Bu her yıl hatırlatılan bir anmadır2 Nisan 20232 Nisan 2025
Sabahattin Ali
2024Sal02NisTüm günSabahattin AliYazar ve şair
Anma detayları
Sabahattin Ali (d. 25 Şubat 1907, Eğridere,Edirne – ö. 2 Nisan 1948, Kırklareli) 1907 tarihinde Edirne’nin Gümülcine Sancağına bağlı Eğridere’de doğan Sabahattin Ali, ilk hikâye ve şiir denemelerine Balıkesir’de başladıktan sonra
Anma detayları
Sabahattin Ali (d. 25 Şubat 1907, Eğridere,Edirne – ö. 2 Nisan 1948, Kırklareli)
1907 tarihinde Edirne’nin Gümülcine Sancağına bağlı Eğridere’de doğan Sabahattin Ali, ilk hikâye ve şiir denemelerine Balıkesir’de başladıktan sonra İstanbul’daki edebiyat öğretmeni Ali Canip Yöntem’in desteğiyle ilk kez Akbaba ve Çağlayan dergilerinde şiirlerini yayımlattı. Anadolu’da kısa süre öğretmenlik yaptıktan sonra Türk devleti tarafından dil eğitimi için Almanya’ya gönderildi. Türkiye’ye döndüğünde Almanca öğretmeni olarak göreve başlasa da önce komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla bir süre tutuklandı, ardından ise Türk devlet yöneticilerini eleştirdiği iddiasıyla tekrar tutuklandı. Bu dönemde memurluktan ihraç edilince görevine geri dönebilmek için Atatürk hakkında bir şiir yazdı ve tekrar devlet kurumlarında görevlendirildi. Ayrıca kendisine yüklenen sosyalist algısını kırmak için de Esirler adlı bir oyun kaleme aldı.
Sabahattin Ali, Karadeniz kökenli bir aileye mensuptur. Büyükbabası Bahriye Alay Emini Oflu Salih Efendi’dir. Sabahattin Ali’nin Mehpare Taşduman’a yazdığı 24 Ağustos 1928 tarihli mektupta geçen “Babam İstanbul’un eski ve asil bir ailesinin çocuğu idi.” cümlesi, büyükbabasının gençken veya çocukken İstanbul’a gelip yerleştiğini göstermektedir. Bazı kaynaklar ise Sabahattin Ali’nin büyükbabasının Yüzbaşı Mehmet Ali Bey olduğunu hatalı bir şekilde yazmaktadır. İçimizdeki Şeytanlar adlı eserinde Nihal Atsız, Sabahattin Ali’nin kendisine Oflu bir babanın çocuğu olduğunu söylediğini belirtti. Aliye Ali, Ramazan Korkmaz’ın kendisiyle yaptığı özel bir görüşmede, eşinin Karadeniz kökenli olduğunu fakat büyükbabasının sonradan İstanbul’a yerleştiğini söyledi.
Yazarın babası Ali Selahattin Bey (1876-1926) Eğridere’de zabit olarak çalışırken kendisinden on altı yaş küçük olan Hüsniye Hanım’la tanıştı ve evlendi. Bu evlilikten Sabahattin (1907) ve Fikret (1911) adında iki çocuğu oldu. Ali Selahattin Bey I. Dünya Savaşı yıllarında “Divan-ı Harb Orfi Reisi” olarak Çanakkale’ye çağrıldı ve eşi ile çocuklarını alarak Çanakkale’ye gidip dört yıl kadar bir süre orada kaldı. Sabahattin Ali burada geçirdiği yıllardan zaman zaman mektup ve yazılarında bahsetti. Ali Selahattin Bey biriktirdiği para ile İzmir’e gelerek tiyatro veya gazino işleriyle uğraşmak istemekteydi. Belirli bir süre yolunda giden işleri, İzmir’in işgali ile sekteye uğradı. Daha sonra ise ailecek Edremit’e göç ederek Hüsniye Hanım’ın babasının yanına gittiler. 1920’ye gelindiğinde aileye Süheyla (Conkman) adında bir kız çocuğu katıldı. Süheyla aile içinde “Süha” olarak çağırılırdı.
Edebi kişiliğini toplumcu gerçekçi bir düzleme oturtarak yaşamındaki deneyimlerini okuyucusuna yansıttı ve kendisinden sonraki cumhuriyet dönemi Türk edebiyatını etkileyen bir figür hâline geldi. Daha çok öykü türünde eserler verse de romanlarıyla ön plana çıktı; romanlarında uzun tasvirlerle ele aldığı sevgi ve aşk temasını, zaman zaman siyasi tartışmalarına gönderme yapan anlatılarla zaman zaman da toplumsal aksaklıklara yönelttiği eleştirilerle destekledi. Kuyucaklı Yusuf (1937), İçimizdeki Şeytan (1940) ve Kürk Mantolu Madonna (1943) romanları Türkiye’deki edebiyat çevrelerinin takdirini toplayarak hem 20. yüzyılda hem de 21. yüzyılda etkisini sürdürdü.
Hayatının son yıllarında Türk milliyetçileriyle yaşadığı tartışmalarla da öne çıktı, özellikle Türkçü-Turancı yazar Nihal Atsız ile yaşadığı gerilim giderek artarak Irkçılık-Turancılık davasının bir parçası oldu. Bu dönemde Aziz Nesin’le beraber çıkardığı Markopaşa dergisinde siyasileri eleştirmesi yüzünden çeşitli davalarla uğraşmak zorunda kaldı. Hakkındaki davaların aleyhinde seyrettiği bir dönemde Türkiye’den ayrılmak istedi ve Bulgaristan sınırını geçmek isterken kendisine kaçma girişiminde rehberlik eden Ali Ertekin tarafından milliyetçi gerekçelerle öldürüldü. Sabahattin Ali 2 Nisan 1948’de Bulgaristan sınırında öldüren Ali’yi öldürdüğü iddia edilen ajan Ali Ertekin, dört yıla hüküm giydiyse de birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kaldı.
Ölümü sonrası cenazesinin akıbeti açıklanmayan Yazar Sabahattin Ali’nin mezarının nerede olduğunu bilinmemektedir
Roman
Kuyucaklı Yusuf (1937)
İçimizdeki Şeytan (1940)
Kürk Mantolu Madonna (1943)
Öykü
Değirmen (1935)
Kağnı (1936)
Ses (1937)
Yeni Dünya (1943)
Sırça Köşk (1947)
Şiir
Dağlar ve Rüzgâr (1934)
Kurbağanın Serenadı (1937)
Öteki Şiirler (1937)
Oyun
Esirler (1936)