Washington Post yazarı Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı (60) İstanbul Suudi Başkonsolosluğunda öldürüldü. Olay, Ankara Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda meydan geldi
Türkiye vatandaşı nişanlısı Hatice Cengiz ile evlenmek için gerekli yasal işlemleri halletmek üzere 2 Ekim 2018’de İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na giden Cemal Kaşıkçı’dan bir daha haber alınamadı.
Suudi Arabistan yönetimi gece yarısı, 2 Ekim’de İstanbul Başkonsolosluğu’na girdikten sonra haber alınamayan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı konsolosluk binasında yaşanan arbede sonucunda öldüğünü açıkladı. Suudi Arabistan’dan yapılan açıklamada, “Kaşıkçı konsoloslukta çıkan arbedede öldü. Soruşturmalar hala devam ediyor. 18 kişi gözaltına alındı” ifadeleri kullanıldı. Suudi Arabistan Başsavcılığı, Kaşıkçı’nın konsoloslukta çıkan arbede ve yumruklu kavga sonucunda hayatını kaybettiğini açıkladı. Cemal Kaşıkçı’nın cansız bedeninin nerede olduğuna ilişkin ise bir açıklama yapılmadı.
Suudi Arabistan İstihbarat Şefi Ahmed Al-Assiri ile Kraliyet Mahkemesi Danışmanı Saud al-Qahtani’nin görevinden alındığı açıklandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kral Selman dün gece gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinin ardından Suudi Arabistan Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü duyurdu. Görüşmede, her iki ülkede yürütülmekte olan soruşturmaların gidişatı hakkında karşılıklı bilgi paylaşımında bulunulduğu kaydedildi.
CEMAL KAŞIKÇI KİMDİR?
13 Ekim 1958’de Suudi Arabistan’ın Medine kentinde dünyaya geldi. 1985 yılında ABD’deki Indiana State University’den mezun olan Kaşıkçı, sonrasında ülkesine dönerek gazetecilik yapmaya başladı.
1991 – 1999 yılları arasında Al Madina gazetesinin yazı işleri müdürlüğü ve genel yayın yönetmenliği vekilliği yapan Kaşıkçı, bu süreçte Afganistan gibi ülkelerden haberler geçti, 1987-95 yılları arasında eski El Kaide lideri Usame bin Ladin ile Afganistan ve Sudan’da söyleşiler yaptı.
Daha sonra İngilizce yayın yapan Arab News’in başında dört yıl çalışan Kaşıkçı, buradan geçtiği Al Watan’ın yazı işleri müdürlüğünde 52 gün görev yapabildi, gazetede ülkedeki dini yapıyı eleştiren yazıların çıkması üzerine görevden alındı.
Bunun üzerine ülkeyi terk eden Kaşıkçı, İngiltere ve ABD’de Suudi Arabistan Büyükelçiliği yapan Prens Türki al Faysal’ın danışmanlığına getirildi. 2008 yılında tekrardan Al Watan’ın yazı işleri müdürlüğüne getirildi ve 2010 yılında gazetede yayınlanan eleştirel yazılar nedeniyle bir kere daha görevden alındı.
uudi gazeteci, radikal İslam’ın önüne geçebilmek için ülkedeki din eğitiminin gözden geçirilmesi gerektiğini, din eğitiminin yalnızca dini okullarda verilmesini, çocuklara bir dinin empoze edilmemesi gerektiğini savunuyordu.
Suudi Arabistan’da Selefi mezhebinin temelini oluşturan din adamlarından İbn Teymiye’nin görüşlerine bu kadar itibar edilmemesi gerektiğini söylüyordu. Yazı işleri müdürlüğünü yaptığı dönemde Al Watan’da da ülkedeki radikal İslamcılığı eleştiren yazılar ve karikatürler yayınlanması, ülkedeki ulemanın en çok tepkisini çeken konular arasındaydı. Kaşıkçı’nın görevine son verilmeden önce kıdemli bir din adamı, gazetenin alınmasının günah olduğunu söyleyen bir fetva yayınlamıştı.
O dönemde New York Times gazetesinde yayınlanan bir makalede, Suudi Arabistan’da radikal İslamcıların bombalı saldırılarının ardından Al Watan’ın radikal İslam’ı sorgulamasından rahatsızlık duyan üst düzey yedi din adamının dönemin veliaht prensi Abdullah’a giderek şikayetlerini bizzat ilettikleri aktarılıyordu.
