Bu her yıl hatırlatılan bir anmadır28 Ocak 202128 Ocak 2023
Neyzen Tevfik
2022Cum28OcaTüm günNeyzen TevfikŞair, Neyzen, Besteci
Anma detayları
Tevfik Kolaylı, ya da yaygın bilinen adıyla Neyzen Tevfik, (d. 24 Mart 1879, Bodrum, Muğla – ö. 28 Ocak 1953; İstanbul) Osmanlı döneminde istibdata karşı, Cumhuriyet yıllarında ise devrimlere karşı gelenlere
Anma detayları
Tevfik Kolaylı, ya da yaygın bilinen adıyla Neyzen Tevfik, (d. 24 Mart 1879, Bodrum, Muğla – ö. 28 Ocak 1953; İstanbul)
Osmanlı döneminde istibdata karşı, Cumhuriyet yıllarında ise devrimlere karşı gelenlere karşı hicvini kullanmış; haksızlığa, yolsuzluğa ve yozlaşmışlığa karşı şiirler yazmıştır. Birçok defa tutuklanmış, ama kısa süre sonra serbest bırakılmıştır.
1879 yılının 24 Mart Pazartesi günü, kendi bir beyitinde belirtiğine göre Hicrî 1296 yılında, Muğla’nın Bodrum ilçesinde, Emine Hanım ve Hasan Fehmi Bey’in ilk oğlu olarak doğdu. Ahmet Şefik adında bir de kardeşi vardır. ‘Kolaylı’ soyadı, Soyadı Kanunu’nun çıkmasından sonra, babası Hasan Fehmi Bey’in Samsun’un Bafra ilçesine bağlı Kolay beldesinden olduğu için aileye aldığı soyadıdır.
Soyadı Kanunu çıkınca aslen Samsun’un Bafra ilçesine bağlı Kolay beldesinden olduğu için ailesine “Kolaylı” soyadını alan Hasan Fehmi Bey, Neyzen’in ifadesi ile annesi ile birlikte “yüzünde riyasız, masum bir insanlık ifadesi” bulunan kültürlü, sanatsever ve Tevfik gibi nükteci bir Rüştiye öğretmeniydi.
Tevfik’e, anılarına ve eserlerine sahip çıkan, büyük önem veren ve ansiklopedilerde adının yer almasında büyük pay sahibi olan kardeşi Şefik Bey sığır vebası, tavuk kolerası aşısı, antraktsa teşhis çiçek aşısı ve Anadolu keçilerinin plöro-paömonisi konularında çalışmalar yapmış bir bakteriyologdu. İstiklal Savaşı’ndan sonra atandığı Pendik Bakteriyolojihanesi’nde 1939 yılına kadar müdürlük, 1939-1945 yılları arasında Tarım Bakanlığı teftiş heyeti üyeliği ve bundan sonra 1951’e kadar da Tarım Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı yapmıştır.
Bodrum’daki çocukluk yıllarında babası ile birlikte genellikle, Tepecik Camii’nin yakınındaki kahvede vakit geçirirken kahveye gelen dervişlerin üflediği, sonradan ustası olacağı ney dikkatini çekti ve kendi de üflemek istedi. Babası eğitim hayatını olumsuz etkileyeceğini düşünerek o erken yaşlarda buna izin vermedi. Çocukluk arkadaşlarından Avram Galanti, Tevfik’in düdükler yapıp çalarak civardaki çocukları etrafında topladığını ve ilham kaynağının deniz olduğunu anlatır. Bir yandan şiire olan ilgisi de çevresinden duyduğu halk hikâyeleri vasıtasıyla bu erken yaşlarda başlamıştı.
Bektaşi tekkesine mensup olmuş, hayatının büyük bölümünü İstanbul’da çeşitli hanlarda geçirmiştir. Son dönemlerinde Bakırköy Akıl Hastanesi’nde kendine ayrılan 21. koğuşta kalmıştır. 1930’larda kısa süreyle kendine bağlanan aylık haricinde düzenli bir geliri olmamıştır ve hayatı boyunca epilepsi nöbetleri ile uğraşmıştır. Aynı zamanda rakı başta olmak üzere fazla içki içtiği bilinmektedir.
Neyzen Tevfik’in düzenli bir geliri olmadığı sanılmaktadır. Genellikle, neyi ve şiirleriyle para kazanmaya çalışmış, sadece 1930’lu yıllarda kendisine devlet tarafından bir aylık bağlanmıştı. Kuralları pek umursamadan sürdürdüğü yaşamında özellikle rakı başta olmak üzere içkinin çok büyük etkisi vardır. Yozlaşan toplum, dini istismar ve Atatürk’ün devrimlerine karşı çıkılmasına karşı bir duruş sergiledi. Özellikle hazırcevaplığıyla tanınırdı, bu sayede birçok fıkranın konusu olmuş, aynı zamanda hicivde de başarılı olmuştur.
Neyzenlikteki ustalığıyla beraber, hiciv sanatını kullanarak şiirlerinde toplumdaki eşitsizliğe, haksızlığa ve zulme, siyaset ve dini baskı ve çıkarcılığa değindi.
O ÖLMEDİ.
Tanrı ölmez, O dilerse görünür bir müddet,
Kaybolunca O’nu kalbinde bulur her millet.
Biliyormuş kaderin cilvesini evvelce,
Bütün ecrâm-ı semâ yasla büründü o gece.
Yaklaşan bir acı önce güneşi korkuttu,
Ay tutuldu diyemem gökyüzü mâtem tuttu.
Ata geçtin ebedin mevki-i müstahkemine
Bir direktif veriyor arza, beşer âlemine!
Bize ilhâm ile isâl ediyor her haberi,
Ki O’nun kudret-i külliye, emirber neferi.
Bağladı dâr-ı fenânın ebede telsizini,
Güdelim açtığı yollardan mübârek izini.
Atatürk’ ün beşere sunduğu peymânı budur:
Atatürk’ e inananlar er olur, sulhu korur!
Mezarı, İstanbul Kartal mezarlığındadır.