Bu her yıl hatırlatılan bir anmadır9 Mayıs 2022
Vedat Tek
2021Paz09MayTüm günVedat TekMimar
Anma detayları
Mehmet Vedat Tek (d.1873, İstanbul – ö. 09.Mayıs 1942, İstanbul), Türkiye’nin formel eğitim görmüş ilk Türk mimarı olarak tanınır. Sirkeci Büyük Postane’den Ankara’da İkinci Meclis binası ve Ankara Palas’a; Kastamonu Hükümet Konağı’ndan
Anma detayları
Mehmet Vedat Tek (d.1873, İstanbul – ö. 09.Mayıs 1942, İstanbul),
Türkiye’nin formel eğitim görmüş ilk Türk mimarı olarak tanınır. Sirkeci Büyük Postane’den Ankara’da İkinci Meclis binası ve Ankara Palas’a; Kastamonu Hükümet Konağı’ndan Haydarpaşa Vapur İskelesi’ne kadar Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarının pek çok önemli yapısına imza atmıtır. Sanayi Nefise Mektebi’nin ilk Türk hocalarından biridir. Şair ve bestekâr Leyla Saz Hanım’ın oğludur.
Türk mimar. 20. yüzyılın başlarındaki çalışmalarıyla tanınmakta ve Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın Mimar Kemalettin Bey ile birlikte en önde gelen iki isminden biridir.
1873 yılında İstanbul’da “Sırrı Paşazade Mehmet Vedad” olarak dünyaya geldi. Annesi, şair ve bestekâr Leyla Saz Hanım, babası Trabzon, Diyarbakır, Adana ve Bağdat valiliği yapan ünlü vezir Giritli Sırrı Paşa’dır. Üç kardeşinden, Yusuf Razi (Bel) Paris’te inşaat mühendisliği okumuş, İstanbul Şehreminliği, “Posta Telgraf Nazırlığı” ve “Nafia Nazırlığı” yapmıştır. Piyanist olan kızkardeşi Nezihe (Beler), batı musikisi besteleri yapmıştır. Üçüncü kardeşi ise elektrik mühendisiydi.
Vedat Bey, orta öğrenimini Mekteb-i Sultanî’de yaptıktan sonra eğitimine Fransa’da devam etti. Önce École Monge’u bitirdi; ardından Julian Akademisi’nde resim ve heykel kurslarına katıldı. Bir süre École Centrale’da mühendislik derslerini izledikten sonra Paris Güzel Sanatlar Yüksekokulu’nun sınavına girdi. 300 kişi arasından 9. olarak, 1893 yılında, ünlü mimar Moyaux’un atölyesinde mimarlık eğitimine başladı. Mimarlık eğitimini tamamladıktan sonra ünlü ve geleneksel Roma Ödülü bursuna başvurmak istedi. Fransız olmadığı için kabul edilmediği yarışmaya, katılmak için 1895’te Fransa Devlet Başkanı’nın özel izni ile katılabildi ve çalışması Légion d’Honneur (Onur Madalyası) nişanıyla ödüllendirildi; bir yıl Roma’da öğrenim gördü
1897’de Türkiye’ye döndü. Sirkeci’de bir yazıhane açtı;Mimar Kemalettin Bey ile birlikte Türk mimarisine yeni bir milli kimlik kazandırma çabalarına girişti. O güne kadar mimarlık hizmeti yerli gayri-müslüm azınlık ile İtalyan ve Fransızların elinde olduğundan, bir Türk’ün mimarlık bürosu açması toplumda hayretle karşılanmıştı. Vedat Bey, Türklerin mimarlık mesleğini beceremeyeceği koşullanmasını yok etmek için özel bir çaba harcadı.
Serbest mimarlığı sürdürürken 1899’da İstanbul Şehremaneti mimarlığına getirildi, Cemil Topuzlu Paşa’nın şehreminliği süresince “Heyet-i Fenniye Reisi” olarak çalıştı. Ertesi yıl Sanayi-i Nefise Mektebi’nde mimarlık tarihi dersleri verdi.1900 yılında Musa Kazım Bey’in kızı Firdevs (Dino) Hanım ile evlenen Vedat Bey, bu evlilikten dört çocuk (Nihat Vedat Tek, Selime Yekta Işıtan, Saadet Ejder, Belkıs) sahibi olmuştur
O yıllarda II. Abdülhamit’in 25. tahta çıkma yıldönümü dolayısıyla imparatorlukta büyük bir yapım faaliyeti başlamıştı. Bu kapsamda Zeynep Hanım Konağı’nın “Darü’l Hayr” olarak yeniden düzenlenmesi işi Vedat Bey’e verildi. Yapılacak okula, 93 Harbi’nde şehit düşen askerlerin çocukları alınacak ve bir sanat sahibi olmaları sağlanacaktı. Vedat Bey, konağın dönüşümünü gerçekleştirdi.
Darü’l Hayr’ın düzenlenmesinin ardından geçmişte babasının da valilik yaptığı Kastamonu’da Hükümet Konağı’nı tasarladı. Bu yapı, Mimar Vedad’ın “milli mimari” olarak adlandırılan üslubun özellikleri atfedilebilecek ilk yapısıdır
Mehmet Reşat’ın sultan olmuştu. Yeni sultanın tahta geçtiği gün Mimar Vedat, Sermimar-ı Hassa (sarayın başmimarı) olarak görevlendirildi. Bu görevi boyunca yirmi adet sarayın bakım ve yenileme işleri ile ilgilendi. Vedat Bey, 1914’te istifa ederek ayrıldığı sermimarlık görevinin ardından yine saray yapıları ile ilgilenmek üzere Emalk-i Hakani mimarı (padişah binaları mimarı) olarak çalışmaya başladı Ancak ertesi sene Vahdettin’in tahta çıkması üzerine saltanat değişim kuralları gereği bu görevinden alındı. Böylece altı yıl süren saray görevi son buldu.
Cumhuriyet’in ilanından sonra Ankara’ya çağrıldı. Anıtsal bir yapı olan Cumhuriyet Halk Fırkası Mahfelini inşa etti (bu yapı sonraları ikinci T.B.M.M binası olarak kullanıldı); Atatürk için Gazi Köşkü’nü düzenledi. Sıhhiye Vekaleti için Ankara Palas planlarını hazırlarken bu işin Mimar Kemaleddin’e devredilmesi ve parasının ödenmemesi onun için bir hayal kırıklığı oldu. Siparişlerinin elinden alınması üzerine tüm resmi görevlerinden ayrılarak Ankara’yı terk etti; İstanbul’a dönüp 1942’ye kadar serbest mimar olarak çalıştı.
Zaman zaman güncel mimarlık ve kent tasarımı sorunlarını konu edinen yazılar da yazdı.1942 yılında İstanbul’da öldü. Edirnekapı Şehitliği’ne defnedilmiştir.