yıl ve 2 bin 700 lira adli para cezasına çarptırıldı.
Sanıkların pişmanlık duymaması nedeniyle indirim uygulamayan mahkeme, ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ ve ‘anayasayı ihlal’ suçundan ceza verildiği için karar vermeye yer olmadığına karar verdi. Tutuksuz sanıklardan Deniz Özel, ‘silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçundan 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Sanık hakkındaki ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbiri kaldırıldı. Yurtdışına çıkış yasağı yönünde adli kontrol talebi uygulanmasına karar verildi.
Sanık Cengiz Özel, ‘silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçundan 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, sanık Mithat Öztürk’e ‘silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçundan 10 yıl hapis cezası verdi. Mahkeme ayrıca tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Firari sanıklar Faruk Ereren, Hüseyin Fevzi Tekin, Mesut Demirel, Musa Aşoğlu, Nuri Eryüksel, Seher Demir, Şadi Naci Özpolat, Şerefettin Gül ve Zerrin Sarı’nın dosyasının ayrılmasına ve infazlarının beklenmesine karar verildi. Duruşmanın sonunda karara tepki gösteren sanıklar, güvenlik güçleri tarafından salondan çıkarıldı.



GIPHY App Key not set. Please check settings