Alman Der Spiegel dergisine göre Kaşıkçı ülkesinde eleştirilerini en yüksek sesle dile getiren entelektüellerdendi. 2011’de Arap ülkelerini sarsan isyanlar sırasında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da konuştukları Kaşıkçı’nın “Mutlak monarşinin devri bitti. Tek çare demokrasi” sözlerini “Suudi Arabistan’da başka biri bu sözleri söylese sorgulanır ve hapse atılırdı” sözleriyle yorumlamıştı.
Kaşıkçı Der Spiegel’e eskiden bin Ladin’in, Arap ülkelerindeki yolsuz rejimleri devirmenin yalnızca iki yolu olduğuna yönelik görüşlerine katıldığını, bunlardan birinin siyasi sistemin içine sızmak, diğerininse şiddetli ayaklanmalarla rejimleri devirmek olduğunu, o dönemler demokrasiyi bir seçenek olarak görmediklerini söylemişti.
2011’de Arap isyanları sırasında: Seçilmiş bir başbakan ve gerçek parlamentoya ihtiyaç var
Suudi Arabistan’ın o dönemde halkı memnun etmek için kesenin ağzını açarak 129 milyar dolarlık harcama yapmasını eleştiren Kaşıkçı, Der Spiegel’e şunları söylemişti:
“Bu yöntem işe yaramaz. Yarın halka 100 trilyon dolar dağıtılsa yine herkesi mutlu edemezsiniz. Petrol bittiğinde ne olacak?
“Herkes çağdaşlığı istiyor ama kimse bunun yan etkileriyle yüzleşmeye yanaşmıyor. Bir gün diğer uluslar gibi bu ulus da reform yapacak. Bizim de özgürlük, şeffaflık, hukukun üstünlüğü, seçilmiş bir başbakan ve gerçek bir parlamentoya ihtiyacımız var.
“Tunus ve Mısır’da demokrasi mücadelesi başarıya ulaşırsa ne olacak? Siyasi olarak izole kalmayı göze alamayız.
“Tarih akıyor ve kimse bunu durduramaz.”
Kaşıkçı bu süreçte Arap ülkelerinde yayınlanan Al Hayat gazetesinde köşe yazmaya devam etti. Gazetede beş yıl boyunca yayınlanan yazıları Aralık 2016’da, o dönemde seçimi yeni kazanan ve daha göreve başlamamış olan ABD Başkanı Donald Trump’ı eleştiren açıklamaları nedeniyle yayınlanmadı.
Kaşıkçı, Trump’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı destekleyeceğine dair açıklamalarının bölgede İran’ı güçlendireceğini söylemiş ve Trump’ın hem İran karşıtı olup hem de Esad’ı desteklemesinin bir çelişki olduğunu vurgulamıştı.
Arap basınında yer alan haberlerde Kaşıkçı’nın Trump’ı eleştirmesi nedeniyle Suudi Arabistan’ın kendisine gazete, televizyon ve konferans yasağı getirdiği yer aldı.
Cemal Kaşıkçı: Suudi Arabistan’ın ‘iktidar mücadelesinde kaybolan’ gazeteci
Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı kaybolmadan 3 gün önce BBC’ye konuşmuştu: Ülkeme dönebileceğimi düşünmüyorum
Times’tan Kaşıkçı yorumu: Erdoğan soğukkanlı kalıp, savaş tehdidi söyleminden uzak durmalı
4 soruda Cemal Kaşıkçı vakası: Ankara olayı nasıl araştırıyor?
Erdoğan: Suudi Arabistan, Cemal Kaşıkçı’nın konsolosluktan çıktığını ispatlamalı
Arap medyasında Cemal Kaşıkçı yorumları: ‘Konsolos tüm dünyayı kandırmaya çalışıyor’
İngiliz basınında Cemal Kaşıkçı iddiaları: ‘Müslüman Kardeşler bağlantılarının peşine düşüldüğü açık’
‘Birkaç yıl önce arkadaşlarım gözaltına alındı, konuşamadım’
Kaşıkçı Eylül 2017’den itibaren ABD’de yaşamaya ve Washington Post gazetesinde köşe yazmaya başladı. Ülkesinden ayrılık kararı hakkını şu satırlarla açıkladı:
“Birkaç yıl önce bazı arkadaşlarım gözaltına alındığında çok acı çektim. Hiçbir şey söylemedim. İşimi veya özgürlüğümü kaybetmek istemiyordum. Ailemden endişe ediyordum. Şimdi farklı tercihlerde bulundum.”
