Bu her yıl hatırlatılan bir anmadır4 Şubat 2026
Rasim Adasal
2025Sal04ŞubTüm günRasim AdasalAkademisyen, psikiyatr
Anma detayları
Rasim Adasal (d.1902, Girit,Yunanistan,Osmanlı – ö.04 Şubat 1982, İzmir) Türk psikiyatrisinin önemli isimlerinden biri olup, Türkiye’de modern psikiyatri alanının kurucularından kabul edilmektedir. Kendisi, hem tıp hem de psikiyatri alanında yaptığı öncü
Anma detayları
Rasim Adasal (d.1902, Girit,Yunanistan,Osmanlı – ö.04 Şubat 1982, İzmir)
Türk psikiyatrisinin önemli isimlerinden biri olup, Türkiye’de modern psikiyatri alanının kurucularından kabul edilmektedir. Kendisi, hem tıp hem de psikiyatri alanında yaptığı öncü çalışmalarla tanınır ve uzun yıllar akademik kariyerine devam etmiştir. Adasal, sadece klinik alanda değil, aynı zamanda psikiyatri biliminin akademik gelişimine katkı sağlayan bir şahsiyet olarak da anılmaktadır.
Girit Adasında 1902 yılında doğan Ali Rasim Adasal ilk öğrenimini burada bir Türk okulunda tamamlar. Rumlar ve Türkler arasında giderek artan gerilimlerden dolayı babası adada kalmasını istemez ve Adasal’ı İstanbul’a, bir deniz subayı ile evli olan ablasının yanına gönderir. İstanbul’a geldiğinde aldığı Türkçe ve Rumca eğitimden dolayı dil zorluğu yaşar ve ilkokul son sınıfı tekrar etmek zorunda kalır. 1920 yılında girdiği Tıp Fakültesinden 1925 yılında teğmen hekim rütbesi ile mezun olur. İhtisas eğitimini Nazım Şakir’in yanında Gülhane Askeri Tıp Akademisi Akliye ve Asabiye kliniğinde tamamlar. 1936 yılında gönderildiği Paris Tıp Fakültesinin nöroloji ve psikiyatri kliniklerinde iki yıl süreyle yabancı asistan olarak çalışır. 1943 yılında ise artık Ankara’ya taşınmış
olan Gülhane Askeri Tıp Akademisi nöropsikiyatri kliniğinde doçentliğe seçilir. Mezuniyetinden doçentliğine kadar geçen sürede İzmir, Erzurum, Erzincan, İstanbul ve Balıkesir’de kıta tabibi veya nöropsikiyatri uzmanı olarak çalışmıştır.
Nazım Şakir’in emekli olmasının ardından 1945 yılında profesör olarak atanır. Nisan 1946’da ise Gülhane hocalarının kuruculuğunu üstlendiği Ankara Tıp Fakültesinin Psikiyatri Kliniği Direktörlüğüne seçilir. Yaş haddinden emekli olduğu 1972 yılına kadar aynı kurumda psikiyatri kliniğinin başkanlığını yürütmüş, pek çok psikiyatri uzmanı ve hocasının eğitiminde rol oynamış ve hocaların hocası ismiyle anılmıştır. 80’li yılların başlangıcıyla sağlığı giderek bozulan Rasim Adasal, İzmir’e yeğenlerinin yanına taşınmış ve 1982’de burada vefat etmiştir.
Yaşamı boyunca gerek medikal gerek paramedikal pek çok eser vermiştir. Döneminde bir başvuru kaynağı niteliğinde olan üç ciltlik Ruh Hastalıkları kitabı, Medikal Psikoloji; Cinsiyet Aşk ve Evlilik; Yeryüzü Tanrıları, Liderler, Komutanlar, Kahramanlar Psikolojisi, eserlerinden bazılarıdır.
