Bu her yıl hatırlatılan bir anmadır9 Mayıs 20249 Mayıs 2026
Kenan Evren
Anma detayları
Ahmet Kenan Evren (d.17 Temmuz 1917,Manisa – ö.9 Mayıs 2015, Ankara) Türk Türk Silahlı Kuvvetlerinin 17. Genelkurmay Başkanı, 12 Eylül Darbesi sonrası Türkiye’nin Devlet Başkanı (1980-1982) ve 7. Cumhurbaşkanı (1982-1989). Ayrıca
Anma detayları
Ahmet Kenan Evren (d.17 Temmuz 1917,Manisa – ö.9 Mayıs 2015, Ankara)
Türk Türk Silahlı Kuvvetlerinin 17. Genelkurmay Başkanı, 12 Eylül Darbesi sonrası Türkiye’nin Devlet Başkanı (1980-1982) ve 7. Cumhurbaşkanı (1982-1989). Ayrıca 1982 yılında kurulan Mehmetçik Vakfının kurucularındandır. 1998 yılında “Atatürk” adlı yağlı boya tablosunun 105 milyar liraya satılmasıyla dönemin yaşayan en pahalı Türk ressamı olmuştur.
Maltepe Askerî Lisesi, Kara Harp Okulu ve Harp Akademisini bitirdi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin çeşitli kademelerinde görev yaptı. Ordu Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığından sonra 7 Mart 1978’de Genelkurmay Başkanı oldu. Görevi sırasında 12 Eylül 1980 günü gerçekleştirdiği askerî darbeyle Devlet Başkanlığı ve Millî Güvenlik Konseyi Başkanlığı görevlerini de üstlendi. 1982’de kendisi ve diğer Millî Güvenlik Konseyi üyesi komutanların aralarında topladıkları biner TL ile Mehmetçik Vakfını kurdu. 7 Kasım 1982’de halkoyuna sunulan ve %91,37 oy oranı ile kabul edilen yeni anayasa ile Türkiye Cumhuriyeti’nin yedinci cumhurbaşkanı olarak göreve başladı. 9 Kasım 1989’da görev süresini tamamlayarak Marmaris’e yerleşti.
Cumhurbaşkanlığından sonra anılarını ve diğer kitaplarını yazarak, resim yaparak, kişisel resim sergileri açarak, ziyaretleri kabul ederek, ziyaretlerde bulunarak, balolara katılarak ve kurduğu “Kenan Evren Eğitim, Kültür ve Doğayı Koruma Vakfı” ile ilgilenerek günlerini geçirdi. 1990’da Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’ne layık görüldü. 1990-1991 yıllarında kendi yazdığı ve 6 ciltten oluşan Kenan Evren’in Anıları adlı otobiyografisini yayımladı.
18 Haziran 2014 tarihinde Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından; 12 Eylül 1980’de dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’e muhtıra vermek, T.C. Anayasasını ve Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs suçundan müebbet hapis cezası verilmesine ve orgenerallik rütbesinin erliğe düşürülmesine karar verildi. Yargıtay’da onanmalarıyla kesinlik kazanacak kararların 24 Kasım 2014 itibarıyla Yargıtay sürecine henüz başlanmamıştı. Evren’in ölümünün ardından Yargıtay süreci devam eden kamu davası düşmüş oldu.
İlk yılları
Kenan Evren, her ikisi de Balkan göçmeni olan Hayrullah Evren (doğ. 1877 – öl. 1957) ile Naciye Evren’in (doğ. 1885 – öl. 1983) dördüncü ve son çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Hayrullah Evren bugün Sırbistan’da bulunan Preşova kasabasından İstanbul’daki amcasının yanına yerleşmiş, Düyun-u Umumiye (Genel Borçlar) Teşkilatında aşar kontrol memuru olarak görev yapmıştı. Anne tarafı ise Bulgaristan’ın Ziştov kentinden göç ederek Soma’ya yerleşmişti.
Kadir Gecesi doğduğundan dolayı Evren’e “Kadir” adı verildi, on beş gün kadar adı “Kadir” olarak kaldı. Ağabeyi Ragıp’ın isteği üzerine babası, “Kadir” adından vazgeçip Evren’e “Ahmet Kenan” adını koydu.