“Evimi, ailemi ve işimi arkamda bırakmam gerekti ama düşüncelerimi söylüyorum. Aksini yapmak cezaevlerinde çürüyen insanlara haksızlık olurdu. Pek çok kişinin konuşamadığı bir dönemde konuşabiliyorum.”
Yazılarında Suudi Arabistan’ın Katar’a yönelik politikalarını ve Yemen savaşını eleştirdi.
Suudi Arabistan’da 2017’de yolsuzluğa karşı yapıldığı açıklanan ve çok sayıda prensin gözaltına alındığı operasyonun, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın iktidarını pekiştirme operasyonu olduğunu savundu:
“Muhammed bin Salman adaleti kendi istediği gibi uyguluyor. Hafif eleştirilere bile tamamen toleranssız.”
Kaşıkçı, yazılarında eleştirilerin yanı sıra övgülere de yer veriyor, Veliaht Prens Muhammed’in 2030 vizyonunu desteklediğini söylüyordu.
Türkiye vatandaşı nişanlısı Hatice Cengiz ile evlenmek için gerekli yasal işlemleri halletmek üzere 2 Ekim 2018’de İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na giden Cemal Kaşıkçı’dan bir daha haber alınamadı. Cengiz, Kaşıkçı’ya içeri girdikten sonra başına bir şey gelmesi durumunda ne yapması gerektiğini sorduğunu, AKP Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay ve Türk – Arap Basın Derneği’ne haber vermesi gerektiği yanıtını aldığını söyledi.
‘Kraliyet Sarayı’nda çalışan eşi Cemal Kaşıkçı’yı boşadı’
Olayın ardından Middle East Eye sitesine adını gizli tutmak şartıyla konuşan Kaşıkçı’nın bir arkadaşı, Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’daki eşinin, muhalif gazeteciyi hükümetle arasının açılması nedeniyle boşadığını söyledi.
Bu kişiye göre Kaşıkçı, Türk yetkililerin Hatice Cengiz’le evlenmesine izin vermesi için boşandığını gösteren bir belgeyi almak için konsolosluğa gitmek zorunda kalmıştı.
Kendisinden haber alınamamasının ardından yazılarının yayınlandığı Washington Post gazetesi Kaşıkçı’nın köşesini boş bırakarak yayınladı.
Yazılarının yayınlandığı köşe olan Global Opinions’ın (Küresel Görüşler) editörü Eli Lopez, Middle East Eye siyesine gönderdiği e-postada “Kaşıkçı bir gazeteci ve yorumcu olarak işi nedeniyle gözaltına alındıysa bu haksız ve şok edici olur. Jamal çok iyi bir yazar, olayların arka planını sezen bir siyasi gözlemcidir. Fikirlerin açıkça tartışılmasını derinden savunur. Onun görüşlerinin Küresel Görüşler köşesinde yayınlanmasından onur duyuyoruz” dedi.
Müslüman Kardeşler ile ilişkisi
Kaşıkçı’yı 25 yıldır tanıyan arkadaşı Halit Safuri ise Kaşıkçı’nın Mısır’da Müslüman Kardeşler iktidarına karşı yapılan askeri darbeyi desteklememesinin kraliyet ailesi ile temel ayrılıklarından biri olduğunu söyledi.
Kaşıkçı’nın eşinin kraliyet sarayında çalıştığını ve bu yüzden Cemil Kaşıkçı’yı boşadığını söyleyen Safuri, “Suudi Arabistan’da iki oğlu var ve onlar için endişeleniyor. Bu yüzden iktidara yönelik eleştirilerinde kelimelerini çok dikkatli seçiyor” dedi.