Daha sonra Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği adını alacak olan Ankara Nöro-Psikiyatri Cemiyetini 1945 yılında kurmuştur. TSRSD daha sonra Orhan Öztürk öncülüğünde Türk Psikiyatri Dergisi’ni yayınlamaya başlamıştır.Öğrencilerinin “renkli, etkileyici bir kişiliğe” ve “şiveli bir üsluba”, “enerjik” bir yapıya ve “sabun köpüğü” gibi bir hiddete sahip olduğundan dem vurdukları Rasim Adasal, yaşadığı dönemde yalnızca psikiyatri camiasında değil, geniş ilgi alanı ve bilgi dağarıyla başka mecralarda da oldukça popülerdi (Sayıl 2005). Tıbbiye yıllarında futbol oynadığı dönemde geçirdiği bir hastalık sebebiyle aktif sporculuğu bırakmış olsa da ilerleyen yıllarda Ankaragücü Kulüp Başkanlığı, Futbol Federasyonu As Başkanlığı, Kırmızı Beyaz Spor Dergisinde
Başyazarlık yapmıştır. Harp Okulunda Spor Fizyolojisi ve Sağlığı derslerini vermiştir. Tıp dışı ilgi alanları sporla sınırlı değildir. Tıbbın üzerine psikoloji ve felsefe bölümlerini de bitirmiştir. İyi bir okur ve entelektüel olan Adasal, bilgi birikimini yalnızca meslektaşlarına değil, Ankara’da Kızılay Konferans Salonunda düzenli olarak verdiği konferansları, gazete ve dergilerde yayınlanan yazılarıyla topluma aktarmaya da oldukça hevesliydi. Bu faaliyetleri arasında belki de en bilineni TRT radyosunda ve daha sonra televizyonda, anayasa hukuku profesörü Bülent Nuri Esen ile
beraber yaptıkları Esen’le Adasal programıdır.
Dersleri ve sohbetleri mesai dışında da Ankara’nın muhtelif restoran ve meyhanelerinde devam etmiş Adasal’ın hocalığı ve hatipliğini daha iyi anlamak için son sözü, öğrencisi olan Necati Kölan’a bırakalım (Sayıl 1999): “Biz klasik ve katı ders programları yerine içinde, okuduğumuz bir romanın, gördüğümüz bir filmin psikoloji ve psikopatoloji yönünden değerlendirilişini bulunca adeta büyülenirdik. (…) iteviye ellerindeki kan izlerini yıkama obsesyonu içindeki Lady Macbeth ile ihanetin dehlizlerini; Desdemona’nın boğulmasıyla kıskanç erkek ruhunun bunalımlarını ve genç Werther’in kırlardaki hıçkırıklarında da o yıllarımızın gözyaşlarını bulduk.”
Türkiye’ye tanıttığı psikodrama grup psikoterapisi yönteminin eğitimi ile “O” Anadolu idi. Organizasyon kabiliyeti, bilimsel sezgisi, klinik bilgisi güçlüydü. Yabancı yöneticilerle de hep birlikte “Ha bu diyar, ha bu diyar” … Yeri geldikçe, getirildikçe hocanın türküsünü söylerdik, hala da her fırsatta O’nu anarak söyleriz, sonunu farklı bitirerek. ‘Doğru söyleyin dostlar, o yar bensiz olur mu?’ yerine “psikodrama sensiz olur mu?” diyerek… Abdülkadir Özbek, 100 yıla damgasını vurmuş psikiyatristler arasında kolaylıkla yer alır.