15 Mayıs 1919’da Yunanlar İzmir’e asker çıkararak Anadolu içlerine doğru Osmanlı topraklarını işgale başladığında Evren ve ailesi Alaşehir’deydi. Yunanlar Alaşehir’e yaklaştıklarında Evren’in ailesi Alaşehir’i terk edip Denizli’ye göç etti. O tarihte at ve katır üstünde gerçekleşen göç sırasında Evren, henüz iki yaşındayken, kuvvetli bir ishale yakalandı. Annesi, Evren’i sırtında ve kucağında taşımaktan bitap düşüp oğlunun öleceğini tahmin ederek onu yolda bırakmayı dahi düşünmüşse de bırakmadı ve Evren ailesi Denizli’ye yerleşti. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra Evren’in babası önce Bergama’ya, sonra Muğla’ya tayin edildi. Aile Muğla’ya geçti.
Eğitimi
Kenan Evren, 7 yaşındayken Muğla’da ilkokula başladı. Birinci sınıfı burada okudu. Daha sonra babasının tayini Alaşehir’e çıktı. İlkokulun diğer sınıflarını Alaşehir’de, ortaokulu Manisa’da okudu. Bu dönemde yaşanan Menemen Olayı kendisini etkiledi, ilk portre resmini Mustafa Fehmi Kubilay’ın resmi olarak yaptı.
Evren, liseyi Maltepe Askerî Lisesinde okudu. 1938’de Kara Harp Okulunu bitirerek topçu asteğmen, Şubat 1939’da teğmen oldu. 1940’ta Topçu Okulunu bitirdikten sonra çeşitli birliklerde görev yaptı. Ağustos 1942’de üsteğmenliğe yükseldi. 1946 yılına kadar çeşitli topçu birliklerinde Batarya Takım Komutanı ve Batarya Komutanı olarak görev yaptı. 1946 yılında girdiği Kara Harp Akademisini 1949 yılında kurmay yüzbaşı olarak bitirdi.
Askerlik kariyeri
Kara Harp Akademisini bitirdikten sonra Genelkurmay Eğitim Şubesi kısım amirliği, 1. Ordu Harekât Dairesi başkan yardımcılığı yaptı, Kara Harp Akademisinde öğretmenlik etti. 1958-1959 yıllarında, Kore Savaşı’nın ardından Güney Kore’de kalan Türk Tugayında harekât ve eğitim şube müdürü ve kurmay başkanı olarak görev aldı. Türkiye’ye döndükten sonra 1959-1961 arasında Ordu Donatım Okulu kurmay başkanlığı ve 2. Ordu harekât eğitim başkanlığı görevlerini üstlendi. O sırada 27 Mayıs Darbesi’yle ordu yönetime el koymuştu. 227. Piyade Alayı komutanlığı, 9. Kolordu kurmay başkanlığı, Kara Kuvvetleri Okullar Dairesi başkanlığı yaptı. 1964’te tuğgeneral, 1967’de tümgeneral oldu. 58. Er Eğitim Tümeni komutanlığı ve 2. Ordu kurmay başkanlığı görevlerine atandı. 1970’te korgeneralliğe yükseldi. 2. Kolordu komutanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Denetleme Kurulu başkanlığı görevlerinde bulundu. 1974’te orgeneral olarak Genelkurmay İkinci Başkanlığına getirildi. 1976 ile 1977 yıllarında Ege Ordusu komutanlığı görevinde bulundu.
Kara Kuvvetleri Komutanı Namık Kemal Ersun’un 1 Haziran 1977’de, Kanlı 1 Mayıs’tan (1 Mayıs 1977) sonra darbe girişiminde bulunacağı iddiasıyla, dönemin başbakanı Süleyman Demirel tarafından 200 asker ile birlikte resen emekliye sevk edilmesiyle Kenan Evren’e Genelkurmay Başkanlığı yolu açıldı. Gelecekteki Genelkurmay Başkanı olmasına kesin gözüyle bakılan Ersun’un emekliye ayrılması Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki dengelerin ve kıdem geleneğinin bir anda altüst olmasına neden oldu. Bu karışık dönem nedeniyle Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ın görev süresi bir yıl uzatılırken bu arada Kara Kuvvetleri Komutanlığına gelecek yani bir yıl sonra Genelkurmay Başkanı olacak isim konusunda bir anlaşmazlık baş gösterdi, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk 1. Ordu Komutanı Adnan Ersöz’ü isterken Başbakan Demirel 3. Ordu Komutanı Ali Fethi Esener’in Kara Kuvvetlerinin yeni komutanı olmasını istedi. Ancak Ne Demirel ne de Korutürk geri adım atınca her iki komutan da görev süreleri bittiğinden 30 Ağustos 1977’de emekliye ayrıldı. Böylece en kıdemli olan Evren, beklenmedik biçimde 5 Eylül 1977 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanı oldu. 1977-1978 yıllarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapan Evren, 6 Mart 1978’de Genelkurmay Başkanlığına atandı.