Kaşıkçı’nın Müslüman Kardeşleri (MK) desteklediği de öne sürülüyordu. Kendisi de bir yazısında bu konu hakkında “Özgürlük hakkında tweet atın MK üyesi oluyorsunuz. İnsan hakları hakkında tweet atın MK destekçisi ilan ediliyorsunuz. Gazze, Suriye üzerine bir söz söylediğinizde de aynısı” demiş ve eklemişti:
“Tüm iyi özellikleri onlara atfettiniz ve bu yüzden onları ilerlememizin en iyi ihtimali haline getirdiniz.”
Kaşıkçı’nın kaybolmasının ardından, köşesinin yayınladığı Washington Post gazetesi, “Suudi hükümetinin destekleyenler Kaşıkçı’nın yalnızca hükümeti eleştirmediğini, Müslüman Kardeşler’i desteklediğini savunuyor” ifadelerini kullandı. Bu örgüt Suudi Arabistan’da terör örgütleri listesinde yer alıyor.
Gazeteye konuşan “Tanıdığım Usame bin Ladin” kitabının yazarı ve New America düşünce kuruluşunda El Kaide uzmanı Peter Bergen, Kaşıkçı’nın geçmişte Müslüman Kardeşler gibi ılımlı İslamcılara yakınlık duyduğunu, ilerleyen yıllarda ise daha liberal ve seküler bir görüşe sahip olduğunu söylüyor.
Erdoğan’ın danışmanı Aktay: Hayatta kalmış olma ihtimali binde bir bile olsa ona sarılmaya çalışıyorum
Kaşıkçı’dan haber alınamamasının ardından Türk yetkililerin başlattığı soruşturma kapsamında Kaşıkçı’nın konsolosluğun kapılarından çıkmadığı açıklandı.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay, “Konsolosluğun iki kapısı var, hangi kapıdan çıktı? Tüm kameraları inceledik, kapıdan girdiği gözüküyor ama çıktığı görülmüyor” dedi ve ekledi:
“Arabalarla bir çıkış olmuş olabilir, ölü müdür diri midir bilemiyoruz, öldürüldükten sonra cesedini daha kolay taşımak için bir şeyler yapmışlar mıdır bilmiyoruz.
“Normal yollarla çıkmadığı kesin, cevaplayamıyorlar, normal yıllarla girmiş biri neden anormal çıksın?
“Konsolosluğa giren bir insana bunu yapanlar kendi ülkelerinde neler yapıyordur? Suudi cezaevlerinde binlerce kişi tutuluyor, bu olay Suudi Arabistan’ın insan hakları ihlallerini gündeme getirmek için bir vesile oldu.
“Hayatta kalmış olma ihtimali binde bir bile olsa ona sarılmaya çalışıyorum.”
Suudi Arabistan ise suçlamaları reddediyor. Valiaht Prens Muhammed bin Salman başkonsolosluğunu Türk yetkililere açabileceğini söyledi ve Kaşıkçı’nın konsolosluktan çıkmış olduğunu belirttimişti. Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosu Muhammed al Otaibi ise konsolosluğunun kapılarını Reuters ajansına açmışt. Binanın içini muhabirlere gezdiren Otaibi, “Kaşıkçı burada değil” demişti. Konsolosluk binasının aranacağı gün İstanbul Başkonsolosu Muhammed al Otaibi ve ailesi gece ansızın Türkiye’yi terk etmişti.
GÜNCELLEME 19.06.2019 SAAT: 18.40
Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard’ın Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin hazırladığı raporda, cinayet planının yeni detayları ortaya çıktı.
BM Raportörü Callamard, Kaşıkçı cinayetine ilişkin hazırladığı raporda, Türk istihbaratının aktardığı söylenen bazı konuşma kayıtlarına yer verdi.
Kayıtlara göre, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosu Muhammed el-Uteybi, cinayetten önceki günlerde kimliği belirsiz biriyle “güvenlikle ilgili bir görev”e ilişkin görüşmeler gerçekleştiriyor. Uteybi ile konuşan kişi, devlet yetkilileri tarafından verilen bu görev için protokolden güvenilir birine ihtiyaç olduğunu ve gerekirse bu kişiye özel izin verilebileceğini aktarıyor.
Uteybi, başka bir kişiyle yaptığı görüşmede, Riyad’dan yetkililerin kendisini aradığını ve Riyad’da acil bir eğitim olduğunu söylüyor. Uteybi, görüşmede konunun çok gizli olduğuna vurgu yapıyor.