Başlıca sebebi grup psikoterapisi ve psikodramayı Türkiye’ye tanıtması, Türkiye çapında eğitim alan bir grup oluşturması, yöntemi yaymış olması ve kırk yılı aşan bir zamandır bu yöntemin yetiştirdiği kişiler tarafından genişleyerek sürdürülmüş olmasıdır. Çokça psikodrama eğiticisi psikodramatist yetişti. Oysa İstanbul gibi büyük bir şehirde 70’lerde psikoterapinin adı vardı ancak eğitimi yoktu. Ta ki davranış terapileri devreye girene kadar. Abdülkadir Hoca’yı ilk kez 1976 yılında Ankara Üniversitesi Psikiyatri Kliniği’nde Grup Psikoterapileri Kongresi’nde sahnede 2 sandalye ile baba oğulun karşılaşmasını psikodramatik yöntemle canlandırırken izlerken o tarihlerde bu klinikte her yıl düzenli grup psikoterapileri sempozyumu yapılırdı. Yöneticiler Abdülkadir Özbek, Engin Geçtan, Leyla Zileli, Celal Odağ, Ülkü Gürışık, Haluk Özbay, Abdülkadir Çevik, Grete Leutz gibi isimlerdi. Hoca bir keresinde Leutz’u Asclepion’a geziye götürmüş. Leutz, “Niçin sempozyumunuzu burada yapmıyorsunuz?” demiş ve deyiş o deyiş. Bergama’da 1983 yılında başlayan kongreler 2024 yılında düzenlenecek 47.’sine kadar süregeldi. Psikodrama, sosyometri ve grup psikoterapisi yöntemi bireyden topluma uzanan toplumun iyileştirilmesi (sosiyatri) ile ilgili boyutu ile tam da çağımızın ihtiyacı olan bir yöntemdir. Abdülkadir Özbek, 1920 yılında Doğubayazıt’ta doğar.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunudur. Psikiyatri uzmanlığını 1952 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden alır. 1967 yılına gelindiğinde ise Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği’nde çalışmaya başlar.1972 yılında Fakülte tarafından eğitim amacıyla Federal Almanya’ya gönderilir. Lübek’de Grete Leutz’un psikodrama grubuna katılır, etkilenir ve eğitimini almaya başlar. Psikodrama uygulamalarını, tedavisini önce Almanya Gütersloh Psikiyatri Hastanesi’nde daha sonra Ankara Üniversitesinde Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği’nde karma
nöroz servisinde sürdürür. Almanya Uberlingen Moreno enstitüsü başkanı Grete Leutz ile iş birliği içinde 1982’de Ankara’da psikodrama eğitim grubunu açar. 1984 yılında Türkiye Grup Psikoterapileri Derneği’ni kurar ve uzun süre başkanlığını sürdürür. Eğitim grupları 1985’de İstanbul, 1986’da İzmir ve sonrasında diğer illerde devam eder. Hoca Bergama Asklepeion’unda sürdürülen Grup Psikoterapileri Kongresi’nin 25 yılının kutlanmasından kısa bir süre sonra 13 Haziran 2000’de “bu diyardan” o diyara göçtü.
Psikodrama yönteminin kurucusu Moreno için “psikiyatri’ye gülmeyi getiren kişi” denir. Abdülkadir Özbek için de “kapalı psikoterapi kapılarını ‘ayak bağı toprağına’ açan, içinden psikodramayı yükselten kişi” diyoruz. Leutz ve Özbek iş birliği sayesinde, Türkiyedeki psikodramatistler olarak, her fırsatta yurt dışından, özellikle Almanya’dan, gelen eğitmenlerle, cüzi ücretler ödeyerek, uzun süren iyi bir eğitim aldık.
1992 yılında Bergama’da okulumuza “Dr. Abdülkadir Özbek Psikodrama Enstitüsü” adı verildi. İstanbul, İzmir, Ankara, Denizli ve Adana psikodrama derneklerinin birleşmesi ile yakın zamanda “Dr. Abdülkadir Özbek Psikodrama Dernekleri Federasyonu” olduk. FEPTO (The Federation of European Psychodrama Training Organisations) üyesiyiz.
Ölmeden önce İzmir’deki yeğenlerinin yanına yerleşti. Kabrinin yeri bilenmemektedir.
Kitap ve Çevirileri:
Brautigam W. ve Christian P. (1978) Psikosomatik Tıp. Çev.
A. Özbek ve C. Odağ.
Özbek A. (1971) Sosyal Psikiyatri’ye Giriş.
Özbek A. Ve Leutz G. (1987) Psikodrama.
Blatner A. (1993) Psikodrama ile İletişim Dünyamıza
Adımlar. Çev. A. Özbek.
Schützenberger A.A. (1995)