12 Eylül 1980 Darbesi
Kenan Evren’in 8 Eylül 1980’de imzaladığı icra emri gereği 12 Eylül 1980 günü saat 03.00’te resmî adı “Bayrak Harekâtı” olan müdahale Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir-komuta zinciri içinde başladı. Yasama ve yürütme yetkilerini kullanmak üzere Evren’in liderliğinde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun’dan oluşan Millî Güvenlik Konseyinin ilk bildirisi olan 1 numaralı bildiri, tüm hedeflerin sorunsuz olarak birer birer ele geçirilmesi sonucu saat 04.00’te radyolardan yayımlandı:
Evren, genelkurmay ve Millî Güvenlik Konseyi başkanlığının yanı sıra devlet başkanlığını da üstlendi. TBMM ve hükûmeti feshetti, bütün ülkede sıkıyönetim ilan etti. 20 Eylül’de eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Emekli Oramiral Bülent Ulusu’ya hükûmeti kurma görevi verdi. Devlet Başkanı olarak yurt gezilerine çıkarak 12 Eylül Darbesi’nin gerekçelerini ve amaçlarını halka anlattı. Gittiği yerlerde halktan büyük destek gördü. 10 Temmuz 1981 günü, Danışma Meclisinin 23 Ekim günü toplanacağını açıkladı. 23 Ekim’de açılan Danışma Meclisi, yeni anayasayı hazırlamaya başladı. Üyeleri MGK tarafından seçilen Danışma Meclisince hazırlanan ve MGK’ce denetlenen anayasanın kabul edilmesi için yoğun bir propaganda kampanyası yürüttü. Bazı illere gidip konuşmalar yaptı. 1982 Anayasası, 7 Kasım 1982 tarihinde yapılan referandumda %91,37’lik “evet” oyuyla kabul edildi. Evren, yeni anayasanın 1. geçici maddesi uyarınca yedi yıllık bir süre için Türkiye’nin 7. Cumhurbaşkanı sıfatını kazandı.
Dış bağlantı iddiaları
Mehmet Ali Birand’ın, 12 Eylül’ü anlattığı “12 Eylül Saat: 04.00” adlı kitabında, 12 Eylül Darbesi sırasında dönemin CIA Türkiye Masası İstasyon Şefi Paul Henze’in askerî müdahaleyi haber alırken haberi ulaştıran diplomatın “Your boys have done it. (Senin çocuklar yaptılar.)” şeklinde yaptığını iddia ettiği konuşması, 12 Eylül Darbesi içinde ABD’nin rolü konusunda tartışmalara neden olmuştur. İddiaya göre Henze’den sonra mesaj Başkan Jimmy Carter’a iletilmiştir.Paul Henze 2003 yılında verdiği demeçte “Senin çocuklar yaptılar.” sözlerinin Mehmet Ali Birand’ın uydurması olduğunu belirtmiştir, kısa bir süre sonra Birand ise 1997’de Henze ile yaptığı görüşmenin sesli ve görüntülü kayıtlarını yayımlamıştır. Ancak yayımlanan kayıtlarda konuşmanın Birand’ın iddia ettiği gibi değil, “The boys in Ankara did it.” (Ankara’dakiler yaptılar.)” şeklinde olduğu görülmüştür.
Evren’in bu dönemde NATO içerisinde gizli bir örgütlenme olan stay-behind kontrgerilla ordusunun başında bulunduğu iddia edilmektedir.