Kayıtlardan ayrıca Başkonsolos’un Riyad’dan gelecek birileri için konaklama, uçak bileti gibi ayarlamalar yaptığı anlaşılıyor.
“KONSOLOSLUKTAKİ İŞ İKİ YA DA ÜÇ GÜN SÜRECEK”
Raporda, Suudi infaz ekibinin, Kaşıkçı’yı öldürmek için Riyad’dan İstanbul’a nasıl geldiğine ilişkin konuşmalara yer veriliyor.
Kaşıkçı’nın öldürülmesinden 1 gün önce kimliği belirsiz bir kişi, “Yarın Suudi Arabistan’dan bir komisyon gelecek. Konsoloslukta yapacakları bir şey var? İçerideki işleri iki ya da üç gün sürecek.” ifadelerini kullanıyor.
“KURBANLIK HAYVAN GELDİ Mİ?”
Kaşıkçı başkonsolosluğa girmeden birkaç dakika önce infaz ekibinden Adli Tıp Uzmanı Salah Muhammed Abduh et-Tubeyki ve Suudi Arabistan istihbarat servisindeyken Veliaht Prens Bin Selman’ın yakın ekibine dahil olan Mahir Abdulaziz Mutreb arasındaki diyaloglar da raporda yer buldu.
Buna göre Suudi Arabistan istihbarat servisindeyken Veliaht Prens Bin Selman’ın yakın ekibine dahil olan Kaşıkçı cinayetinin ele başı Mahir Abdulaziz Mutreb, Tubeyki’ye, Kaşıkçı’nın cesedini çantaya koymanın mümkün olup olmadığını soruyor.
Buna karşılık Tubeyki, “Hayır, çok ağır.” şeklinde yanıt veriyor. Tubeyki, daha sonra, “Kolay olacak. Eklemler ayrılacak. Bedeni ağır. Önce yerde keseceğim. Plastik çantalar alır ve parçalara ayırırsak biter. Her birini saracağız.” ifadelerini kullanıyor.
Mutreb ve Tubeyki’nin Kaşıkçı’nın cansız bedenini “deri çantalara” koymayı planladığı şeklindeki konuşmalara yer verilen raporda, Tubeyki’nin “Doğrudan yöneticim ne yaptığımın farkında değil. Beni koruyacak kimse yok.” ifadelerinden endişelendiği anlaşılıyor.
Konuşmanın sonunda, Mutreb, Kaşıkçı’yı kastederek “kurbanlık hayvanın” gelip gelmediğini soruyor ve geldiği yanıtını alıyor.
“INTERPOLDEN EMİR VAR” YALANI
Kaşıkçı başkonsolosluğa girdikten sonra kendisiyle yapılan konuşmalarda, Suudi Arabistan’a dönüp dönmeyeceğine odaklanılıyor.
BM raporundaki konuşma kayıtlarına göre, Kaşıkçı’yı sorgulayan kişiler, “Seni geri götürmek zorunda kalacağız. Interpol’den bir emir var. Interpol senin geri gönderilmeni istedi.” ifadesini kullanıyor. Buna karşılık, Kaşıkçı, kendisine karşı bir dava olmadığını söyleyerek, dışarıda kendisini bekleyenlerin olduğunu söylüyor.
İnfaz timinden Mutreb, Kaşıkçı’nın oğluna bir mesaj göndermesini istiyor. Kaşıkçı, “Ne demeliyim? Yakında görüşürüz? Kaçırılmadan bahsedemem.” deyip bu teklifi reddetmesi üzerine birçok kez “Kısa kes.” yanıtını alıyor.
Karşılıklı birkaç dakika süren diyaloğun ardından ekip, Kaşıkçı’ya “Seni uyuşturup bayıltacağız.” diyor.
Raporda, bunun ardından Kaşıkçı ile ekip arasında arbede yaşandığı ve ardından Kaşıkçı’nın katledildiğinin anlaşıldığı belirtiliyor.
GÜNCELLEME 24.11.2020 SAAT: 15.32
2 Ekim 2018’de nikah işlemleriyle ilgili gittiği İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülen Cemal Kaşıkçı’yla ilgili İstanbul’da açılan davanın ikinci duruşması görüldü. Şüphelilerin gıyabında yargılandığı davada, iki ay önce kabul edilen ikinci iddianame, ilk iddianameyle birleştirildi. Böylece davada şüpheli sayısı 26’ya çıktı.