1981 Atatürk Yılı
12 Eylül’den hemen sonra Kenan Evren, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün doğumunun 100. yılı olması nedeniyle 1981 yılını kanun çıkararak “Atatürk Yılı” ilan etti. 5 Ocak 1981 günü 08.45’te Anıtkabir’de saygı duruşunda bulunulduktan sonra saat 11.00’de Türkiye Büyük Millet Meclisinde tören başladı. Törende eski cumhurbaşkanları Celâl Bayar, Cevdet Sunay ve Fahri Korutürk de yer aldı. Evren’in yaptığı uzun bir konuşmayla “Atatürk Yılı” kutlamalara açıldı. Yıl boyunca yapılan etkinliklerle Atatürk’ün doğumunun yüzüncü yılı kutlandı. Yeni Atatürk anıtları, Atatürk’ün adının verildiği kültür merkezleri ve tatbikatlar yapıldı. O yıl açılan birçok kurum ve kuruluş “Yüzüncü Yıl” adını aldı. 23 Nisan’daki bayramın adı “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak değiştirildi. 19 Mayıs’taki Gençlik ve Spor Bayramı’nın adı “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak değiştirildi ve 19 Mayıs 1981 günü stadyumlarda coşkulu şekilde kutlandı. Atatürk’ün başöğretmen olduğu 24 Kasım günü “Öğretmenler Günü” olarak kutlandı. Üniversitelere zorunlu “Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi” dersi getirildi. Kara Harp Okulu ve diğer askerî okullar için üç ciltlik “Atatürkçülük – Atatürk’ün Görüş ve Direktifleri” adlı kitap bastırıldı ve öğrencilere dağıtıldı. Evren, gittiği illerde yaptığı konuşmalarda da Atatürkçülük vurgusu yapıyor, halkı Atatürk’te birleşmeye çağırıyordu. 17 Ocak 1981’de Gaziantep’te yaptığı konuşmada şöyle diyordu:
“Biliyorsunuz: Yalancı devrimciler, ‘Tek yol devrim!’ diye ortaya atıldılar; duvarlara, şuraya buraya yazdılar. Evet, devrim vardır ama bu tek yol Atatürk devrimidir! Onun yoludur. Atatürk’ün koyduğu ilkeler komünizme de faşizme de kapalıdır.”
Evren, bu dönemde yapılanlar için 1998 yılında yayımlanan 12 Eylül belgeselinde şöyle dedi:
“Biz Atatürk’ün döneminde yetiştik. Atatürk’ün neler yaptığını yakinen biliyoruz. Onun içindir ki Atatürkçülüğün üzerinde ne kadar dursak az olduğuna inanıyoruz. Belki şu olmuştur, bir şeyi çok söylerseniz gına getirir. Ama ben ona dikkat etmeye çalıştım.”
Devlet Mezarlığı
Kenan Evren, 12 Eylül’den sonra yine kanun çıkararak “Devlet Mezarlığı” yapımını başlattı. Zira Evren; “Anıtkabir’in Mustafa Kemal Atatürk için yapıldığını, orada sadece Atatürk’ün mezarının bulunması gerektiğini, Anıtkabir’in mezarlık hâline gelmemesi gerektiğini” düşünüyordu. Cumhurbaşkanlığı döneminde, 30 Ağustos 1988, Devlet Mezarlığı’nı törenle açtı. İnönü ailesinin isteği dikkate alındı ve İsmet İnönü’nün mezarı Anıtkabir’de bırakılırken diğer mezarlar Anıtkabir’den kaldırılıp başka yerlere nakledildi. Eski cumhurbaşkanları ve Kurtuluş Savaşı kumandanlarının naaşları da Devlet Mezarlığı’na nakledildi.
1983 Türkiye genel seçimlerinde iktidara gelen ANAP’ın lideri Turgut Özal ile genel olarak uyum içinde çalıştı. 9 Kasım 1989’da cumhurbaşkanlığı görevi sona eren Kenan Evren, yerini Turgut Özal’a bıraktı ve Marmaris’e yerleşti.
Ressamlığı
Resme ilgisinin ilkokul yıllarında başladığını, 13 yaşındayken Menemen Olayı’ndan etkilenip ilk portre resmini Mustafa Fehmi Kubilay’ı çizerek yaptığını anlatan Kenan Evren, cumhurbaşkanlığından sonra kendini resme verdi. Bu dönemde yağlı boya ve sulu boya tabloları yapmaya başladı. Satışa çıkan ilk tablosu, 1992’de yaptığı “Marmaris’te Dar Bir Sokakta Bir Adam” adlı yağlı boya tablosu oldu. 1994 yılında ilk sergisini Marmaris’te açtı. 1997 yılında Ankara’da sergi açtı. “Hamamda Kızlar” adlı tablosu 600 milyon liraya satıldı. 1998 yılında düzenlenen ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in de katıldığı Cumhuriyet Balosu’nda açık artırmaya çıkarılan “Atatürk” adlı yağlı boya tablosu 105 milyar liraya satıldı. Bu durum Evren’i yaşayan en pahalı Türk ressamı yaptı. 1999 yılında ilk nü çalışmasını yaptı, dünya şampiyonu Alman buz patenci Katarina Witt’in çıplak resmini yaptı. 2002 yılında Hande Ataizi’ni model alarak yaptığı ikinci nü çalışmasını sergiledi. 2000’li yıllarda sergi açmaya devam etti.
Özel yaşamı
27 Mayıs 1944’te Sekine Evren ile evlenen Kenan Evren’in bu evlilikten Şenay, Gülay ve Miray adlarında üç kızı oldu. Sekine Evren 1982’de öldü.
12 Eylül Davası
2000 yılında Adana savcısı Sacit Kayasu Kenan Evren hakkında iddianame hazırladı. Fakat, Kayasu’nun iddianamesi kabul edilmedi. Kayasu ilk olarak, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından kınama cezası aldı. Daha sonra Yargıtay tarafından “görevi kötüye kullanmak” ve “askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif” suçundan mahkûm edilen Kayasu’yu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu meslekten ihraç etti. Avukatlık yapma hakkı dahi elinden alınan Kayasu, ihraç kararı üzerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde dava açtı. 2008’de sona eren davada “ifade özgürlüğünü kısıtladığı” için Türkiye 41 bin avro tazminata mahkûm edildi.[28]
12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumda anayasa değişikliklerinin kabul edilmesiyle 12 Eylül Darbesi’nin sorumlularının yargılanmasını engelleyen Anayasa’nın “geçici 15. madde”si yürürlükten kaldırıldı.
13 Eylül 2010 tarihinde Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) İzmir İl Yönetimi Kenan Evren hakkında “darbe yapmak, anayasa değiştirmek, hükümeti yıkmak, sistemli bir şekilde planlayarak ve tasarlayarak adam öldürmek, kasten yaralamak, işkence yapmak, eziyet etmek, hürriyetten yoksun bırakmak ve cinsel saldırıda bulunmak” gibi suçlardan suç duyurusunda bulundu.[29]
Bunun yanı sıra Ankara, İstanbul ve Bursa gibi Türkiye’nin değişik illerinde de 2010 Anayasa değişikliği referandumundan “evet” çıkmasının ardından Anayasa’nın Geçici 15. Maddesinin yürürlükten kaldırılması ve 12 Eylül 1980 darbesini yapanlara yargı yolunun açılması üzerine savcılıklara suç duyurusuna başlandı.
Suç duyurularının ardından 8 Nisan 2011’de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Kenan Evren ve hayatta kalan tek MGK Üyesi olan Tahsin Şahinkaya’nın ifadesi alındı. Ocak 2012’de tamamlanan soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede, dönemin Genelkurmay Başkanı, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya’nın “şüpheli” olarak yer aldı. İddianamede, Evren ve Şahinkaya’nın, 765 sayılı TCK’nın “Devlet Kuvvetleri Aleyhinde Cürümler”e ilişkin 146. maddesi ile 80. maddesi uyarınca “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına” çarptırılmaları istendi.
İddianame, 10 Ocak 2012’de Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesin tarafından kabul edildi ve 4 Nisan 2012’de 12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleştirilen askerî darbenin sorumlularının yargılanmalarına başlandı.
22 Ağustos 2012’de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından 12 Eylül Davası’nın görüldüğü Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen raporda, sanık Kenan Evren’in duruşmaya katılmasının “tıbbi açıdan uygun olmadığı” bildirildi. Bunun üzerine Mahkeme, Dava’nın sanıkları Evren ve Şahinkaya’nın savunmalarının, sesli ve görüntülü iletişim teknolojisiyle alınmasına karar verirken, sanıkların mal varlıklarına tedbir konulması yönündeki talebi reddetti.[33] Evren tedavi gördüğü Ankara GATA’daki odasında kurulan kamera ve ses sistemi ile mahkemeye katıldı.