Washington Post yazarı Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2 Ekim 2018 tarihinde Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülmesine ilişkin 26 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi.Bu iddianamede Ahmet bin Muhammed El Asırı ve Saud Al Kahtanı ”tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürmeye azmettirme” suçlamasıyla; diğer 18 şüpheli ise” tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürme” suçlamasıyla yargılanıyordu.
ŞÜPHELİLERİN MÜEBBET HAPSİ İSTENİYOR
28 Eylül’de kabul edilen ikinci iddianamede altı firari şüpheli hakkında suçlamalar yapılıyor. Buna göre cinayete karışmakla suçlanan zanlılardan muavin konsolos Sultan Yahya A. ve ateşe Yasit Halit M.’nin, “tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek öldürme” suçundan müebbet hapisleri isteniyor.Diğer dört şüphelinin ise “cinayetten sonra suç delillerini ortadan kaldırma” suçlamasıyla beşer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nda görülen davaya Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz de şikayetçi sıfatıyla katılıyor. Cengiz, bugün “şikayetinin devam ettiğini” açıkladı.
KAŞIKÇI’NIN ARKADAŞI TANIK OLARAK DİNLENDİ
Davada Kaşıkçı’nın Mısır’dan gelen siyasetçi arkadaşı Ayman Nour da tanık olarak dinlendi. Nour, Kaşıkçı’nın Kahtani ailesi tarafından tehdit edildiğini kendisine söylediğini anlattı.Şüphelilere İstanbul barosu tarafından atanan avukatlar, yeni duruşmaya kadar söyleyecekleri bir şey olmadığını belirtti. İki iddianame birleştirildi ve davanın 4 Mart’ta görülmesine karar verildi
.İLK DURUŞMADA 20 ŞÜPHELİ YARGILANIYORDU
İlk duruşması 3 Temmuz’da yapılan kamu davasında, ilk iddianamede adı geçen 20 firari şüpheli yargılanıyordu.
SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ DAVADA NE OLDU?
Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili olarak Suudi Arabistan’da yürütülen soruşturma ve açılan dava ise Kasım 2019’da sona erdi. Beş kişiye idam, üç kişiye de toplam 24 yıl hapis cezası verildi. Fakat Kaşıkçı’nin ailesinin sanıkları affetmesi üzerine, idam cezaları daha sonra hapse çevrildi.
TÜRKİYE’DEN TEPKİ
Türkiye, “olayın aydınlatılmadığı” gerekçesiyle mahkeme kararlarını tepkiyle karşıladı.
KAŞIKÇI’NIN AİLESİ, SANIKLARI AFFETMİŞTİ
Cemal Kaşıkçı’nın oğlu Salah Kaşıkçı sanıkları affettiklerini, Suudi Arabistan’da birlikte yaşadığı ailesi adına 22 Mayıs’ta Twitter hesabından duyurmuştu.
NİŞANLISI AFFI TEPKİYLE KARŞILADI
Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz ise Salah Kaşıkçı’nın açıklamasına yanıt vererek, “Kimsenin katilleri bağışlama hakkı yoktur. Ne katilleri ne de bu cinayeti azmettirenleri affedeceğiz” demişti.
ÇOCUKLARINA “ÖDEME” İDDİASI
Amerikan Washington Post gazetesi, Cemal Kaşıkçı’nın çocuklarına Suudi Arabistan tarafından milyonlarca dolar değerinde konutlar verildiğini ve binlerce dolarlık aylık ödemeler yapıldığını iddia etmişti.Suudi Arabistan’da geçerli olan şeriat hükümleri uyarınca öldürülen kişinin ailesinin, cinayeti işleyen kişileri affetmesi durumunda idam cezaları hapis cezasına dönüştürülebiliyor.
NE OLMUŞTU?
59 yaşındaki Cemal Kaşıkçı 2 Ekim 2018’de İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğuna girmiş bir daha kendisinden haber alınamamıştı. Kısa süre sonra Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’dan gönderilen bir tim tarafından öldürüldüğü ortaya çıkmıştı. Kaşıkçı’nın cesedi ise bulunamamıştı.



GIPHY App Key not set. Please check settings