13 Şubat 2013’te, Kenan Evren ile Tahsin Şahinkaya haklarında açılan 12 Eylül dönemine ilişkin dava nedeniyle haklarının ihlal edildiği ileri sürerek Anayasa Mahkemesi’ne başvurdular. 25 Ekim 2013’te Cumhuriyet Savcısı Selçuk Kocaman, 12. Ağır Ceza Mahkemesine verdiği 18 sayfalık esas hakkındaki görüşte, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın, TCK’nın “devlet kuvvetleri aleyhine cürümler” başlıklı 146. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını ve rütbelerinin sökülmesini istedi.
Dava Mart 2014’te, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapatılmasının ardından Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne devredildi.
18 Haziran 2014 tarihinde, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12 Eylül 1980’de dönemin başbakanı Süleyman Demirel’e muhtıra vermek, T.C. Anayasasını ve Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs suçundan müebbet hapis cezasına ve orgenerallik rütbesinin erliğe düşürülmesine karar verildi.Kesinleşmeleri için Yargıtay’da onanmaları gereken kararların, 24 Kasım 2014 itibarıyla altı aydır temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmeyerek yerel mahkemede bekletildiği ortaya çıkmıştı.Evren’in ölümüyle Yargıtay sürecindeki dava düştü ve kararlar kesinleşmedi.
Ölümü ve cenazesi
9 Mayıs 2015 tarihinde beyin ölümünün gerçekleşmesiyle Gülhane Askerî Tıp Akademisinde (GATA) 98 yaşındayken öldü. Ölümünden bir hafta önce kalçasında oluşan kırıktan dolayı hastaneye kaldırılarak ameliyata alınmıştı. Ameliyattan sonra ilerleyen saatlerde durumu ağırlaşmıştı. 12 Mayıs 2015 tarihinde naaşı, askerî cenaze aracıyla GATA’dan alınarak Genelkurmay Başkanlığına götürüldü ve askerî tören düzenlendi, törene sivil olarak sadece ailesi katıldı. Cenazesi Ahmet Hamdi Akseki Camisi’nde kılınan öğle namazını müteakip Devlet Mezarlığı’nda toprağa verildi. Kenan Evren’in cenaze namazı için camiye gelenler arasında Eski Başbakan Bülend Ulusu, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, eski Fenerbahçe Kulübü başkanı Ali Şen, eski Fenerbahçe ikinci başkanı ve iş adamı Nihat Özdemir; eski meclis başkanları İsmet Sezgin, Kaya Erdem; eski Genelkurmay Başkanları Necdet Üruğ, Işık Koşaner, Hilmi Özkök; eski Genelkurmay II. Başkanları Çevik Bir, Hulusi Akar ve kuvvet komutanları vardı. Yurt dışı yolculuğu olduğundan törene katılamayan Celâl Şengör, Evren’in cenazesine “Sana müteşekkiriz, nur içinde yat komutanım.” yazılı bir çelenk gönderdi.
Hatırası
12 Eylül 1980 sonrası Kenan Evren’in adı birçok sokak, mahalle, cadde ve bulvara verilmeye başlandı. İstanbul Maltepe’deki kışlaya “General Kenan Evren” adı verildi. Ankara’daki “Çıkınağıl” ilçesinin adı 1982 yılında “Evren” adını aldı.Evren’in adı okullara da verilmeye başlandı. 1983 yılında adı “Kenan Evren Lisesi” olarak değiştirilen “Kadıköy Lisesi” bunlardan biriydi. 1998 yılında Anadolu lisesi olan okul yine bu adla eğitim öğretime devam etti, 2010 yılında ise Evren’in adı kaldırıldı ve “İstanbul Anadolu Lisesi” adını aldı.
Evren, 1982 yılında kurulan Mehmetçik Vakfının kurucuları arasında yer aldı. Vakıf, kendisinin ve diğer Millî Güvenlik Konseyi üyelerinin aralarında topladıkları biner TL ile kuruldu. Evren, 1999’da ise kendi adını verdiği “Kenan Evren Eğitim, Kültür ve Doğayı Koruma Vakfı”nı kurdu. Daha sonra bu vakfın bünyesinde bir kolej yaptırdı.Vakıf günümüzde de üniversite öğrencilerine burs vermek, okullara teknoloji atölyesi yaptırmak gibi faaliyetlerle çalışmalarına devam etmektedir.
TBMM’deki tüm partiler 25 Kasım 2019 tarihinde Evren’in adının okul, cadde, sokak, mahalle, köy ve kışlalardan silinmesi konusunda anlaştı.